YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16094
KARAR NO : 2012/25345
KARAR TARİHİ : 12.11.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile aralarında Tüketici Kredisi Borçlanma ve Rehin Sözleşmesi imzalandığını, davalının ihtara rağmen borcunu ödemediğini alacağının tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalının borcun bir kısmına, faiz ve ferilerine itiraz ettiğinden takibin durduğunu ileri sürerek haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline, takibin devamına, % 40’dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı duruşmalara katılmamış, cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davalının İst.4.İcra Müdürlüğünün 2010/7945 E. sayılı dosyası ile 2.532,74 TL asıl alacak (talep gibi), 150,23 TL işlemiş temerrüt faizi, 7,51 TL gider vergisi BSMV, 125,12 ihtarname masrafı olmak üzere toplam 2.815,60 TL alacak için hakkında yapılan takibe olan itirazının iptaline, Asıl alacak olan 2.532,74 TL’ye takip tarihinden itibaren yıllık % 24.18 oranında temerrüt faizi uygulanarak takibin devamına, koşulları oluşmadığından davacı yararına icra inkar tazminatı takdirine yer olmadığına,.davacının fazla isteminin reddine,karar verilmiş;hüküm,davacı tarafından temyiz edilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesinin 2.fıkrası Hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması 2012/16094-25345
ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu Alacak değerlendirildiğinde, kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu, alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiği ve şartları oluşmadığı gerekçesiyle bu istemin reddedilmiş olması bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK. nun 438/7. maddesi gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme kararının ‘Hüküm’ başlıklı bölümünün (1) no’lu fıkranın 3. bendinin hükümden çıkartılarak yerine “hükmedilen 2.532,74TL asıl alacağın %40’ı oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” söz ve rakamlarının yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 12.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.