Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/2274 E. 2012/11015 K. 23.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2274
KARAR NO : 2012/11015
KARAR TARİHİ : 23.11.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın önlenmesi

… ve … ile … ve … aralarındaki elatmanın önlenmesi davasının kabulüne dair Menemen Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 21.11.2011 gün ve 504/1250 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı … tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

KARAR

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; mevkii ve sınırları dava dilekçesinde yazılı tahmini 2500 m² yer tesfiye ettirdiklerini, dikime hazır hale getirdiklerini, ancak davalıların bu yere yonca ekerek müdahalede bulunduklarını ileri sürerek zilyetliğin korunmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar 16.09.2010 günlü oturumdaki ortak beyanları ile: açılan davayı kabul etmediklerini, davaya konu edilen yerin davacılara ait olmayıp DSİ’ye ait olduğunu, bu yere yonca ekimi yapmadıklarını, keşif yapıldığında durumun daha net bir şekilde anlaşılacağını açıklamışlardır.
Mahkemece, kısa kararda davanın kabulüne, gerekçeli kararda davanın kabulü ile 1203 nolu parsele tecavüzün önlenmesine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içerisinde davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; 1203 parsele ilişkin tapu kaydı getirtilmiştir. Tarla niteliği ile 11517 m² olarak, hükmen tescil yoluyla, 08.03.1990 tarihinde Hüseyin kızı Şükran Yıldırım adına tescilli olduğu görülmüştür. Mahallinde kadastro ve zirai bilirkişi huzuru ile keşif yapılmıştır. Davacı vekilinin göstermesi üzerine bilirkişilerden kadastro teknisyeni ölçeksiz kroki ve raporunu dosyaya sunmuştur. Ziraat Mühendisi ise; keşfi yapılan yerin 1203 parselin yanında Gediz Nehrinin çekilmesi sonucu oluşan Hazineye ait 1871 m² lik taşınmaz olduğu, dava konusu taşınmazda hali hazır konumuna göre herhangi bir tarımsal faaliyetin yapılmadığı, boş tarla durumunda olduğunu rapor etmiştir. Davacı tanıkları duruşmalarda dinlenmiştir. Bu kişiler, taraflardan edindikleri bilgilere göre açıklamada bulunmuşlardır.
Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenin bilgisi dahilindedir. Uyuşmazlık, dava dilekçesindeki açıklamalara göre; davacılardan …’ın annesi ve …’ın eşi … adına kayıtlı olan dava dışı 1203 parselin sınırında ve eski Gediz Nehri yatağında bulunan teknik bilirkişinin ölçeksiz krokisinde A harfiyle özgülenen ve kırmızı renkle taralı olan kısımdır. Gerek dava dilekçesindeki iddia, gerekse duruşma zabıtlarındaki açıklamalara göre; eldeki davanın TMK.nun 974 ve devamı maddelerinde açıklandığı üzere zilyetliğin korunmasına ilişkin bir dava olduğu tartışmasızdır. Kaldı ki, davacı asılların ve davalıların bulunmadığı bir sırada teknik bilirkişiler yoluyla yapılan keşif sonucunda düzenlenen rapor ve kroki kapsamına göre davacıların yakını olan ve davada yer almayan Şükran Yıldırım adına kayıtlı 1203 parselle ilgili herhangi bir dava olmadığı halde bu parsele bir tecavüz varmış gibi kısa kararda açıklanmamakla birlikte, gerekçeli kararın hüküm kısmında yazılı olduğu üzere “1203 parsele vaki tecavüzün menine..” ilişkin hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Öte yandan, gerek dava dilekçesinde iddia ve duruşmada dinlenen tanık anlatımları dikkate alındığında; TMK.nun 984. maddesinde yazılı olan iki ay ve bir yıllık süreler geçmiştir. Tüm bunlardan ayrı, dava tarihinde yürürlükte bulunan HUMK.nun 382 ve 388 maddeleri uyarınca kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki söz konusudur. Kabule göre, 1203 parsele tecavüz olduğu kabul edilse bile bu durumda kararın eki olan bilirkişi raporuna atıfta bulunulmadığı için infazda güçlük sağlanacağı kuşkusuzdur.
Kaldı ki, gayrimenkulün aynına yönelik olarak açılan davalarda tarafların gösterecekleri tanıklarının ve yerel bilirkişilerin mümkün olduğunca keşif mahallinde hazır edilerek dinlenmesi gerekir. Öyle ise, denilen yasa maddelerine ve iddiaya ve ilkelere açıkça aykırı olarak verilen yerel mahkeme kararı bozulmalıdır.
Davalılardan …’ın temyiz itirazları açıklanan tüm bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK. nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve istek halinde 21,15 TL’nin temyiz eden davalıya iadesine 23.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.