Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/6758 E. 2020/6881 K. 05.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6758
KARAR NO : 2020/6881
KARAR TARİHİ : 05.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, müvekkili ile davalılardan …’ın dava konusu 17 numaralı bağımsız bölümün müşterek malikleri olduklarını, davalılarından …’ın 2009 yılından bu yana dava konusu yeri müvekkilinin izni olmadan diğer davalı oğlu …’a kullandırdığını, müvekkilinin dava konusu taşınmazı kullanamadığını, bu hususta davalı … aleyhine keşide edilen ihtarnamenin de sonuçsuz kaldığını öne sürerek dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 25.000,00 TL ecrimisil bedelinin davalılardan faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davacı … ile davalılardan …’ın kardeş olduklarını, diğer davalı …’ün ise davalı …’nın oğlu olduğunu, davalılardan …’ın taşınmazda paydaş bulunan babası …’ya tebaen işyerini kullandığını, bu nedenle davalı sıfatının bulunmadığını, davacı ile davalı …’nın 2005 yılına kadar sorunsuz bir şekilde ortak olarak çalıştıklarını, bu süreç içerisinde davaya konu işyerini 06.03.1997 tarihinde 1/2 oranında paylı mülkiyet olarak satın aldıklarını, satın aldıktan sonra davalı … adına “… ” adı ile ısı cam işi yapan işyerini açtıklarını, işyerinin davalı … adına açılmasına rağmen davacı ile ortak olduklarını, 2000 yılında davalı …’nın emekli olması nedeni ile işyerinin davacı …’nin oğlu olan dava dışı …’a devredildiğini, davalı …’ün de …’ın yanında işçi olarak çalıştığını, 2002 yılında davacının başka bir adreste kendi adına cam işi yapan işyeri açtığını, 2005 yılında davacının da emekli olması nedeni ile oğlu …’ın babası tarafından açılan yeni işyerine gittiğini, dava konusu işyerinde ise davalı …’ün çalışmaya devam ettiğini, 2006 yılında taraflar arasında anlaşmazlık doğduğunu, bunun üzerine 2009 yılında davalı …’ün babasına teban işyerini ikiye bölerek babasının hissesine karşılık gelen kısımda işyeri açtığını, davacının payına karşılık gelen bölümün davalılarca kullanılmadığını, boş olduğunu, davacının kullanımına engel olunmadığını, aksi halin kabulünde dahi 06.06.2013 tarihli ihtarnameden önceki dönem için intifadan men şartlarının oluşmadığını, davacının ihtarnameyi müşterek malik …’ya değil paydaş olmayan diğer davalıya çektiğini, bu şekli ile ihtarnamenin geçersiz olup intifadan men şartının gerçekleşmediğini, talebin zamanaşımına uğradığını, talep edilen ecrimisil miktarının da fahiş olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, 06.06.2013 tarihli ihtarname ile intifadan men koşulunun oluştuğu, iş yeri niteliğindeki taşınmazın hisse oranında kullanılmasının söz konusu olamayacağı gerekçesi ile hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca davanın kısmen kabulü ile, 4.942,13 TL ecrimisil faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Davaya konu taşınmazın, davacı ve davalı … adına paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu sabittir.
Hemen belirtilmelidir ki, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir, ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı ya da kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Somut olaya gelince; Mahkemece, yazılı şekilde dava konusu taşınmazın hisse oranında kullanılmasının söz konusu olamayacağı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olduğu söylenemez.
Şöyle ki, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, dava konusu 17 numaralı, dükkan niteliğindeki bağımsız bölümün, 06.03.1997 tarihinde 1/2 şer hissesinin satış sebebi ile davacı ve davalı … adına tescil edildiği, dava dilekçesinde davalılarından …’ın 2009 yılından bu yana dava konusu yeri davacının izni olmadan diğer davalı oğlu …’a kullandırdığının, davacının dava konusu taşınmazı kullanamadığının iddia edildiği, buna karşılık davalılarca 2009 yılında davalı …’ün babasına teban işyerini ikiye bölerek babasının hissesine karşılık gelen kısımda işyeri açtığını, davacının payına karşılık gelen bölümün davalılarca kullanılmadığını, boş olduğunu, davacının kullanımına engel olunmadığını savundukları, dinlenen davalı tanıklarının da 2009 yılında işyerinin ikiye bölündüğünün ve bölünen bir kısmın davalılarca kullanılmadığını beyan ettikleri, bilirkişi kurulu raporu içeriğine göre de, dava konusu bağımsız bölümün demirdoğrama camekanlı olup ahşap panelle ikiye bölündüğünün, giriş kapısı olmayan bölümün mağaza kısmı, mutfak ve WC’den ibaret olduğunun, anılan kısmın net kullanım alanının 45 m2 olup boş olduğunun, kapısı olmadığından bölünen kısım davalının kullandığı diğer kısımdan bağımsız olarak kullanılamayacağının bildirildiği anlaşılmıştır.
O halde, Mahkemece, yapılması gereken iş, dava konusu taşınmaz içerisinde bölünmek sureti ile davacının kullanımına bırakıldığı tespit olunan bölüme ayrı bir kapı yapılmasının mümkün olup olmadığı, mümkün ise bu durumda ayrı bir bağımsız bölüm olarak kullanılıp kullanılımayacağı, hususlarının tespit edilmesi, sonrasında ise bu hususların dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi olmalıdır. Tüm bu hususlar düşünülmeden eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi yanlış olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 05.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.