Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2020/6198 E. 2020/14301 K. 02.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6198
KARAR NO : 2020/14301
KARAR TARİHİ : 02.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen karar, süresi içinde davacı vekili ile davalı …tarafından temyiz edilmiş ve davalı …vekilince duruşma talep edilmiş ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davalı …temyizi bakımından;
Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi’nin 2013/24580 esas sayılı bozma ilamında;
“… Uyuşmazlık 3213 sayılı Maden Kanununda değişiklik yapan 10/06/2010 – 5995 sayılı Kanunun 17. maddesi uyarınca bu tarihten öncesi ve sonrasına ilişkin davalıların sorumluluğu, aralarındaki hukuki ilişkinin niteliği, davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
3213 sayılı Maden Kanununun Ek 7. maddesinde “(Ek madde: 10/06/2010 – 5995 S.K./17. md.) Maden ruhsat sahiplerinin, ruhsat sahalarının bir kısmında veya tamamında üçüncü kişilerle yapmış oldukları rödövans sözleşmelerinde, bu alanlarda yapılacak madencilik faaliyetlerinden doğacak İş Kanunu, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili idari, mali ve hukuki sorumlulukların rödövansçıya ait olacağı, ancak bu durumun ruhsat sahibinin Maden Kanunundan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağı” bildirilmiş olup söz konusu hüküm yürürlük tarihi itibariyle somut olaya uygulandığında, bu tarihten, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihine kadar olan dönemdeki işçilik alacaklarından sadece rödövans sözleşmesi ile çalışan firma sorumlu olacaktır. Anılan yasanın yürürlük tarihinden önceki dönemdeki dava konusu alacaklardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna karar verilmesi gerekir…” şeklinde bozma gerekçesi mevcuttur.
Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi’nin bu bozma ilamına uyulduğundan içeriği taraflar lehine usuli müktesep hak haline gelmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi’nin bu bozma ilamı sonrasında Mahkeme tarafından bu bozma ilamına uyularak yeniden kurulan hüküm, hakkında Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2018/6406 esas sayılı bozma ilamında “…Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin bozma ilâmında, davalılar arasında rödevans sözleşmesi olduğu kabul edilmiş, sadece rödevans sözleşmesi ile çalışan firmanın sorumlu olduğu dönem ile davalıların müşterek müteselsil sorumlu oldukları dönem tespit edilerek sorumlulukların buna göre ayrı ayrı – yani müşterek müteselsil sorumlu oldukları miktar ile sadece rödevans sözleşmesi ile çalışan firmanın sorumlu olduğu miktarın belirlenmesi ve hükmün buna göre kurulması gerekmektedir. Mahkeme tarafından hükmüne uyulan bozma ilâmına göre karar verilmemesi ve bunun sonucunda davalının usuli müktesep hakkına aykırı davranılması hatalıdır….” yönünde gerekçe yer almaktadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelere ve delillerin taktirinde bir isabetsizlik görülmemesine ve özellikle davalı …nin yukardaki bozma ilamları kapsamına göre 23/06/2010 tarihine kadar sorumlu olduğu, bu tarihten feshin gerçekleştiği 31/05/2012 tarihine kadar olan süreden diğer davalının tek başına sorumlu olduğu, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücretinin feshe bağlı haklar olup bu nedenle 23/06/2010 tarihine kadar geçen süre için ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti hesaplanarak bulunan miktarlardan davalı …nin de diğer davalı ile birlikte müşterek müteselsil sorumlu tutulması yerinde değil ise de hükmüne uyulan ve bu nedenle taraflar bakımından usuli müktesep hak olan yukarda bahsi geçen Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi’nin bozma ilamı içeriğinde ve Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi’nin uyulan bu bozma ilamının uygulanmasını belirten Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin bozma ilamı içeriğinde ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti hakkında ayrıca bir açıklama bulunmadığından, netice itibari ile verilen hükmün Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi’nin bozma ilamına uyularak taraflar lehine oluşan usuli müktesep hakka uygun olmasına göre davalı …vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddine,
Davacı temyizi bakımından;
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Somut uyuşmazlıkta, davalı Ado Şirketi’nin davacıya ödemesine karar verilen tutar, hüküm tarihinde geçerli maktu vekalet ücreti olan 2.725,00 TL’nı geçtiğinden davalı Ado şirketi’nin de 2.725,00 TL vekalet ücreti ödemesine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi hatalı olup, bozma sebebi ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3/2. maddesi yollaması ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ:Hüküm fıkrasının “11” numaralı bendi çıkartılarak, yerine;
“11-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 2.725,00 TL vekalet ücretinden davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,” bendinin yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin davalı …ye yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacı tarafa iadesine, 02/11/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.