YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/10242
KARAR NO : 2021/1989
KARAR TARİHİ : 01.03.2021
MAHKEMESİ : …BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen alacak davasının kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalı belediyenin satışa sunduğu arsalar için 21/01/1994 tarihinde noter huzurunda kura çekme usulü ile yapılan tahsis sonucunda dava konusu arsanın adına tahsis edildiğini, peşin yatırılan (eski para ile) 5.000.000 TL’ye ilave olarak bakiye 4.420.000 TL’nin de ödenmesi halinde tapu devrinin yapılacağının taahhüt edildiğini, bakiye 4.420.000 TL’nin davalının hesabına 22/02/1994 tarihinde havale edildiğini, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesine rağmen davalının tapuyu devretme borcunu yerine getirmediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 1994 tarihinde taşınmaz bedeli olarak ödenen 9.420.000 TL’nin ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı; davanın zamanaşımına uğradığını, açılan davanın esas yönünden de haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince; davacının, ödediği bedelin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca ifanın imkansız hale geldiği 05/08/2014 tarihinde ulaştığı alım gücünü talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 4.812,02 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince; davacının, ödenen bedelin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline ilişkin talebi, tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu dikkate alındığında HMK’nın 26.maddesi gereğince kurulan hükümde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Eldeki dava; davacı tarafından davalı belediyeye güvenerek arsa verileceği inancı ile arsa bedeli olarak ödenen toplam (eski para ile) 9.420.000 TL’nin davalı belediyeden tahsili istemine ilişkindir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden, dava konusu 627 ada 6 parsel sayılı 314 m2’lik arsanın, davalı belediyece 21/01/1994 tarihinde kura usulü ile yapılan tahsis sonucunda davacı adına tahsis edildiği, peşin yatırılan eski para ile 5.000.000 liraya ilave olarak davacı tarafından bakiye 4.420.000 liranın da davalı … hesabına 22/02/1994 tarihinde havale edilerek davacı tarafça arsanın toplam bedeli olan 9.420.000 liranın davalı belediyeye ödendiği, davacı tarafından ifa yükümlülüğü yerine getirilmesine rağmen davalı belediyece tapu devrinin yapılmadığı, davacının 17/06/2014 tarihli tapu devrinin yapılması talebini içerir dilekçesine karşın davalı belediyece 05/08/2014 tarihli cevabi yazı ile ferağ talebinin reddedildiği anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesince alınan asıl ve ek raporda; denkleştirici adalet ilkesine göre değerlendirme yapıldığı, alınan bu raporlara göre de hüküm tesisi yoluna gidildiği görülmektedir.
Ne var ki, bir kamu kurumu olan davalı belediyenin; davacıya güven aşılamak suretiyle davaya konu taşınmazı eski para ile toplam 9.420.000 liraya davacıya sattığı, satış bedelinin ise davalı belediyeye ödendiği dosya kapsamında yer alan ödeme belgeleri ile tartışmasızdır. Davalının kamuya sunduğu bu nitelikteki bir işlemde, devletin güvenilir olması asıldır. Arsa tahsisi yapılacağına güvenerek belediyeye para yatıran davacı edimini yerine getirmiş, davalı … ise getirmemiştir. İfa, davalının kusuru ile 05/08/2014 tarihinde imkansız hale gelmiştir.
Buna göre, ilk derece mahkemesince; davacının, sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle, taşınmazın ifasının imkansız hale geldiği 05/08/2014 tarihindeki rayiç değerinin davalı beldiyeden talep edebileceği gözetilmeden, davaya konu taşınmazın denkleştirici adalet ilkesine göre belirlenen değerinin hüküm altına alınması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, HMK’nın 373/1 maddesi uyarınca, işbu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.
SONUÇ : Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nın 373/1 maddesi uyarınca temyiz olunan Bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca İlk derece mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 01/03/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.