Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2016/14950 E. 2020/5193 K. 21.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/14950
KARAR NO : 2020/5193
KARAR TARİHİ : 21.09.2020

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, 19.06.2015 gününde verilen dilekçe ile mirasın gerçek reddi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 06.04.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ile kayyım ortak vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Talep, mirasın gerçek reddinin tespiti istemine ilişkindir.
Talep eden; eşinden boşandığını, eski eşinin babasının vefat ettiğini ve babasının mirasını reddettiğini, eski eşinden olma çocukları olan … ve … adına mirasın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, talebin reddine karar verilmiştir.
Hükmü, talep eden ile kayyım Burak Kaya ortak vekili temyiz etmiştir.
Talep, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 605/1. maddesi uyarınca hasımsız olarak açılan mirasın gerçek reddine ilişkindir. Mirasın gerçek reddinde, mirasçıların mirası kayıtsız şartsız reddettiğine ilişkin sözlü veya yazılı beyanı, bozucu yenilik doğurucu hak niteliğinde olup, sulh hakimi tarafından tutanakla tespit edilmekle hukuki sonuç doğurur. Böyle bir davada Sulh hakiminin görevi, reddin süresinde olup olmadığı ve reddedenin mirasçılık sıfatı bulunup bulunmadığını incelemek, süre koşulu ile mirasçılık sıfatının gerçekleşmesi halinde ise, Türk Medeni Kanununun 609. maddesi uyarınca red beyanını tespit ve tescil etmekten ibarettir.
Somut olayda; talep eden …, çocukları … ve … adına mirasın gerçek reddi talebinde bulunmuştur. Dosyadaki bilgilere göre; talep eden, eski eşi olan …’ten 20.02.2013 tarihinde boşanmış, iki çocuğun velayeti babaya verilmiş ve karar, 18.03.2013 tarihinde kesinleşmiştir. Eski eşinin babası olan … 11.04.2015 tarihinde vefat etmiş ve 15.04.2015 tarihli mirasçılık belgesine göre mirasçılarının çocukları … ve… olduğu anlaşılmıştır. Murisin her iki mirasçısı hasımsız olarak babalarından kalan mirasın gerçek reddini talep etmişler ve 15.04.2015 tarihinde talebin kabulüne karar verilmiştir.
Eldeki talep 19.06.2015 tarihinde ileri sürülmüştür. 4721 sayılı TMK’nin 606. maddesinin 1. fıkrasında mirasın gerçek reddi talebinin üç aylık süre içerisine ileri sürülebileceği belirtilmiş; 2. fıkrasında ise bu sürenin “…yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten…” itibaren işlemeye başlayacağı belirtilmiş olup bu düzenlemeden eldeki talebin süresinde olduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece düzenlenen 22.07.2015 tarihli Tensip Tutanağının 2. maddesinde talep edene “… çocukları … ve …’ya kayyım tayin ettirmesi için yetki ve mehil verilmesine” müteakip İstanbul Anadolu 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 08.03.2016 tarih ve 2015/1015 Esas; 2016/200 Karar sayılı ilamı ile talep eden çocuklarına Burak Kaya kayyım olarak atanmış ve karar, 31.03.2016 tarihinde kesinleşmiştir.
Adı geçen kayyımın oturuma katılması ve mirası reddetmesi sonrasında mahkemece, “…Küçükler … ve … adına İstanbul Anadolu 1 Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/1015 Esas 2016/200 Karar sayılı ilamı ile kayyım atandığı anlaşıldığından…” talebin reddine karar verilmişse de murisin torunları adına velayeten ileri sürülen talebin süresinde olduğu ve bu nedenle esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş; hükmün, açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle talep eden ile kayyım Burak Kaya ortak vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 21.09.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.