Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/1418 E. 2021/5561 K. 28.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1418
KARAR NO : 2021/5561
KARAR TARİHİ : 28.06.2021

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Uşak 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Uşak 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.03.2019 tarihli ve 2017/704 Esas, 2019/164 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili, ortaklığın giderilmesi davasına konu olan 185 ada 131 parsel sayılı taşınmazda tarafların malik olduğunu, vekil edeninin dava konusu taşınmaz üzerine 1983 yılında bina yaptırdığını, bina girişinde bulunan dükkanın da 27.01.1983 tarihli ev satış senedi ile ortak muris … … tarafından vekil edenine satıldığını, dükkanın bedelinin ödendiğini belirterek dava konusu taşınmaz üzerindeki ev ve dükkanın vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu binaların ortak murisleri tarafından inşa edildiğini, satış sözleşmesinin hukuken geçersiz olduğunu, taşınmaz alım satım sözleşmelerinin tapu siciline tescil edilmek suretiyle geçerli olduğunu, söz konusu sözleşmenin satışa konu edilen yapılar inşa edilmeden yapıldığını, davacı ile babasının arsa üzerindeki evi yıkıp yerine yeni ev yaptırmak için anlaştıklarının aile içinde bilinen bir gerçek olduğunu, fakat eski yapılar yıkıldıktan sonra davacının sözünde durmayıp babasına para göndermediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuş, İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin tarihli ve 2019/932 Esas, 2020/72 Karar sayılı kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava muhdesatın tespit isteğine ilişkindir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Muhdesatın tespiti davalarında davanın konusu (müddeabih) davalıların payına isabet eden muhdesat değeri (zemin bedeli hariç) olup; yargılama sonucunda hüküm altına alınacak nispi karar ve ilam harcının, yargılama giderlerinin ve taraflar yararına takdir edilecek vekalet ücretlerinin iş bu müddeabih esas alınarak hesaplanması gerekir.
Ayrıca, az yukarıda açıklanan esaslar dikkate alınarak yargılama sonucunda hüküm altına alınacak nispi karar ve ilam harcından, aynı şekilde 6100 sayılı HMK’nin 326/2. maddesi uyarınca hesaplanacak yargılama giderinden ve davacı (veya davalı) yararına takdir edilecek vekalet ücretinden, davalının, dava konusu taşınmazın tapuda paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı olması halinde tapudaki payı, elbirliği mülkiyetinin sözkonusu olması halinde ise miras payı göz önünde bulundurularak sorumlu tutulmaları gerekir.
Somut olayda, dava konusu taşınmazda, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, dava konusu muhdesatın toplam değeri 96.850,53 TL’dir. Dosya kapsamına göre davalının payına isabet eden dava değeri ise 84.744,21 TL’dir. Bu miktar üzerinden davalı lehine hükmedilmesi gereken vekalet ücreti 9.979,52 TL iken Mahkemece 10.498,04 TL vekalet ücretine hükmedilmiştir. O halde, Mahkemece yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nin 370’inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda, 2. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz talebinin kabulüne, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi hükmünün 4. paragrafındaki “…10.498,04 TL…” ibaresinin çıkarılmasına, yerine “9.979,52” ibaresinin eklenmesine, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 28.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.