Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/27851 E. 2020/11377 K. 12.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/27851
KARAR NO : 2020/11377
KARAR TARİHİ : 12.10.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili,davacının 2010 Ekim ayından 09.05.2014 tarihine kadar aralıksız olarak depo lojistik çalıştığını, SGK kaydının 01.02.2011 tarihinde gerçekleştirildiğini, haftanın 6 günü 22:00-10:00 arası çalıştığını, dini bayramlar hariç diğer tatillerde çalıştığını, aylık brüt 1280 TL + asgari geçim indirimi ile çalıştığını, 09.05.2014 tarihinde müvekkilinin şefi olan Hüseyin Akyol tarafından yapılan hırsızlık ile ilgili olarak işten çıkarılma baskısı altında bir kısım belgeler imzalatıldığını, sonrasında işten çıkarıldığını beyan ederek;100,00 TL Kıdem Tazminatı,1000,00 TL İhbar Tazminatı,100,00 TL Fazla Mesai ücreti, 100,00 TL Resmi ve Genel Tatili ücreti alacağının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili,davacının 01.06.2012-09.05.2014 tarihleri arasında depo elemanı olarak çalıştığını, şirketin deposundan faturasız mal çıkışı yapıldığını, sebebi sorulduğunda davacının cevap veremediğini, aylık ücretinin 1200 TL olduğunu, fazla çalışmasına karşılık 2014 yılına kadar yılda 6’şar aylık, 2014 yılından itibaren ise yılda 4 defa 3’er aylık periyotlarda fazla mesai ve resmi tatil için maaş ödemesi yapıldığını, ayrıca işe geç gelmesi ve sık sık 2-3 saatlik izinler kullanması nedeniyle telafi çalışması ve denkleştirme yapıldığını, dini bayramlar ve arife günleri çalışma olmadığını, yıllık izinlerini kullandığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
Öte yandan, ön inceleme duruşması taraflar arasındaki uyuşmazlıkları tespit etmek için yapılmaktadır. Ön inceleme duruşması yapılmadan, taraflar arasındaki uyuşmazlık usulünce tespit edilmeden önce taraflara tanık isim ve adreslerini bildirmesi için kesin süre verilemez. Tarafların uyuştukları ve ayrıştıkları hususlar henüz belirlenmeden taraflardan, ön inceleme duruşmasından önce davanın daha başında (tensiple) tanık isim ve adreslerini bildirmeleri beklenemez. Mahkemece buna aykırı davranılması da 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesinde belirtilen hukuki dinlenilme hakkını zedeler.
Aynı Kanunun 243. Maddesinin 1. Fıkrasına göre “ Tanık davetiye ile çağrılır. Ancak, davetiye gönderilmeden taraflarca hazır bulundurulan tanık da dinlenir. Şu kadar ki, tanık listesi için kesin süre verildiği ve dinlenme gününün belirlendiği hâllerde, liste verilmemiş olsa dahi taraf, o duruşmada hazır bulundurursa tanıklar dinlenir.”
Bu hükümler nedeni ile, ön inceleme aşamasında uyuşmazlık tespit edildikten sonra tanık dinletme talebi olan davalının tanık deliline dayanıp dayanmadığı tespit edilmeli, tanık deliline dayanılmışsa tanık isim ve adreslerini bildirilmesi için kesin süre verilmelidir.
Somut olayda,mahkemece 06.06.2014 tarihli tensip zaptının 3. maddesi ile dava dilekçesinin ve muhtıra niteliğindeki tensip zaptının davalıya tebliğine, davalı tarafa tebliğden itibaren 2 hafta içinde taraf sayısından 1 fazla suret cevap dilekçesini sunmak ve cevap dilekçesi ile birlikte tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek, ellerinde bulunan delillerini dilekçesine eklemek ve başka yerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgileri bildirmek , HMK 318 mad. uyarınca tanık deliline dayanılması halinde HMK 240/2 mad. gereği tanık dinletmek istediği vakıayı, dinletmek istediği tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içerir dilekçesini mahkemeye ibraz etmek üzere kesin verilmesine,aksi halde bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının davalıya ihtarına karar verildiği anlaşılmıştır. Ancak ön inceleme duruşması ile davalının tanık deliline dayanıp dayanmadığı tespit edilmemiş, tanık deliline dayanılmışsa tanık isim ve adreslerini bildirilmesi için kesin süre verilmemiştir. Davalıya tanık listesini sunması için süre verilmeden ve bildireceği tanıklar dinlenmeden davanın esası hakkında hüküm kurulması hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olup bozma nedenidir.
Mahkemece davalı tanıkları dinlenilerek davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı hususu yeniden değerlendirilip dosya kapsamı ile karar verilmelidir.
2-Kabule göre de taraflar arasında davacının fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil alacağının bulunup bulunmadığı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda,dosyada mevcut parmak okuyucu sistemi ile oluşturulmuş mesaiye giriş çıkış saatlerini gösterir çizelge dikkate alınmadan fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil alacağının hesaplanması hatalıdır. Mahkemece yapılması gereken davacının mesaiye başlayış ve bitiş saatlerini gösterir çizelgeler dikkate alınarak fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil alacağının yeniden hesaplanması ve çizelgelere dayanılarak hesaplama yapılan dönemde takdiri indirim uygulanmaması, tanık beyanı doğrultusunda hesaplama yapılması gereken bir çalışma dönemi olması halinde ise takdiri delil niteliğindeki tanık beyanları ile kanıtlanan fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil alacağından hakkın özünü etkilemeyecek şekilde uygun bir oranda takdiri indirim yapılmasıdır. Mahkeme tarafından eksik inceleme ile karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeple sair yönler incelenmeksizin BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 12/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.