YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10724
KARAR NO : 2020/17319
KARAR TARİHİ : 25.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanıklar Mehmet ve Selahattin ile mağdur sanık …’ın yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, zira 5271 sayılı CMK’nin 251/3. maddesinde yer alan basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda “Mahkumiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği
maddi ceza hukuku anlamında sanıklar ve mağdur sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile TCK’nin 7. ve CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
2) Oluş, dosya kapsamı, taraf beyanları, sanık …’ın mağdur …’ye sopa ile vurduğunda dair görgüye dayalı tanık anlatımının bulunmaması, aksine tanık olarak beyanları alınan mağdur …’nin kardeşi Murat ve babası Mehmet’in mağdurun başına sopa ile Selahattin’in vurduğuna dair beyanları, mağdur hakkında 18.05.2014 tarihinde Mersin Tarsus Devlet Hastanesince düzenlenen “kafada 5 cm kesi olduğu” şeklindeki mağdurun tek bir yaralanmasının olduğunu gösteren doktor raporuna, yine olay yerinde olduğu taraflarca belirtilen polislerin hazırladıkları 18.05.2014 tarihli tutanakta mağdur …’nin başına Selahattin’in sopa ile vurduğu belirtilmesine rağmen, sanık …’ın vurduğuna dair bir ibare olmamasına, sanığın üzerine atılı suçu kabul etmemesi ile soruşturma aşamada sanığın kendisine sopa ile vurduğunu beyan eden mağdurun kovuşturma aşamasında alınan beyanında çok kalabalık olduğunu ve kendisine kimin vurduğunu bilmediğini beyan etmesine göre, mahkemece olay yeri tutanağında imzası bulunan polislerin usulüne uygun olarak duruşmaya çağrılarak beyanları alınmaksızın, hangi delillere neden üstünlük tanındığı gerekçede tartışılmadan eksik araştırma ile sanık hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve mağdur sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 25.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.