YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6794
KARAR NO : 2021/6277
KARAR TARİHİ : 07.04.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dairemizin 25.02.20149 tarih ve 2013/18486 Esas – 2014/7541 Karar sayılı ilamı karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 18.02.2021 tarih KD-2021/15688 sayılı itiraznamesi ile;
1-Sanığın katıldığı 11/05/2011 tarihli celse ara kararında zorunlu olduğu düşünülerek sanığa müdafi atanması için baroya müzekkere yazılmasına karar verildiği, celse arasında yapılan atamadan sanığa bilgi verilmediği, sanığın katılmadığı bir sonraki celseye atanan müdafinin katıldığı ve yüzüne karşı hükmün tefhim edildiği, tefhim edilen hükmün müdafi tarafından temyiz edildiği, temyiz keyfiyetinin de sanığa bildirilmediği, hükmün müdafinin temyizi üzerine onanarak kesinleştiği, bu suretle sanığın savunma hakkının kısıtlandığı,
2-… Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianamede, sanık hakkında, kasten yaralama suçundan 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e ve 87/1-d maddelerinin uygulanmasının talep edildiği, sanık hakkında TCK’nin 86/1, 86/3-e ve 87/1-d ve hükümde belirtilmese de 87/1-son maddesi gereğince 5 yıl hapis cezası tayin edildiği, iddianamede yer almayan ve ceza miktarını arttıran bu madde yönünden sanığa ek savunma verilmediği anlaşılmakla; TCK’nin 87/1-son maddesinde, TCK’nin 87/1 maddesi uyarınca yapılacak artırım sonucu verilecek cezaların TCK’nin 86/1 veya 86/3. maddelerine giren hallerde belirli bir miktardan aşağı olamayacağının hüküm altına alınması, TCK’nin 87/1-d maddesinin yalnızca fiilin yaşamı tehlikeye sokan bir duruma neden olması halinde belirlenen cezanın bir kat artırılmasına ilişkin olması ve TCK’nin 87/1-son maddesi gereğince yapılacak artırımı kapsamaması, bu nedenle
sanığa TCK’nin 87/1-d maddesinin iddianamede yazılı olmasının yeterli olmaması karşısında; iddianamede talep edilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin sanık aleyhine olacak şekilde uygulanması hali söz konusu olduğundan, sanığa 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmesi gerektiği,
3-Olayın sanığın savunmasına göre katılanın kendisine küfretmesi ve fiili saldırısı üzerine çıktığı, katılanın ise sanığın kendisine sinkaflı sözle hakaret ettiğini ileri sürdüğü, yine de iddia edilen hakaret ve fiili saldırının sebebinin de taraflarca açıklanmadığı, keza olay yerinde bulunan ve tarafların ortak arkadaşları olan tanıkların da olayın aniden başladığını beyan ettikleri, sanık ve katılanın iddia ettiği hakaretlere ilişkin bir beyanlarının olmadığı, olayın neden çıktığını onların da açıklayamadıkları, diğer taraftan sanığın hekim raporunda vücudunda darp izlerinin tarif edildiği ve sanığın katılanın saldırısına dair savunmasının doğrulandığı, savunma ve iddiaya göre karşılıklı hakaret üzerine katılanın sanığa çöp tenekesi ile, sanığın da katılana üzerinde bulunan çakı bıçağı ile vurduğu ve ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tam olarak saptanamadığı olayda olayın çıkış sebebi ve seyri irdelenerek sanık hakkında TCK’nın 29. maddesi gereğince asgari düzeyde haksız tahrik indirimi yapılması gerekirken, sanık müdafisinin de talebine rağmen bu husus karar yerinde tartışılmadan yetersiz gerekçe ile sanığa fazla ceza tayin edildiği, gerekçesi ile onama kararının kaldırılması talep edilerek dosyanın itirazen incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi üzerine yapılan incelemede;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Yerinde görülen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE,
2) Dairemizin 25.02.20149 tarih ve 2013/18486 Esas – 2014/7541 Karar sayılı, sanık hakkında kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmünün onanmasına dair kararın KALDIRILMASINA,
a)Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.03.2008 tarih, 2008/9-7 Esas – 2008/56 Karar ve 23.10.2018 tarih, 2017/6-986 Esas – 2018/464 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, sanığın katıldığı 11.05.2011 tarihli ara kararında zorunlu olduğu düşünülerek sanığa müdafi atanması için baroya müzekkere yazılmasına karar verilmesi karşısında celse arasında yapılan atamadan sanığa bilgi verilmeyerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
b)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas – 2017/247 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No:
25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine aykırı davranılması,
c) Tarafların aşamalardaki beyanları ve alınan doktor raporlarına göre, sanık ile müştekinin karşılıklı olarak birbirlerini yaralamaları şeklinde gerçekleşen olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.10.2002 tarihli esas 2002/4-238-2002/367 sayılı kararında belirtildiği üzere, ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiğinin tespit edilememesi durumunda sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesindeki haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 07.04.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.