Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2020/1766 E. 2020/5168 K. 21.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1766
KARAR NO : 2020/5168
KARAR TARİHİ : 21.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 23/05/2013 ve 13/06/2013 günlerinde verilen dilekçelerle asıl ve birleştirilen davada tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl ve birleştirilen davanın kabulüne dair verilen 13/01/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, harici satım sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacılar vekili 23.05.2013 ve 13.06.2013 tarihli dilekçeler ile asıl ve birleştirilen davada, davacılar ile davalıların murisi … arasında yapılan “kati satış ve zilyetliğin devri” başlıklı sözleşme ile taşınmaz satış gerçekleştirildiğini, bu sözleşmeye göre satın alınan taşınmazların güncel tapu kayıtlarının 7602 ada 13, 14, 15, 20, 21, 22, 23 ve 24 parsel sayılı taşınmazlar olduğunu, satım sözleşmesi yapıldıktan sonra davacıların ve çocuklarının dava konu taşınmazlarda binalar inşa ettiğini, taşınmazların zamanla şehrin merkezinde kalması, kıymetinin artması nedeniyle bir kısım mirasçıların devre yanaşmadıklarını, hatta yine bir kısım mirasçıların dava konusu taşınmazları satışa çıkardıklarını haricen öğrendiklerini belirterek taşınmazların tapusunun iptali ile davacılar adına tescilini istemiş, 27.06.2013 havale tarihli delikçe ile satım sözleşmesine konu olan, davacıların ve çocuklarının evlerinin bulunduğu taşınmazların 7602 ada 1, 2, 8, 9, 10, 11 ve 12 parseller olduğunu belirtmiştir.
Davalı …, sözleşme tarihinden önce murisi …’nin vefat etmiş olduğunu, zamanaşımı itirazının bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Bir kısım davalılar 1. celse beyanlarında, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile … ili, … ilçesi … Mahallesi 7602 ada 1, 2, 8, 9, 10, 11, 12 parsel sayılı taşınmazların davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına tapu siciline kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hükmü bir kısım davalılar vekili temyiz etmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 706, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 237, 2644 sayılı Tapu Kanununun 26 ve 1512 sayılı Noterlik Kanununun 60 ve 89. maddeleri gereğince, tapulu bir taşınmazın satışına ilişkin sözleşme resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz ve satın alana herhangi bir hak bahşetmez. TMK’nun 706. maddesinde öngörülen resmi şekil bir ispat şartı olmayıp bir geçerlilik şekil şartıdır.
Taraflar arasındaki davanın konusu harici satım niteliğindeki sözleşmeye dayalı taşınmazın devrini içeren tapu iptali ve tescil talebidir. Tapuda kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetinin naklinin hüküm ve sonuç doğurabilmesi için sözleşmenin TMK’nın 706., BK’nın 213. (TBK’nın 237. md.), 2644 sayılı Tapu Kanununun 26. maddeleri ve 1512 sayılı Noterlik Kanununun 89. maddesi uyarınca resmi biçim koşuluna uyularak yapılması zorunludur.
Somut uyuşmazlıkta, davalıların murisi … 22.10.1980 tarihli adi yazılı arsa satış senedinde çevresi …’in evi, …’ın zeytinliği, yol ve Hazine malı ile çevrili 40 metre boyunda 40 metre enindeki arsasını davacılardan …’e temlik ettiğini, bedelini aldığını ve istediği şekilde tasarruf edebileceğini belirtmiştir. 03.05.1984 tarihli “Kati satış ve zilyetliğin devri senedi” başlıklı sözleşme ile davalıların murisi … hudutları belirlenen bir kıta tarlada eşinden kalan hissenin tamamını davacılar … ve …’e satığını, bedelini aldığını ve zilyetliği alıcılara teslim ettiğini beyan etmiştir.
Mahkemece yapılan 17.11.2014 tarihli keşif sonucu alınan 17.11.2014 tarihli fen bilirkişisi raporunda, dava konusu taşınmazların evveliyatının 379 parsel sayılı taşınmaz olduğu, imar uygulaması ile 7602 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11 ve 12 parsellerin oluştuğu belirtilmiştir. 379 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağı incelendiğinde kadastro tespitinin 28.07.1970 tarihinde yapıldığı, 32.200 metrekare yüzölçümündeki taşınmazda davalıların murisi … adına paylı olarak 448/3584 pay tespit edildiği ve kadastro tespitinin 16.10.1970 tarihinde kesinleştiği, davacıların tapulu taşınmazda resmi şekil şartına uymadan temlik sözleşmesi yaptığı görülmüştür. Mahkemece, tapulu taşınmaz ile ilgili harici satım sözleşmesine değer verilerek tapu iptali ve tescil kararı verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.09.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başka