YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/192
KARAR NO : 2021/7538
KARAR TARİHİ : 06.04.2021
Mala zarar verme suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 151/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 2.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Çaldıran Asliye Ceza Mahkemesinin 09/07/2020 tarihli ve 2019/166 Esas, 2020/182 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 11/11/2020 gün ve 12924-2020 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15/12/2020 gün ve 2020/105082 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Mala zarar verme suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 151/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 2.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Çaldıran Asliye Ceza Mahkemesinin 09/07/2020 tarihli ve 2019/166 Esas, 2020/182 sayılı kararını kapsayan onaylı dosya sureti incelendi.
Dosya aslının istinaf incelemesi için Van Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderildiği anlaşılmakla onaylı dosya sureti üzerinden yapılan incelemede;
1)Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 09/04/2018 tarihli ve 2018/3069 Esas, 2018/4132 karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde, 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 34. maddesi ile üçüncü fıkrasında yer alan “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresi madde metninden çıkartılarak, yargılama konusu mala zarar verme suçu gibi etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen şikâyete tabi suçların da uzlaştırma kapsamına alındığı, bahse konu kanun değişikliğinin karar tarihinden önce yürürlüğe girmiş olması karşısında, Mahkemece sanığın üzerine atılı bulunan ticareti usulüne aykırı terk etmek suçu bakımından 5271 sayılı Kanun’un 254/1. maddesindeki “Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması hâlinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca sanığın üzerine atılı 04/06/2018 tarihinde işlediği mala zarar verme suçu bakımından uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre sanığın hukukî durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde,
2)Dosya kapsamına göre, sanık hakkında katılanın zararının karşılanmadığından bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ilişkin karar verilmiş ise de;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesinin şartlarından olan 5271 sayılı Kanun’un 230/6-c maddesinde yer alan “Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir.” biçimindeki açıklama da nazara alındığında, ilk olarak müştekinin zararının tespiti gerekmekte olup, somut olayda, sanık müdafiinin 13/02/2020 ve 09/07/2020 tarihli celselerde zarar bildirildiğinde gidermek istediklerini beyan ettiği, dosyada mahkemesince somut bir zarar tespiti yaptırılmadığı, hakimin basit bir araştırma ile müştekinin zararının tespitini sağlaması gerektiği, müştekinin zararının tespitini takiben de zararı gidermesi amacıyla sanığa makul bir süre verilmesi gerektiği, bu hususlar yerine getirildikten sonra sonucuna göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
3)Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30/04/2013 tarihli ve 2012/6-1524 Esas ve 2013/152 karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, mağdurun iade veya tazmini kabul etmemesinin sanık lehine yorumlanmayarak yerel mahkemece zararın ve bu zararın hangi aşamada karşılanmak istediğinin tespit edilip bir ödeme noktası tayin edilerek sanığa zarar giderme imkanı sunulduktan sonra sonucuna göre 5237 sayılı Kanun’un 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulama şartlarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve sanığın hukuki durumunun buna göre tayin edilmesi gerektiği nazara alındığında; somut olayda, sanık müdafiinin 13/02/2020 ve 09/07/2020 tarihli celselerde zarar bildirildiğinde gidermek istemeleri ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma taleplerine rağmen, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında zarar tespiti yapılmadan ve sanığa zararı ödeme imkanı da verilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1-Dosya kapsamına göre, Çaldıran Asliye Ceza Mahkemesinin 09/07/2020 tarihli kararıyla sanık hakkında mala zarar verme suçundan mahkumiyet kararı verildiği, sanık müdafinin 14/07/2020 tarihinde mala zarar verme suçundan verilen mahkumiyet kararını istinaf ettiği, müdafinin bu dilekçesi üzerine mahkemenin dosyayı istinaf yasa yoluna göndermediği ve dosyadaki evrakların eksik olması nedeniyle bu dilekçe üzerine istinaf talebinin reddine dair ek karar verildi ise bu kararın da dosyada bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafinin istinaf dilekçesi nedeniyle gerekli işlemlerin yapılmasının gerekmesi,
2-Dosya kapsamına göre, katılan …’nın yokluğunda verilen Çaldıran Asliye Ceza Mahkemesinin 09.07.2020 tarihli kararın katılana tebliğ edildiğine ilişkin davetiyenin dosya arasında bulunmadığı, UYAP’tan yapılan incelemede katılana tebligat yapıldığı ancak usule uygun olarak yapılıp-yapılmadığının anlaşılamaması nedeniyle hükmün usulüne uygun kesinleşmediği belirlenmekle; kesinleşmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından, (ÇALDIRAN) Asliye Ceza Mahkemesinin henüz kesinleşmeyen 09.07.2020 tarihli ve 2019/166 Esas, 2020/182 Karar sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 06/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.