YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5698
KARAR NO : 2020/13435
KARAR TARİHİ : 13.10.2020
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, 6136 sayılı Kanun’a muhalefet
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık … hakkında kasten yaralama suçu ile 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanık hakkında takdiri indirim uygulanırken uygulama maddesi olarak 5237 sayılı TCK’nin 62/1. madde ve fıkrası yerine TCK’nin 62. maddesinin gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
Hapis cezalarına mahkumiyet hükümleri yönünden; Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümler iptal edilmiş ise de bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2) Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
a) Sanık hakkında hüküm kurulurken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Hadjianastassiou/Yunanistan, 16.12.1992; Van de Hurk/Hollanda, 19.04.1994; Hiro Balani/İspanya 09.12.1994; Ruiz Torija/İspanya, 09.12.1994) kararlarında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3. maddesinde, 5271 sayılı CMK’nin 34, 230 ve 289. maddeleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.05.2015 tarihli ve 2014/145 Esas sayılı kararı uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Yargıtayın bu işlevini yerine getirebilmesi için, sonuca etkili tüm argümanların, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken bu ilkelere uyulmadan, tanıklar … ve …’nın beyanlarına neden üstünlük tanınmadığı ve hangi delillere neden üstünlük tanındığı hususları tartışılmadan, sanığın ne şekilde suçun işlenmesine iştirak ettiği denetime olanak verecek şekilde açıklanmadan ve dosya ile ilgisi olmayan kişilerden de bahsedilerek gerekçeden yoksun olarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule ve uygulamaya göre de;
b) Olayın oluş şeklinin “suç tarihinde sanıklardan …’ın telefonla arayarak yerini öğrendiği, katılanın yanına otomobille gittiği araçtan inmeksizin olay yeri inceleme raporuna göre, adli emanete kayıtlı, …’ın polise teslim ettiği tabanca ile iki defa ateş ederek katılanı sağ ayağından yaraladığı, sanık …’ın, katılana kendisini ateş ettiğini kabul ettiği, sanık …’ın kardeşi olan diğer sanığın kendisine ait cep telefonundan katılanı aradığını kabul ettiği, sanıklardan hangisinin katılana ateş ettiğinin somut olayda suç vasfının tayinine bir etkisinin bulunmadığı, sanıkların mevcut delil durumuna göre, katılana yönelik silahla ve basit tıbbi müdahale ile giderilemez nitelikteki eylemlerinin öldürme kastıyla gerçekleştiğine ilişkin delil bulunmadığı gözetilerek, müşterek fail sıfatıyla katılana yönelik kasten yaralama suçunu işledikleri” biçiminde kabul edilmesine rağmen sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 37/1. maddesi yerine TCK’nin 39/1. maddesinin uygulanması,
c) Sanık hakkında yardım eden nedeniyle indirim uygulanırken uygulama maddesi olarak 5237 sayılı TCK’nin 39/1. madde ve fıkrası yerine TCK’nin 39. maddesinin yazılması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
d) Sanık hakkında takdiri indirim uygulanırken uygulama maddesi olarak 5237 sayılı TCK’nin 62/1. madde ve fıkrası yerine TCK’nin 62. maddesinin gösterilmesi, suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 13.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.