Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/5907 E. 2020/6806 K. 04.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5907
KARAR NO : 2020/6806
KARAR TARİHİ : 04.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, tarafların murisi …’ya ait 487 ada 7 parsel sayılı taşınmazda bulunan binanın davalı tarafından kullanıldığını belirterek, davalıya gönderdiği ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 20.02.2012 tarihinden 11.06.2014 tarihine kadar fazlaya dair haklarını saklı tutarak 1.000 TL ecrimisilin tahsilini talep etmiş, bilahare taleplerini 7.678,13 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davacının vekil edeninin yengesi olduğunu, dava konusu parselde 3 katlı mesken bulunduğunu, davacının dairesini dava dışı yengesi …’in kiraya vermek suretiyle kullandığını, vekil edeninin sadece 1 dairede oturduğunu zaten binanın muristen 2 katlı olarak kaldığını, 3. katın müvekkili tarafından 1992 yılında yapıldığını, çatı katın ise müvekkili tarafından 2012 yılında yapıldığını, vekil edeninin payından fazla yer kullanmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 5.444,53 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş olup; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 487 ada 7 parsel sayılı 139.494 m2 arazi niteliğindeki taşınmazda tarafların murisi …’nın 150/139494 oranında paylı malik olduğu ve burada zemin+1. kat+2. kat+çatıdan oluşan bina bulunduğu, binanın 1. ve 2. katının muris tarafından yapıldığı hususunda taraflar arasında tartışma olmadığı ancak davalının 3. kat ve çatı katını kendisinin yaptığını iddia ettiği görülmüştür. Davalı tanığı …’in bahsi geçen binanın en alt katında oturduğunu ve kira bedelini dava dışı …’ya ödediğini, kendisinin bir üst katında davalının oğlu …’nın, bir üst katta yani 3. katta davalının, en üst yani çatı katında davalının diğer oğlu …’nın oturduğunu beyan ettiği anlaşılmıştır.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıda belirtilen hususlar dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Öncelikle belirtmek gerekir ki; dava konusu edilen yapıda dairelerin kimler tarafından kullanıldığı, davalının hangi bölüm veya bölümleri kullandığı hususları tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenmemiştir.
Öte yandan; davalı 3. kat ve çatı katının kendisi tarafından yapıldığını iddia etmiştir. Bu hususlar tanıklardan açıkça sorulup, çelişkiler giderilmemiştir. Ayrıca raporda dava konusu yapıya ilişkin yapı tatil tutanağı tutulduğu belirtilmesine rağmen, bu tutanak dosyaya getirilerek incelenmemiştir.
Bundan ayrı; davalının yalnızca kendi kullandığı bölümlere ilişkin olarak ecrimisil sorumluluğunun gündeme geleceği, reşit oğulları tarafından kullanılan kısımlardan sorumlu tutulamayacağı açıktır. Bu bağlamda, davalının kullandığı bölümlerin tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, davalının kullandığı yerin sadece 3. kat olduğu ve bu katın davalı tarafından yapıldığı ispatlandığı takdirde, davalının ecrimisilden sorumlu tutulamayacağı açıktır.
Kabule göre de; hükme esas alınan raporda, ilk dönem ecrimisil bedeli belirlenip buna %10 oranında artış uygulanarak ilerleyen dönemler ecrimisil bedeli belirlendiği oysaki Yargıtayın ve Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına göre kira geliri üzerinden ecrimisil talebi olduğu takdirde; çekişmeye konu taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parasının, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayice göre belirlenip, sonraki dönemler için ecrimisil değerinin ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edileceği açıktır.
Diğer yandan; kabule göre hangi dönem için, ne kadar alacağa, hangi tarihten itibaren faiz uygulanacağı belirtilmeksizin, infazda tereddüt oluşturacak şekilde hesaplanan ecrimisile dönem sonu itibarıyla yasal faiz yürütülmesine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, diğer temyiz itirazlarının ise (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.