Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/5772 E. 2020/7386 K. 19.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5772
KARAR NO : 2020/7386
KARAR TARİHİ : 19.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Müdahalenin Önlenmesi Ve Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın müdahalenin önlenmesi talebi yönünden kabulüne, ecrimisil talebi yönünden kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, dava dilekçesinde belirtilen dava konusu 319 ada 1 parseldeki 63 ve 64 nolu bağımsız bölümlerde vekil edeninin hissesi olduğunu, davalının bağımsız bölümleri birleştirerek dükkan olarak kullandığını belirterek, müdahalenin önlenmesini, 44.325,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle, davalının 319 ada 1 parsel 63 ve 64 nolu bağımsız bölümlere olan müdahalesinin önlenmesine ve toplam 26.613,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, müdahalenin önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
1. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. a) Davalı vekilinin ecrimisile yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat tazminatır.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; Mahkemece, yapılan araştırma ve inceleme ile alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki, davalının taşınmazları rıza ile kullandığını savunduğu, mahkemece, taraflar arasındaki mevcut dava dosyalarının tamamı dosya kapsamına alınmadan, davalı tarafından bildirilen tanıklar dinlenmeden ve taraf delillerinin tamamı toplanmadan, rızanın hangi tarihe kadar olduğu tam olarak belirlenmeden ilgili dava dosyaları nedeniyle rızanın olmadığı gerekçesiyle ecrimisil talebinin kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece, taraf delillerinin tamamı toplanarak, davalı tarafından hangi tarihe kadar rıza olarak taşınmazları kullandığı somut olarak belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Kabule göre de, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenerek, sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilmesi gerekirken, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın dava tarihindeki belirlenen kira bedeline geriye doğru ÜFE artışı uygulanması da hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
b) Davalı vekilinin 319 ada 1 parselde 63 nolu bağımsız bölüme ilişkin müdahalenin önlenmesi talebine yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Bilindiği üzere, dava konusunun devri 6100 sayılı HMK’nin 125. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin 1. bent a ve b fıkralarında davanın açılmasından sonra davalı tarafın dava konusunu üçüncü bir kişiye devretmesi halinde davacının seçimlik hakları gösterilmiştir. Somut uyuşmazlıkta bu husus konumuzun dışındadır. Dava konusunun davacı tarafından devri ise, HMK’nin 125. maddesinin 2. bendinde düzenlenmiş ve madde metninde aynen “davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devir edilecek olursa, devralmış olan kişi görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden devam eder” denilmiştir.
Dava konusunun davacı tarafından üçüncü bir kişiye devredilmesi halini düzenleyen HMK’nin 125/2. maddesi hükmü, devralan üçüncü kişinin hukuk gereği davacı sıfat ve buna bağlı olarak dava takip yetkisi kazanacağı ve davanın yeni davacı ile süreceği gerekçesiyle devralan kişinin kendiliğinden davacı yerine geçerek davaya kaldığı yerden devam olunacağı esasını getirmiştir. Bu hükme göre dava, davayı devralan üçüncü kişi ile davalı arasında devam edecektir. Bunun için davalının bu konuda karar vermesi veya devralan üçüncü kişinin davacı yerine geçmesi için onayı aranmaz. Dava konusu şey, dava açıldıktan sonra davacı tarafından başka bir kişiye devredilirse, bu durumda devralmış olan kişi davacı yerine geçerek görülmekte olan davaya kaldığı yerden devam eder. Ancak bu halde davalı yeni davacıya karşı, kişisel savunma sebeplerini ileri sürebilir.
Somut olayda; dava konusu 319 ada 1 parselde 63 nolu bağımsız bölüm davanın açıldığı tarihte davacının murisi … adına kayıtlı iken, 13.12.2016 tarihinde dava dışı 3.kişi …’ya satıldığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, yeni malike bildirim yapılmak suretiyle davaya devam edip etmeyeceği hususu üzerinde durularak yeni malikin davaya devam etmesi halinde müdahalenin önlenmesi talebi yönünden işin esası hakkında karar verilmesi, davaya devam etmemesi halinde ise sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda 2. bentte gösterilen sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda 1. bentte gösterilen sebeplerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.