YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2525
KARAR NO : 2020/3862
KARAR TARİHİ : 06.10.2020
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 10.05.2018 tarih ve 2015/1005 E. – 2018/519 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacı vekili asıl davada, davacının Yapı Kredi Bankası Sarıgazi Şubesi’ne ait 3775247 numaralı 12.858-TL bedelli bir adet çeki mal alımı için davalı … Mak. Ltd. Şti.’ye verdiğini, ancak davalı şirketin teslimat yapmadığı gibi, çeki de iade etmediğini, çekin bedelsiz kaldığını, çekin Çağdaş Finans Faktoring A.Ş’ye ciro edildiğini öğrendiklerini ileri sürerek borçlu olmadığının tespitine, çekin iptaline ve iadesine, ödeme yapılması durumunda davanın istirdat davasına dönüştürülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı şirketin usule uygun tebligata rağmen davaya cevap vermediği, dahili davalı …Ş’nin ise davanın usulden ve esastan reddini talep ettiği anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, dava dilekçesinin yasal unsurları içeren bir dava dilekçesi niteliğinde olmadığı ve ek bir süre tanımanın olanaklı olmadığı sonucuna varıldığı, yasal nitelikte hiçbir delilin mahkemeye sunulmayıp, salt dava dilekçesindeki soyut iddialarla yetinildiği, HMK 119 maddenin 1. bendinde yer alan d, e , f ve g bentlerindeki mevcut zorunlu dava dilekçesi unsurlarının eksik biçimde yer aldığı ve kesin süre içinde bu eksikliklerin tamamlanmadığı gerekçeleriyle, davanın HMK 119/2. maddesine göre açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine kapatılan Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2014/19196 Esas, 2015/8888 Karar sayılı, 16/06/2015 tarihli ilamı ile “Açıklanan bu dava dilekçesi ile HMK 119/1-e-f-g maddesine uygun biçimde, hukuki sebebin avans çeki iddiasına dayalı menfi tespit/istirdat olduğu, iddianın özetlendiği ve davacının dayandığı delilleri de mahkemeye bildirdiği açıktır. Yine, 6100 S. HMK’nın 119/1-d maddesinde dava konusunun değerinin gösterilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece ödenmesi gereken harç hesaplanabildiğine göre dava konusunun değerinin gösterildiği kabul edilmelidir. Kaldı ki dava dilekçesinde dava konusu çek bedeli açıkça beyan edilmiştir. Mahkemece açıklanan bu yönler ve HMK’nın 33. maddesi hükmü gereğince hakimin kanunları re’sen tatbik ederek iddia ve müdafaadaki netice-i talepleri karara
bağlayacağı
da gözetilmeden, yazılı gerekçelerle davalı …. Şti. yönünden davanın HMK’nın 119/2. maddesi hükmü uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmadan sonra asıl ve birleşen davada davacı vekili, 12.858,00 TL bedelli çeki iş karşılığı Alkomeks Ltd. Şti.’ye verdiğini, ancak Alkomeks Ltd. Şti.’nin çekin karşılığı olan malları teslim etmediğini, çek bedelinin ilgili çekte ciro alacaklısı olan davalı firmaya ödendiğini ileri sürerek davalıya ödenen çek bedelinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari işlerde uygulanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, davalı şirketin faktoring mevzuatına uygun olarak hareket ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama neticesinde, çek üzerindeki ciro zincirinin şeklen geçerli olduğu, çekin davalı …’e verilmesine dair asıl sözleşmenin davalı … firması tarafından düzenlenen faturalarla teyit edildiği, davalı …’in, çeki davalı … şirketine temlik ederken, çeki davacı şirketten, ibraz edilen fatura içeriği mallar karşılığında aldığına dair beyanda bulunduğu, bu durumda davacının dava konusu çekin davalı …’e verilmesine ilişkin sözleşmeyi ispat ettiği, fatura konusu malların davacıya teslim edildiği hususunu ispat