Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2017/10088 E. 2021/13255 K. 22.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/10088
KARAR NO : 2021/13255
KARAR TARİHİ : 22.12.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura düzenleme

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08/11/2018 tarihli 2018/427 Esas ve 2018/517 Karar sayılı ilamı ile sahte fatura düzenleme/kullanma suçlarında suça konu faturaların, 213 sayılı VUK‘nin 230. maddesine göre yalnızca unsurlarının tespiti amacıyla incelenmesinde zorunluluk bulunmadığı ve dosya kapsamında mükellefe ait fatura asıllarının bulunduğu anlaşılmakla, tebliğnamedeki bu hususa yönelik bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
1) 2008 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
Sanığa yüklenen “2008 takvim yılında sahte fatura düzenleme” suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, en aleyhe kabulle 31/12/2008 olan suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanığın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
2) 2009, 2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde;
Mükellefçe 2009 takvim yılında düzenlenen son faturanın 31/12/2009 tarihli olduğu belirlenerek yapılan incelemde;
… Metal Demir Çelik… Ltd.Şti yetkilisi olan sanığın 2009, 2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura düzenlediği iddia ve kabul edilen kamu davasında; sanığın suçlamaları kabul etmediği, düzenlediği faturaların gerçek ticari ilişki sonucu olduğunu, stoklu çalışmadıkları için depoya ihtiyacı olmadığını, nakliyeyi, malı alan firmalar gerçekleştirdiği için kayıtlı araçlarının olmadığını, sektörde alışverişlerin telefonla gerçekleştiğini savunduğu, vergi denetmenlerince seçilen ve mükellefçe fatura düzenlenen firmalar hakkında yapılan karşıt incelemelerde de herhangi bir usulsüzlük tespit edilmemiş olduğu ve her yıl yapılan yoklamalarda mükellef şirkete bilinen adresinde ulaşılabilmiş olduğu dosya kapsamından anlaşılmakla, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından;

a)Faturaları kullandığı belirlenen … İnşaat ve … İnşaat isimli mükellefler hakkında karşıt inceleme raporu düzenlenip düzenlenmediğinin ilgili vergi dairesinden sorulması, düzenlenmiş ise onaylı örneklerinin getirtilmesi,
b)Aynı mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması, dava açılmış ise dosyalarının getirtilip incelenerek ilgili belgelerin onaylı örneklerinin dosyaya alınması,
c)Gerektiğinde, faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının belirlenmesi için; faturaları kullanan mükelleflere ait mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyelerinin, teslim ve tesellüm belgelerinin, bedelinin ödendiğine ilişkin ticari teamüle uygun ve kanıtlama yeterliliği olan banka hesaplarının ve kasa mevcuduyla uyumlu geçerli belgelerin getirtilmesi, faturaları düzenleyen mükellef ile kullanan mükelleflerin ticari defter ve belgeleri üzerinde karşılıklı bilirkişi incelemesi yaptırılması,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile mahkûmiyet hükümleri kurulması,
4)Kabule göre de;
a)Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında TCK’nin 58. maddesi hükümlerinin uygulanmaması,
b)Müşteki kurum vekilinin 02/01/2014 tarihli dilekçesindeki katılma talebi hakkında karar verilmemesine karşın, sanığın vekalet ücreti ödemesine hükmedilmesi yasaya aykırı,
c)5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 22.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.