Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2011/5536 E. 2012/6891 K. 26.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/5536
KARAR NO : 2012/6891
KARAR TARİHİ : 26.03.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Haksız olarak ele geçirilen anahtarla kilit açmak suretiyle hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 19.06.2007 gün ve 2005/27 esas, 2007/479 sayılı kararı sanığın yokluğunda, zorunlu müdafii olarak görevlendirildiğine ilişkin sanığa bilgi verildiğine dair belge ve beyan bulunmayan Avukat …’ın katıldığı 19.06.2007 günlü oturumda açıklanmış ise de, kendisine zorunlu savunman atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda, zorunlu müdafıiye yapılan tefhim veya tebliğ kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağından, yine mahkemenin anılan kararının son kısmında yer alan kanun yolu açıklamasında 7 günlük temyiz süresinin ne zaman başlayacağının belirtilmediğinin anlaşılması karşısında; bu şekilde yazılan hükümdeki tefhimin T.C. Anayasası’nın 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 232/6 ve 291/2. maddelerinde öngörülen yöntemlere uygun yapılmadığı ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.10.2008 gün 2008/1-192 esas ve 2008/214 sayılı kararı ışığında; yanıltıcı tarzdaki kanun yolu açıklaması düzeltilmedikçe ve düzeltilmiş şekliyle ilgiliye tebliğ edilmedikçe hüküm kesinleşemeyeceğinden, sanığın temyiz talebinin süresinde olduğunun kabulü gerektiğinden, İstanbul 14.Asliye Ceza Mahkemesi’nin hukuki değerden yoksun olan 21.02.2008 tarih ve 2008/19 D.İş sayılı “temyizin reddine” ilişkin kararı kaldırılarak yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Onaysız fotokopiden oluşan bir kısım soruşturma belgelerinin hükme dayanak yapılması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 169. maddesine aykırı davranılması,
2-5237 sayılı TCK’nın 7/2 ve 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilip, anılan Kanunun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 493/2, 522 (pek fahiş) maddelerinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu; sanığın
suç tarihinde gündüz vakti yakınanın evinin ikinci kattaki penceresini sert bir cisimle zorlayarak açıp, içeriden ziynet eşyaları, kamera ve kontak anahtarını çalıp, haksız olarak ele geçirdiği anahtarla evin önünde park halinde olan 34 VE 5432 plakalı otomobili çalması şeklinde gerçekleşen eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 142/2-d, 53. maddelerine uyan hırsızlığın yanı sıra, aynı Kanunun 116/1, 53 ve 151/1, 53. maddelerine uyan konut dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu ve bu suçlar yönünden CMK’nın 253 ve 254. maddelerinde öngörülen uzlaşma hükümlerinin uygulanma olanağı değerlendirilip sonucuna göre, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK’nın ilgili maddeleri uyarınca denetime olanak verecek şekilde ayrı ayrı uygulamalar yapılıp, cezalar belirlenip, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan kanunun yeniden belirlenmesi zorunluluğu,
3-Yakınanın, 27.06.2003 günü saat 12:00 sıralarında evinden ayrıldığını, aynı gün saat 20:30 sıralarında ise evine girildiğini ve otomobilinin çalındığını tesbit ettiğini söylemesi ve olay tarihinde de güneşin 20:44’de battığının anlaşılması karşısında; eylem gündüz gerçekleştiği halde, mahkemece karşılaştırma yapılırken eylemin gece işlendiği kabul edilerek 5237 sayılı TCK’nın 143. maddesinin gözönüne alınması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 26.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.