YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6166
KARAR NO : 2021/6857
KARAR TARİHİ : 06.12.2021
MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce bozmaya uyularak davanın reddine dair verilen 01.07.2020 tarih ve 2020/657 E. – 2020/571 K.sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 2014/88833 numaralı “ÖZÜNDE” ibareli marka tescil başvurusuna müvekkili şirketin “ÖZDE” ibareli tescilli markasına ve benzerlik ile tanınmışlık hukuki nedenine dayalı itirazının TPMK YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davalı marka başvurusu ile müvekkilinin markalarının anlamsal olarak aynı olduğunu, işitsel ve görsel açıdan da benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin ÖZDE markasını Türkiye çapında 29. ve 30. sınıflarda uzun yıllardır kullandığını ve markayı ilgili sektörde tanınmış marka haline getirdiğini, müvekkilinin markasına iltibas düzeyinde benzer markayı üstelik de aynı ve benzer ürün ve hizmetler üzerinde tescil ettirmek üzere başvurmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2016-M-515 sayılı YİDK kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, müvekkilinin markasıyla süt ve süt ürünleri sektöründe üretim yaptığını, taraf markaları arasında iltibas yaratacak şekilde anlamsal, görsel, işitsel olarak benzerlik ve halk tarafından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının tanınmışlık iddiasının haklı olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b. maddesi uyarınca karıştırılma ihtimalinin varlığı değerlendirilirken, markaların birbirlerine olan görsel, sescil ve kavramsal benzerlikleri yanında, markaya konu unsurların ayırt edicilik gücünün de dikkate alınması gerektiği, somut olayda, davacıya ait ”ÖZDE” esas unsurlu markalar ile davalı …’a ait ”ÖZÜNDE” ibareli marka başvurusu arasında, markaların kökünü oluşturan ”öz” kelimesinin ayırt ediciliği zayıf bir ibare olması ve ibareler arasında kavramsal farklılık bulunması nedeniyle 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 06/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.