yükü davalı …’de olmasına rağmen bu yönde bir delil ibraz edilemediği, sözleşme karşılığında davacıya bir mal teslim edildiği ispat edilemediğinden çekin bedelsiz kaldığı, bedelsiz kalan bu çekin davacı tarafından 06/10/2011 tarihinde ödendiği, asıl davanın kabulü gerektiği, birleşen dava bakımından davalı … şirketinin, dava konusu çeki, faktoring sözleşmesi ile teslim aldığı, faktoring sözleşmesi yapılırken, davalı … tarafından çeke ilişkin faturaların da sunulduğu, davalı … şirketinin çeke hamil olmasında herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı, birleşen dosya davalısı yönünden davanın ispatlanamaması nedeniyle davanın reddi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile; 12.852,00 TL’nin 06/10/2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı … Mak. Tic. Ltd. Şti.’den alınarak davacıya ödenmesine, birleşen dava hakkında açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu çekin keşidecisi asıl ve birleşen davada davacı Dişlitaş Ltd. Şti., lehtar ve birinci ciranta davalı …. Şti., ikinci ciranta Çağdaş Faktoring A.Ş’dir. 6361 sayılı Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun 9/2 maddesi ”Faktoring şirketi kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal ve hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez” hükmünü içermektedir.
Yasa metninden de anlaşılacağı üzere, faktoring şirketinin, faktoring işlemi ile devraldığı alacak, alacağın temliki hükümlerine tabidir. Nitekim, faktoring işlemlerinde alacağın temliki hükümlerinin uygulandığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 03.11.2010 tarih, 2010/19-488 E, 2010/557 K sayılı kararında da açıkça belirtilmiştir. Öte yandan aynı kararda faktoring işleminin müşteri (firma), faktoring şirketi (faktor) ve borçlu olmak üzere üç tarafının bulunduğu da açıklanmıştır. Faktoring işleminin bu tarafları arasındaki ilişkiler yönünden 6361 sayılı Yasa’nın 9/2 ve 6098 sayılı TBK’nın 188/1. maddesi hükümlerinin uygulanması gerekir. Buna göre borçlu, faktoring işlemini öğrendiği sırada önceki alacaklısına karşı sahip olduğu def’ileri alacağı faktoring sözleşmesine dayanarak devralmış olan faktoring şirketine karşı da ileri sürebilecektir. 6361 sayılı Yasa’nın 9/2. ve TBK’nın 188/1. maddesi karşısında faktoring işleminin tarafları arasındaki ilişkiler yönünden şahsi def’ilerin ileri sürülebilmesinde faktoring şirketinin iyiniyetli ya da kötüniyetli olmasının sonuca etkisi bulunmamaktadır.
6361 sayılı Yasa’nın 9/3. maddesi, faktoring işleminin yukarıda belirtilen tarafları dışında kalan kambiyo borçluları bakımından uygulanabilecek bir hükümdür. Başka bir anlatımla, faktoring işleminin dışında bir kambiyo borçlusu varsa (keşideci, lehdar veya ciranta) onlar hakkında 6361 sayılı Yasa’nın 9/3. maddesi hükmü uygulanacaktır. Somut olayda uyuşmazlık faktoring işleminin tarafları arasında olduğundan anılan Yasa’nın 9/3. maddesi hükmünün uygulama yeri bulunmamaktadır.
Bu açıklamalar karşısında somut olayın değerlendirilmesine gelince; mahkemece asıl ve birleşen davada davacının faktoring işleminin tarafı olan asıl davada davalı …. Şti.’ye borçlu olmadığına hükmedilmiş olup davacının bedelsizlik defini birleşen davada davalı … şirketine karşı ileri sürmesi mümkün olduğundan davanın kabulü gerekirken somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle birleşen davanın reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün asıl ve birleşen davada davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden asıl ve birleşen davada davacıya iadesine, 06/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.