Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/8256 E. 2010/10067 K. 08.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8256
KARAR NO : 2010/10067
KARAR TARİHİ : 08.10.2010

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.04.2009 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; elatmanın önlenmesi isteminin kabulüne, ecrimisil isteminin kısmen kabulüne dair verilen 27.01.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi … LPG Dolum Tevzii Tic. ve San. A.Ş. vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı, 1457 ada 17 parsel sayılı taşınmazda 15 yıl süre ile intifa hakkı sahibi olduğunu, bu hakkını davalı … ile imzalanan bayilik sözleşmesi gereğince davalı bayisi aracılığı ile kullandığını, bayisinin sözleşmenin 15. maddesine aykırı hareket ederek davalı … LPG Dolum Tevzii Tic. ve San. A.Ş. ile otogaz satış sözleşmesi imzalayarak intifa hakkına konu alanda otogaz satışı yaptığını ileri sürerek inti fa hakkına konu olan taşınmazda sözleşmeye aykırı olarak otogaz satışı nedeniyle elatmanın önlenmesi ve kal isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, yargılamaya katılmamış, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı … LPG Dolum Tevzii Tic. ve San. A.Ş. kendilerine usulüne uygun tebligat yapılmadığı, savunma haklarının kısıtlandığı gerekçesiyle temyiz etmiştir.
Dava, intifa hakkına konu taşınmaza elatmanın önlenmesi ve kal isteğine ilişkindir.
Davalı … LPG Dolum Tevzii Tic. ve San. A.Ş., kendilerine usulüne uygun tebligat yapılmadığı, bu nedenle savunma haklarının kısıtlandığı iddia etmektedir.
Bilindiği gibi savunma hakkı; Anayasa (m.36) ile güvence altına alınmış olup, HUMK’nun 73. maddesinde de ayrıca düzenlenmiştir. Hâkim, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Buna göre hâkim Anayasa ile güvence altına alınan ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda da ayrıca düzenlenmiş bulunan iddia ve savunma haklarını kullanabilmeleri için tarafların duruşmaya çağırmak zorundadır.
Duruşmaya gelinmese dahi ilgilinin yokluğunda davaya devam edilip karar verilmesine usulün olanak tanıdığı hallerde, açıklanan biçimdeki uyarıyı taşıyan davetiyenin tebliğ edilmesinden ve yasaya uygun biçimde taraf teşkilinin tamamlanmasından sonra işin esasına girilmesi, deliller toplanarak bir sonuca ulaşılması gereklidir. Değinilen işlemleri nedeniyle tebligat, bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Bu nedenle tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur. Kural olarak tebligat, tebliğ yapılacak kişiye bilinen en son adresinde yapılır( Teb.K.m.10 ).
Eldeki davada tebligatların adreslerine çıkarılmadığı, dava dilekçesinin ve duruşma gününün tebliğine ilişkin tebligat parçasında gösterilen “… … Mah. … Yolu Üzeri …/…” adresinin davalının adresi olmadığı ve tebligatı alan işçinin de tanınmadığı belirtilmektedir. Davacı davalı … … ile … LPG Dolum Tevzii Tic. ve San. A.Ş.nin otogaz satış sözleşmesi yaptığını ileri sürerek eldeki davayı açtığına göre davalının bilinen adresinin de bu sözleşmede gösterilen adres olması gerekir. 17.12.2007 tarihli otogaz bayilik sözleşmesinde davalı adresi “… yolu üzeri 12.km. …” şeklinde gösterilmiştir. Davalının temyiz dilekçesine eklediği ticaret sicili gazetesinde de şirket adresi sözleşmedeki adrestir.
Kısaca söylemek gerekirse; davalıya çıkartılan tebligatın Tebligat Kanununun 10. maddesi anlamında bilinen adrese gönderilmemiştir. Bu nedenle davalı şirkete usulüne uygun tebligat yapıldığından söz edilemeyeceğinden, mahkemece davacının yukarıda açıklandığı şekilde bilinen adresine tebligat yapıldıktan sonra işin esasına girilerek bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 08.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.