Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2020/6451 E. 2020/4608 K. 30.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6451
KARAR NO : 2020/4608
KARAR TARİHİ : 30.09.2020

Adalet Bakanlığı’nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkındaki İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/05/2019 tarihli, 2018/804 esas ve 2019/315 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 04/02/2020 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Şüpheli … hakkında 18/05/2017 tarihinde işlediği iddia olunan “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda, 20/11/2017 tarihli ve 2017/81601 soruşturma, 2017/4965 sayılı karar ile; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesi uyarınca, beş yıl süre ile kamu davası açılmasının ertelenmesine, bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, aynı Kanun’un 191/4. maddesi gereğince erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararın şüpheliye 01/02/2018 tebliğ edilerek infazı için 22/02/2018 tarihinde İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
2- İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce infaz işlemlerine başlandığı, 06/04/2018 tarihli çağrı yazısının doğrudan MERNIS adresine tebliğe çıkarılarak 19/04/2018 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurduğu, 30/04/2018 tarihinde Yükümlü Ön Bilgilendirme Formu imzalatılarak aynı tarihte hastaneye sevkedildiği, hastanenin 27/06/2018 tarihli yazısında tedavisine gerek olmadığının bildirildiği, 10/07/2018 tarihli vaka sorumlusu ile olan görüşmesine katıldığı, ancak 27/08/2018 tarihli vaka sorumlusu ile olan görüşmesine katılmaması nedeniyle uyarılmasına karar verildiği, 04/09/2018 tarihli uyarı yazısının doğrudan MERNIS adresine tebliğe çıkarılarak 12/09/2018 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmadığı, uyarılmasına rağmen 20/09/2018 tarihli bireysel ve vaka sorumlusu ile olan görüşmesine katılmaması nedeniyle dosyanın kapatılarak 02/11/2018 tarihinde İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
3- İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca erteleme kararı kaldırılarak 28/11/2018 tarihli, 2017/81601 soruşturma, 2018/56318 esas ve 2018/46621 sayılı iddianame ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/4-a maddesi yollamasıyla 191/1 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
4- Kanun yararına bozma istemine konu İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/05/2019 tarihli, 2018/804 esas ve 2019/315 sayılı kararı ile, “Sanığın ısrar gösterdiğinin sabit olmaması nedeniyle cezalandırma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı yasanın 223/2-b maddesi gereğince beraatine” ve “hakkında yeniden denetimli serbestlik tedbiri uygulanması için İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulmasına” karar verildiği, sanığın yüzüne karşı verilen kararın 21/06/2019 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği,
anlaşılmıştır.
B-) Kanun Yararına Bozma İstemi:
Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
“Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak ve satın almak suçundan sanık … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 20/11/2017 tarihli ve 2017/81601 soruşturma, 2017/4965 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararının itiraz edilmeksizin kesinleşmesini müteakip, sanığın denetimli serbestlik tedbirini ihlâl etmekte ısrar ettiği gerekçesiyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonunda, sanığın bir süre denetime uyduğu ve yükümlülüğe aykırı davranma kastı içerisinde olmadığı gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-b maddesi uyarınca beraatına ve yeniden denetimli serbestlik tedbiri uygulanması için dosyanın İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine ilişkin İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/05/2019 tarihli ve 2018/804 esas, 2019/315 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde yer alan, “Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında … beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir.”, 191/3. maddesinde yer alan “Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.”, 191/4-a maddesinde yer alan “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,…hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-b maddesinde yer alan, “Beraat kararı; a) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması…hallerinde verilir.” şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında; somut olayda, sanık hakkında 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191/2. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararını takiben, İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce denetime başlanmasını müteakip, şüphelinin 27/08/2018 tarihli rehberlik hizmetine ilişkin vaka sorumlusu görüşmesine katılmaması nedeniyle uyarılmasına dair anılan Müdürlüğün 04/09/2018 tarihli ve 2018/1177 DS sayılı yazısının doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2 maddesi uyarınca 12/09/2018 tarihinde tebliğ edildiği, bu defa 20/09/2018 tarihli vaka sorumlusu ile yapılacak görüşmeye de katılmayan şüpheli hakkında infaz dosyası kapatılarak kamu davası açıldığı anlaşılmakla; şüphelinin bilinen son adresine veya bilinen son adresi yoksa mernis adresine bilinen son adres sıfatıyla mernis adresi olduğuna dair şerh düşülmeden tebligat çıkarılıp, tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adresine tebliğ yapılması gerektiği, dolayısıyla 04/09/2018 tarihli uyarı yazısı usulünce tebliğ edilmediğinden ısrar koşulunun gerçekleşmediği, ancak hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş olan sanık hakkında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar ettiğine ilişkin şekil şartı yerine getirilmediği gerekçesiyle beraat kararı da verilemeyeceği, aksi halde aynı suçtan tekrar kovuşturma yapılmasının mümkün olmayacağı, bu halde kamu davasının açılması bir şarta (yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etme şartına) bağlanmış olduğundan, mahkemece ısrar şartının gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin 14/09/2015 tarihli ve 2015/8259 esas, 2015/3572 karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, 5271 sayılı Kanun’un 223/8-2. cümlesi uyarınca durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde beraat kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/05/2019 tarihli ve 2018/804 esas, 2019/315 sayılı kararının 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması istenilmiştir.
