YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6630
KARAR NO : 2021/8408
KARAR TARİHİ : 05.10.2021
Ticareti usulüne aykırı terk etmek suçundan sanık …’ın, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 337/A-1, maddesi uyarınca 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Antalya 4. İcra Ceza Mahkemesinin 11/05/2016 tarihli ve 2016/189 esas, 2016/451 sayılı kararı aleyhine … Bakanlığı’nın 06/05/2021 gün ve 94660652-105-07-12880-2020-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22/06/2021 gün ve KYB -2021/69577 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Antalya 1. İcra Ceza Mahkemesinin 06/04/2017 tarihli ve 2015/1122 esas, 2017/232 sayılı kararı ile adı geçen sanığın ticareti usulüne aykırı terk etmek suçundan, 2004 sayılı Kanun’un 337/A-1 maddesi uyarınca 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin karar verildiği, anılan kararın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 21/06/2017 tarihli ve 2017/2016 esas, 2017/1924 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi suretiyle kesinleştiği, aşağıda bahsedilen hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararına karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308/A maddesi gereğince itiraz talebinde bulunularak meselenin çözülebileceği düşünülerek yapılan incelemede,
1-Dosya kapsamına göre,
Sermaye şirketlerinin 2004 sayılı Kanun’un ticareti terk edenler başlıklı 44. maddesinde belirtilen mal beyanında bulunma zorunluluğunun olmadığı, ticareti terk, sermaye şirketinin ticaret unvanının ticaret sicili kayıtlarından silinmesi anlamına gelmekte olduğu, kaydın silinmesinden önce tasfiye sürecinin başlamasının gerektiği, bu kapsamda şirketin aktif ve pasifleri belirlenmekte, varsa mal varlığının değeri saptanmakta, aktif mal varlığı satılarak borçları ödenmekte, kalan bir para olduğu takdirde hissesi oranında ortaklarına dağıtılmakta, buna ilişkin hazırlanan bilanço ile birlikte ticaret sicili müdürlüğüne başvurularak şirketin kayıtlardan silinmesi sağlanmakta olup, ticaret unvanı ticaret sicilinden silinen bir sermaye şirketi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun’u uyarınca tasfiye sürecini tamamladığından, artık bundan sonra aktif ve pasifini gösteren bir mal beyanını vermesi fiilen mümkün olamayacağı, bu halde mal beyanında bulunmadığından bahisle mahkûmiyetine karar verilemeyeceği cihetle, mal beyanında bulunma yükümlülüğünün gerçek kişi tacirlere yönelik bir yükümlülük olduğu ve ticaret şirketlerini kapsamadığı, bu halde atılı suçun unsurlarının oluşmayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2-Kabule göre,
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 13/03/2019 tarihli ve 2019/2777 esas, 2019/4226 karar sayılı ilamında yer alan “…ticareti terk suçunun maddede gösterilen icra hareketlerinden birinin işlenmesi ile oluşan tek bir suç olduğu, farklı icra takip dosyalarına ilişkin olarak yapılan şikayetler üzerine açılan davaların birleştirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği,…sanık hakkında yapılan her şikayet üzerine davaların ayrı esaslarda görülerek sanığın iki kez mahkumiyetine dair karar verilmesinde, isabet görülmediği…BOZULMASINA” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, sanık hakkında inceleme konusu dosyadaki ticareti terk suçu ile Antalya 1. İcra Ceza Mahkemesinin 06/04/2017 tarihli ve 2015/1122 esas, 2017/232 sayılı kararına konu olan ticareti terk suçunun maddede gösterilen icra hareketlerinden birinin işlenmesi ile oluşan tek bir suç olduğu, Antalya 1. İcra Ceza Mahkemesinin 2015/1122 esas sayılı dosyası kapsamında müşteki vekili tarafından dosyaya sunulan 04/12/2015 tarihli şikayet dilekçesinin, Antalya 4. İcra Ceza Mahkemesinin 2016/189 esas sayılı dosyasında yer alan 29/02/2016 tarihli şikayet dilekçesinden önce tanzim edildiği, bu halde farklı icra takip dosyalarına ilişkin olarak yapılan şikayetler üzerine açılan bu davaların birleştirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği cihetle, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Antalya 4. İcra Ceza Mahkemesinin 11/05/2016 tarihli ve 2016/189 esas, 2016/451 sayılı kararının CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık hakkında “ticareti usulüne aykırı terk etmek” suçundan verilen mahkumiyet hükmünün kaldırılmasına, 05/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.