Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/3985 E. 2020/17254 K. 25.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3985
KARAR NO : 2020/17254
KARAR TARİHİ : 25.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Beraat

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık ile tanık …’nın ortak oldukları şirkette sekreter olarak çalışan katılanın, işten çıkmak istemesi üzerine, katılanın yerine yeni sekreter almak için olay günü, başvuran kişiler ile görüşme yapıldığı, katılanın daha önceden de tanıdığı tanık Betül Nedirli ile yapılan görüşme sırasında, katılanın tanıdığı birinin işe alınmasını istemediğini beyan ettiği, sanığın da bu hususun yanlış anlaşılacağını düşünerek katılandan nedenini sorduğu, ancak katılanın izah etmediği, tanık Betül’ün iş yerinden ayrılmasından sonra sanık ile katılan arasında bu konuda tartışma yaşandığı, tartışma sırasında, katılanın cep telefonu ile ses kaydı yaptığını fark eden sanığın, katılanın elinden cep telefonunu almak için hamle yaptığı, bu sırada sanık ile katılan arasında yaşanan arbedede katılanın sanığın kolunu ısırdığı, sanığın da katılanı adli raporunda belirtildiği şekilde yaraladığı olayda;
1) Tanıklar Betül, Öznur ve Hilal’in olaya dair bilgi ve görgülerinin bulunmaması, tanık Ahmet’in sanığın ortağı olup, beyanlarının tarafsız olmaması, olaya ilişkin görüntü kaydının bulunmaması, sanığın inkar yönlü savunması ve tarafların adli rapor içerikleri birlikte değerlendirildiğinde; sanığın eylemi açısından 5237 sayılı TCK’nin 25. maddesinde düzenlenen meşru müdafaa koşullarının oluşmadığı, sanık lehine TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususu tartışılarak, atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, yasal ve yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
2) (1) numaralı bozmaya uyulması halinde; Sanığın 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesinde düzenlenen “kasten yaralama”, TCK’nin 151/1. maddesinde düzenlenen “mala zarar verme” suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, suç tarihinde mala zarar verme suçunun uzlaşma kapsamında bulunmaması ve 5271 sayılı

CMK’nin 253/3. maddesi gereğince, kasten yaralama suçunun, mala zarar verme suçu ile birlikte işlenmesi nedeniyle, anılan suçlar yönünden uzlaştırmanın mümkün olmadığı anlaşılmış ise de; mala zarar verme suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesine göre uzlaşma kapsamına alınması karşısında, CMK’nin 253/3. maddesinin uygulanma koşullarının ortadan kalktığı ve sanığın temyiz incelemesine konu edilen kasten yaralama suçunun uzlaşmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla; sanık ile katılan arasında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerden dolayı 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 25.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.