C-) Konunun Değerlendirilmesi:
Şüpheli hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca 20/11/2017 tarihli ve 2017/81601 soruşturma, 2017/4965 sayılı karar ile beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, şüphelinin denetimli serbestlik tedbirini ihlâl ettiği gerekçesi ile hakkında kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda, ısrar şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle yüklenen suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle sanığın beraatine, karar verildiği anlaşılmıştır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde; “Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında … beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir.”, 191/3. maddesinde “Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.” ve 191/4-a maddesinde “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,…hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklinde düzenlemelerin yer aldığı,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-a maddesinde, “Beraat kararı; a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması … hallerinde verilir” düzenlemesine yer verildiği,
5721 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/1. maddesinde; “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” ve aynı maddenin 8. fıkrasında “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” şeklinde düzenlemenin yer aldığı,
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesinde; “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği dikkate alındığında; somut olayda denetimli serbestlik müdürlüğünce çıkarılan çağrı yazılarının öncelikle bilinen en son adrese, mernis adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği,
Somut olayda, sanık hakkında 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191/2. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararını takiben, İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce denetime başlandığı, şüphelinin 27/08/2018 tarihli rehberlik hizmetine ilişkin vaka sorumlusu görüşmesine katılmaması nedeniyle uyarılmasına karar verildiği, anılan Müdürlüğün 04/09/2018 tarihli ve 2018/1177 DS sayılı uyarı yazısının doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2 maddesi uyarınca 12/09/2018 tarihinde tebliğ edildiği, bu defa 20/09/2018 tarihli vaka sorumlusu ile yapılacak görüşmeye de katılmayan şüpheli hakkında infaz dosyası kapatılarak kamu davası açıldığı anlaşılmakla; şüphelinin bilinen son adresine veya bilinen son adresi yoksa mernis adresine bilinen son adres sıfatıyla mernis adresi olduğuna dair şerh düşülmeden tebligat çıkarılıp, tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adresine tebliğ yapılması gerektiği, dolayısıyla 04/09/2018 tarihli uyarı yazısı usulünce tebliğ edilmediğinden ısrar koşulunun gerçekleşmediği,mahkemenin ısrar şartının gerçekleşmediğine ilişkin tespitinin yerinde olduğu, ancak; hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş olan sanık hakkında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle beraat kararı verilemeyeceği, aksi halde aynı suçtan tekrar kovuşturma yapılmasının mümkün olmayacağı, bu halde kamu davasının açılması bir şarta (yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etme şartına) bağlanmış olduğundan, mahkemece ısrar şartının gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8-2. cümlesi uyarınca kamu davası hakkında durma kararı verilerek, dosyanın İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın beraatine karar verilerek dosyanın kesin olarak sonuçlandırılması kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
D) Karar:
Açıklanan nedenlere göre; kamu davası hakkında ısrar şartının gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verilerek dosyanın İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın beraatiine karar verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/05/2019 tarihli ve 2018/804 esas, 2019/315 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine,
30/09/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.