YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13114
KARAR NO : 2011/19482
KARAR TARİHİ : 05.12.2011
MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 10.062,00 TL için yapılan ilamsız icra takibine vaki haksız itirazın iptali takibin devamı %40 icra inkar tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davada, …, davalının sekiz daireye ait 30.11.2006-31.12.2007 arası ortak gider borcunu ödemediği, 5120,00 TL asıl alacak ve 4014,67 TL faizin tahsili için yapılan icra takibine haksız itiraz ettiği ileri sürülerek davalının takibe vaki haksız itirazının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.Davalı, kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmadığı, bu nedenle Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu hükümlerine göre uyuşmazlığın çözülmesi gerektiğini, Kat Mülkiyeti Kanunu dışında kalan taşınmazlarda hissedarları temsilen yönetici atanamayacağı ve yöneticinin dava açma ehliyeti bulunmadığı, bu taşınmazlarda aidat toplanmasına karar alınamayacağı, icra takibine konu kararın kat malikleri kurulunun toplantısı sonucu olmadığından yok hükmünde olduğu bildirilerek, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, tapu kaydına göre kat mülkiyeti ya da kat irtifakı kurulmadığından, paylı mülkiyet söz konusu olduğu, davacı site yönetiminin hukuken geçerliliği olmadığı, taraf sıfatı da bulunmadığından ötürü aktif husumet yokluğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kat mülkiyeti kurulu olmayan yere ilişkin ortak gider alacağının tahsili isteminden ibarettir.
Ülkemizde yaşanan ekonomik ve sosyal gelişme ile nüfus artışının doğurduğu işyeri ve konut ihtiyacının karşılanması amacıyla inşa edilen toplu yapıların kullanıma başlandığı bilinen bir gerçektir. Bu nitelikteki toplu yapılaşmalarda sitenin yönetilmesi gerekmektedir. Bu nedenle özellikle yönetim ve davada taraf olabilme ehliyeti yönünden doğan yasal boşluğun doldurulması tüm maliklerin birlikte dava açabileceğinin veya tüm maliklere karşı dava açılması gerektiğinin kabulü uyuşmazlıkları çözümsüzlüğe terk etme sonucunu doğurur.Bu durumda hak ve adalete, usul ve dava ekonomisine uygun bir çözüm bulunması gerektiğinde duraksama olmamaktadır. Bu şekilde oluşturulan yönetimlerin sözleşmeden kaynaklanan yetkileri malikleri adına temsilci sıfatıyla kullanabilmeleri için tüzel kişiliğinin oluşması da gerekmez. Bu durumda davacı site yöneticiliğinin davada taraf olma ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerekir. Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek işin esasına girilip hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.