YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/3555
KARAR NO : 2021/11677
KARAR TARİHİ : 05.07.2021
(KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ)
Silahlı gasp ve muhtelif suçlardan hükümlü …’ın cezalarının 36 yıl ağır hapis cezası olarak toplanmasına dair … Ağır Ceza Mahkemesinin 10/11/2003 tarihli ve 2003/470 müteferrik sayılı içtima kararının infazı sırasında 23/05/2002 tarihi itibariyle şartla tahliye edilmesini müteakip, deneme süresi içerisinde 17/06/2004 tarihinde işlemiş olduğu silahlı örgüt kurma ve yönetme suçundan dolayı 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılması sebebiyle, şartla tahliye kararının geri alınarak ikinci suçun işlendiği 17/06/2004 tarihi ile bihakkın tahliye tarihi olan 25/11/2025 tarihi arasındaki sürenin aynen infazına dair … Ağır Ceza Mahkemesinin 30/01/2015 tarihli ve 2015/66 değişik iş sayılı kararının kesinleşmesine müteakip, hükümlü müdafi tarafından şartla tahliyenin geri alınması yönündeki kararın kaldırılmasına yönelik talebinin reddine ilişkin anılan mahkemenin 29/09/2016 tarihli ve 2016/1162 değişik iş sayılı kararına yapılan itirazın reddine dair … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/12/2016 tarihli ve 2016/1160 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 18/02/2008 tarihli ve 2008/1705 esas, 2008/1080 karar sayılı ilâmında ” 765 sayılı TCK’nin 68-77. maddelerinde cezaların toplanması kurumu düzenlenmiş olup, temel ilke olarak toplama sistemi benimsenmekle birlikte toplama işlemi sonucunda 77. maddesiyle öngörülen üst sınırın aşılamayacağını belirtmiştir. 5237 sayılı TCK’da bir kimsenin işlediği birden fazla suçtan dolayı mahkûm olduğu cezaların ne şekilde toplanacağına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. 5275 sayılı CGTİK’nin 99. maddesinde ise: “Bir kişi hakkında hükmolunan herbir ceza diğerinden bağımsız varlıklarını ayrı ayrı korurlar. Ancak, bir kişi hakkında başka başka kesinleşmiş hükümler bulunur ise, 107’nci maddenin uygulanabilmesi yönünden mahkemeden bir toplama kararı istenir” hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenleme karşısında sanığın, işlediği birden fazla suçtan dolayı verilen cezaların belirli bir üst sınır olmaksızın hepsini çekmesi gerekmektedir. Ancak koşullu salıverilme aşamasında uygulanacak üst sınırlar saptamıştır. Cezaların toplanması (içtiması) koşullu salıverilme hükümleriyle yakından ilişkili olup uygulanması zorunludur. 5237 sayılı TCK’nin 7/3. maddesinin hükmü karşısında, suç tarihi göz önünde bulundurularak koşullu salıverilmeye ilişkin uygulanacak yasa, hükümlünün özgürlüğünü en az kısıtlayacak şekilde belirlenmeli, buna göre de cezaların ne şekilde toplanacağı saptanmalıdır. Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04/05/1992 tarihli ve 1/67-129 sayılı kararında açıklandığı gibi, “cezaların toplanmasına konu olabilecek hüküm veya ceza kararnamelerin fiilen ve hukuken infazının olanaklı bulunması zorunludur. Yasada düzenlenen belli bir infaz şekli olan koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmasından sonra cezanın fiilen ve hukuken infaz edildiğinin kabulü gerekir. Böylece hukuken ve fiilen infaz edilmiş bir ceza nedeniyle hükümlünün tekrar cezaevine alınmasına olanak yoktur. Öyleyse koşullu salıverilmesine karar verilen hükümlünün, o suç nedeniyle bir daha cezaevine alınamayacağı gözönüne alındığında, koşullu salıverilme tarihinden sonra bihakkın salıverilme tarihinden önce kesinleşen mahkûmiyetlerinin, koşullu salıverme kararı verilen kararlarla toplanmasına yasal olanak bulunmamaktadır…” şeklinde belirttiği açıklamalar karşısında,
Somut olayda, sanığın deneme süresi içerisinde 17/06/2004 tarihinde işlemiş olduğu silahlı örgüt kurma ve yönetme suçundan mahkûm olduğu anlaşılmakla, önceki şartla tahliye konu olan içtimalı 36 yıl hapis cezasının, uyarlama yargılaması sonucunda 12 yıl 6 ay hapis cezası ve 7 ay hapis cezası olmak üzere toplam 12 yıl 13 ay hapis cezası olarak infaz edilmesi gerektiği, bu durumda ikinci suçun işlendiği 17/06/2004 tarihi ile yeni belirlenen 17/11/2007 bihakkın tarihi arasındaki sürenin aynen infaz edilmesi gerektiği gözetilmeden şartlı tahliye öncesi kesinleşen cezalar ile şartlı tahliye sonrası kesinleşerek gelen cezaların içtima edilerek infazına karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 94660652-105-39-10485-2018-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi ile Dairemize ihbar ve dava evrakı gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü;
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hükümlü … hakkında verilen Manisa Ağır Ceza Mahkemesinin 2002/114 müt. sayılı, … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.10.2003 tarihli 2003/436 müt. Sayılı, … Ağır Ceza Mahkemesinin 2001-441, 07/06/2000 tarihli ve 2000/137 müt. sayılı kararlarının dosya içerisinde bulunmadığı anlaşılmakla, bu kararların dosya içerisine alınmasından sonra kanun yararına bozma istemi konusunda karar verilmek üzere Dairemize gönderilmesi amacıyla dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05/07/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.