Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/10673 E. 2021/1598 K. 17.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/10673
KARAR NO : 2021/1598
KARAR TARİHİ : 17.02.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, kiracı olduğu taşınmazın davalı kiraya veren tarafından diğer müteahhit davalıya yıktırıldığını, müvekkilinin işyeri yıkılınca gelir kaybına uğradığını, müzikli restaurant için müzisyenler ile sözleşme yapıldığını ve müzisyenlerin cezai şart için ihtarname gönderdiğini belirterek müzisyenlerin talep ettiği 42.000 TL, yıkılan bina bedeli 35.000 TL, gelir kaybı olarak şimdilik 1.000 TL olmak üzere toplam 78.000 TL nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar, kiracının mevcut haliyle taşınmazı kiraladığını, işyerlerinin kaçak olduğunu, davacının işyerini kendisinin boşalttığını ve davacıya yeni yer tahsis ettiklerini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece bina hakkında yıkım kararı olduğu, davacının gelir kaybını ve müzisyenlere ceza ödediği hususunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafın temyizi üzerine, Dairemizin 09.02.2017 tarihli ve 2017/3425 E., 2017/1052 K. sayılı ilamı ile; “1- … davacı vekilinin bina bedeline yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin gelir kaybına ve müzisyenlerin talep ettiği cezai şarta yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
… Sözleşmenin haksız feshi durumunda kiracı, kiraya verenden kâr kaybı zararı adı altında bir miktar paranın kendisine ödenmesini isteyebilecektir. Ancak kâr kaybının hesabında kiracının benzer koşullarla bir işyerini kiralaması için gereken makul süre tespit edilip bu süre içindeki kiracının mahrum kaldığı kârının belirlenmesi gerekmektedir. Ayrıca, iki taraflı sözleşmelerin karşı tarafça haksız feshedildiği hallerde Borçlar Kanununun 106. ve 108. maddeleri hükümleri gereğince kâr kaybı zararına uğrayan tarafın isteyebileceği zararın saptanmasında kıyasen Borçlar Kanununun 325. maddesi hükmünde gösterilen kesinti yönteminin uygulanması gerekir. Bu yönteme göre kâr kaybı, sözleşme ifa ile bitse idi zarar görenin elde etmesi muhtemel bütün gelirlerden yapması gereken bilcümle zorunlu harcama kalemleri ile sözleşme süresinden evvel feshedildiğinden süresinden evvel fesih nedeniyle sağladığı yani tasarruf ettiği haklar ve yine bu süre içerisinde başka işten sağlayacağı veya kasten sağlamaktan kaçındığı kazanç miktarları toplamı indirilerek bulunur. Elde edilecek fark miktara da net kâr denilir. Bu yönteme uygun kâr kaybı zararı hesaplanırken davacının davalıya ödemesi gereken kira paraları da elbette davacının yapması zorunlu giderler içindedir.
Bu durumda mahkemece davalıların, davacıya yeni bir yer tahsis edildiğine ve halen taşınmazda faaliyette bulunduğuna dair savunması üzerinde de durularak yukarıda açıklanan ilkeler ışığında davacının gelir kaybı talebinin incelenerek bir karar verilmesi gerekir.
Öte yandan davacı işyerinde çalışacak müzisyenler için sözleşme yaptığını ve işyerinin yıkılması nedeniyle müzisyenler tarafından kendisinden cezai şart istendiğini belirttiğine göre mahkemece bu konu üzerinde de durularak davacının bir ödeme yapıp yapmadığı davalı tarafın kusuru ile oluşan bir zararın olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonucunda; davalı şirket yönünden davanın reddine, davalı … yönünden ise davanın kısmen kabulü ile davacının vergi beyannameleri gereği aylık kazancının 353,78 TL olduğu ve benzer koşullarda bir iş yerinin yeniden çalıştırılabilmesi süresinin 3 ay olduğu gerekçesiyle talep gibi 1.000 TL kâr kaybı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş; Hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Davacının kâr kaybına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, bozma ilamına uyularak dosya, inşaat mühendisi bilirkişiye tevdi edilmiş, inşaat mühendisi bilirkişi tarafından davacı kiracının aynı nitelikte bir işletmeyi benzer koşullarla 3 aylık bir süre içerisinde yeniden kiralayabileceği, kâr kaybı hesabının ise uzmanlık alanı dışında kalması nedeniyle hesaplanamadığı belirtilmiştir. Mahkemece, kâr kaybının hesaplanması amacıyla bu defa dosya mali müşavir bilirkişisine tevdi edilmiş, mali müşavir bilirkişi ise davacı kiracının ortalama yıllık vergi beyannamelerinin incelenmesi neticesinde aylık kâr kaybının 353,78 TL olabileceğini belirtmiştir.
Taraflar arasında geçerli 01.11.2003 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesinde iki adet kapalı işyerinin kebapçılık ve kasaplık faaliyeti için kiralandığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu nitelikteki bir iş yerinin aylık kazancının 353,78 TL olarak belirlemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu yönünde davacının itirazı bulunmaktadır. Burada kârdan yoksun kalan kiracının zararı, haksız fesih sebebiyle malvarlığında ortaya çıkacak çoğalmadan mahrum kalmasıdır. Bu nedenle mahkemece; kazanç kaybı hesabı yapılırken kiralananın işletildiği dönem ile fesih tarihi arasında sosyo-ekonomik yönden aynı çevrede işletilen benzer işletmelerin muhtemel kârının esnaf odaları gibi ilgili yerlerden elde edilebilecek verilerle birlikte değerlendirilerek hüküm verilmesi gerekirken sadece vergi beyannameleri göz önünde bulundurularak aylık kâr kaybı miktarının belirlenmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK’nın 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/02/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.