YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9348
KARAR NO : 2012/25917
KARAR TARİHİ : 16.11.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı şirketin dava dışı şirketle yaptığı sözleşme gereği …. boru hattı inşaatı ve … mahallesi kaynaklı çelik boru hattı inşaatını yüklendiğini, kendisi ile davalı arasında yapılan sözleşme ile de kendilerine ait iş makinelerinin bu inşaatta çalışmasının kararlaştırıldığını, davalının iş makinelerinin ücreti olan 62.950 TL’den 26.055 TL’nı ödeyip bakiye kısmı ödemediğini ileri sürerek fazlası saklı kalmak üzere 6500 TL’nın tahsilini istemiştir.
Davalı, davacı ile aralarında böyle bir sözleşme bulunmadığını davacıya borçlarının olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının taşeronluk sözleşmesini ve belirtilen işlerin davacı tarafından yapıldığı iddiasını kabul etmediği, davacının da kar zarar nedenine göre alacak davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı taraf davaya cevap verilen davacı ile aralarında herhangi bir sözleşme bulunmadığını savunmasına rağmen dosyaya sunduğu 30.6.2008 tarihli dilekçede, davacının kendileriyle birlikte bahsedilen işi kâr-zarar ortaklığı olacak şekilde yapmayı taahhüt ettiğini, ancak ödemeleri yapmalarına rağmen davalının taahütlerini yerine getirmediğini, yapılacak işlere ve taahütlere karşılık davacıya ödemelerin yapıldığını, ancak davacının taahütlerini yerine getirmediğini, bu nedenle işi kendilerinin tamamladığını, bildirilen çalışma sürelerinde doğru olmadığını bildirmiştir. Akabinde davacı taraf 24.3.2010
tarihli ıslah dilekçesi ile hukuki ilişkinin kâr-zarar ortalığı olmasından dolayı, davalarını kâr-zarar ortaklığına dayalı alacak davası olarak ıslah ettiklerini beyan etmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki davalı taraf, davacı ile aralarında kâr-zarar ortaklığı bulunduğunu beyan etmiş olup bu beyanı kendisini bağlayıcı niteliktedir. Davacı da davasını kar-zarar ortaklığına dayalı alacak davacı olarak ıslah etmiş olduğundan taraflar arasındaki ilişkinin kar-zarar ortaklığı şeklindeki adi ortaklık hukuki ilişkisi kapsamında değerlendirilmesi ve çözülmesi gerekir.
Davalı, aradaki ilişkiyi kâr-zarar ortaklığı şeklinde adi ortaklık kapsamında kabul etmiş olup, arada yazılı bir sözleşme olmadığı için tarafların bu adi ortaklıktaki paylarının %50’şer oranında olduğunun kabulü zorunludur. Bu kapsamda davacının alacak miktarının belirlenmesi gerekir. Bu itibarla da davaya konu adi ortaklığın yaptığı işten elde edilen kâr veya zararın saptanması zorunludur. Hal böyle olunca da adi ortaklığın konusunu oluşturan doğalgaz boru hattı inşaatı ve…mahallesi kaynaklı çelik boru hattı inşaatının inşa edildiği tarihteki gerçek maliyetin belirlenmesi için mahallinde uzman bilirkişi aracılığıyla keşif yapılması, idareden bu işlere ait bilgi ve belgelerde istenerek dava konusu işlerin gerçek maliyetinin saptanması davalı yönetici ortağın işi asıl üstlenen dava dışı şirketten yapılan iş karşılığında aldığı para miktarı sorulmalı, böylece yapılan işten dolayı kâr mı zarar mı oluştuğu saptanmalı, oluşmuş kar var ise davacının talebi ile bağlı kalınarak ve davacının kabulünde bulunan ödemede düşülerek davacının talep edebileceği miktar belirlenmeli ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece değinilen bu yön gözardı edilerek, tarafların kabulünde olan adi ortaklık hukuki ilişkisine uygun düşmeyen yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.