Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/4474 E. 2020/11658 K. 24.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4474
KARAR NO : 2020/11658
KARAR TARİHİ : 24.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, mala zarar verme,
görevi yaptırmamak için direnme,
6136 sayılı Kanun’a muhalefet
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar, suça sürüklenen çocuk müdafii

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Oluş ve dosya kapsamına göre, katılanlar … ve …’in, kavga ihbarı üzerine olay yerine intikal ettikleri sırada, sanıklar …ile …ve suça sürüklenen çocuk …’in, henüz katılanlar tarafından kendilerine yönelik bir müdahalede bulunulmaksızın resmi aracı tekmeledikleri, katılanların bunu engellemeye çalıştıkları sırada ise fikir ve eylem birliği içerisinde iştirak halinde hareket ederek katılan …’i bıçakla ve katılan …’yı fiziki güç kullanarak yaraladıkları anlaşılmakla, katılan …’in yaralanmasına ilişkin 5237 TCK’nin 37. maddesi gözetilerek her bir sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında ayrı ayrı kamu davalarının açıldığı ve fakat katılan …’da meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak suça sürüklenen çocuk …’in eyleminin müstakilen gerçekleştirildiğinin kabulü ile sanıklar …ve …haklarında herhangi bir davanın açılmamış olduğu anlaşılmış ise de bu hususta adı geçen sanıklar hakkında zamanaşımı süresince her zaman soruşturma yürütülmesi ve kamu davası açılması mümkün görülmüştür.
1)Suça sürüklenen çocuk … hakkında katılan …’ya karşı “Kasten Yaralama” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Hükmolunan adli para cezasının tür ve miktarı itibariyle, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’a eklenen geçici 2. madde uyarınca kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2)Suça sürüklenen çocuk … hakkında “6136 sayılı Kanun’a Muhalefet”, “Mala Zarar Verme”, “Görevi Yaptırmamak için Direnme” ve katılan …’e karşı “Kasten Yaralama” suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Mala zarar verme suçuna ilişkin olarak, her ne kadar…Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10/12/2014 tarihli, 2014/8535 Soruşturma ve…Esas No.lu iddianamede suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan sevk maddeleri gösterilmemiş ise de mahkemenin, iddianamenin anlatım kısmı ile bağlı olduğu ve tanzim olunan iddianamede, suça sürüklenen çocuğun sanıklar …ve …ile birlikte resmi ekip otosunu tekmeleyerek zarar verdiklerinin anlatılması ve mahkemece 31/03/2016 tarihli celsede bahse konu suç yönünden uygulanma ihtimali bulunan TCK’nin 152/1-a maddesi gereğince ek savunma hakkının tanındığı anlaşılmakla, tebliğnamenin bozma görüşüne iştirak olunmamıştır.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a)Yargılama konusu mala zarar verme suçuna ilişkin olarak, suça sürüklenen çocuğun inkara dayalı savunmaları, polis memurları … ve Muhammet Karaaslan tarafından tanzim olunan, “aracın kaporta aksamı, ışık aksamı ve üzerinde bulunan yazılar tarafımızdan kontrol edilmiş herhangi bir hasarın olmadığı tespit edilmiştir” şeklindeki tarihsiz görgü tespit tutanağı içeriği, resmi araçta meydana gelen hasar ve/veya zararı ispata yarar olay yeri görüntü kaydı, fotoğrafı ya da krokisinin de bulunmadığı nazara alınarak, suça sürüklenen çocuğun atılı suçtan mahkumiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
b) Görevi yaptırmamak için direnme suçuna ilişkin olarak;
aa)… Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10/12/2014 tarihli, 2014/8535 Soruşturma ve…Esas No.lu iddianame ile suça sürüklenen çocuk hakkında sadece müşteki …’ye karşı gerçekleştirdiği “Görevi Yaptırmamak için Direnme” eyleminden kamu davasının açıldığı anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuk hakkında bu suçtan hüküm kurulurken, eylemini tek bir fiille birden fazla kişiye karşı gerçekleştirdiğinin kabulü ile 5237 sayılı TCK’nin 43/1. maddesi gereği (¼) oranında artırım uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini,
bb)Suça sürüklenen çocuk hakkında hüküm kurulurken TCK’nin 265/1, 265/3, 43, 31/3 62. maddelerine göre belirlenen “5 ay 16 gün” hapis cezasının, aynı Kanun’un 50/1-a maddesi gereği adli para cezasına çevrilmesi sırasında netice hapis cezası miktarının “5 ay 16 gün” yerine hatalı şekilde “10 ay” hapis cezası olarak belirtilmesi,
c) Kasten Yaralama suçu yönünden; katılanın gece bekçisi olması nedeniyle kamu görevlisi sıfatına haiz olduğu gözetilerek, suça sürüklenen çocuğa TCK’nin 86/3-c maddesinin uygulanması ihtimaline binaen 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi gereği ek savunma hakkı tanınmak suretiyle, yargılama konusu eylemini birden fazla nitelikli hal ihlaline neden olarak (TCK’nin 86/3-c ve 86/3-e maddeleri) gerçekleştiren suça sürüklenen çocuk hakkında, TCK’nin 86/1. maddesine göre belirlenen temel cezanın tayininde, TCK’nin 3. maddesinde yer alan “cezada orantılılık ilkesi” nazara alınarak TCK’nin 61. maddesi gereğince sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
d)Tüm suçlar yönünden; suç tarihinde 15-18 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuk hakkında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.11.2018 tarihli, 2016/6-986 Esas ve 2018/554 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35/1. maddesi gereğince sosyal inceleme raporu aldırılmadan veya aynı maddenin 3. fıkrasına göre bu yönde inceleme yaptırılmamasının gerekçesi kararda gösterilmeden hüküm kurulması,
e)Yargılama giderlerinin cezalandırılmalarına hükmedilen sanıklar ile suça sürüklenen çocuktan eşit olarak alınmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 326/2. maddesinde yer alan “İştirak halinde işlenmiş bir suç nedeniyle mahkum edilmiş olanlara, sebebiyet verdikleri yargılama giderleri ayrı ayrı yükletilir.” hükmüne aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince suça sürüklenen çocuğun kazanılmış hakkının dikkate alınmasına,
3) Sanıklar hakkında “Kasten Yaralama”, “Mala Zarar Verme” ve “Görevi Yaptırmamak için Direnme” suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a)Sanıklar …ve …haklarında yargılama konusu mala zarar verme suçuna ilişkin olarak, sanıkların inkara dayalı savunmaları, polis memurları … ve Muhammet Karaaslan tarafından tanzim olunan, “aracın kaporta aksamı, ışık aksamı ve üzerinde bulunan yazılar tarafımızdan kontrol edilmiş herhangi bir hasarın olmadığı tespit edilmiştir.” şeklindeki tarihsiz görgü tespit tutanağı içeriği, resmi araçta meydana gelen hasar ve/veya zararı ispata yarar olay yeri görüntü kaydı, fotoğrafı ya da krokisinin de bulunmadığı nazara alınarak, sanıkların atılı suçtan mahkumiyetlerine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraatlerine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
b)Sanıklar C… ve … haklarında görevi yaptırmamak için direnme suçlarına ilişkin olarak;
a)… Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10/12/2014 tarihli, 2014/8534 Soruşturma ve… Esas No.lu iddianame ile sanıklar hakkında sadece müşteki …’ye karşı gerçekleştirdiği “Görevi Yaptırmamak için Direnme” eyleminden kamu davasının açıldığı anlaşılmakla, sanıklar hakkında bu suçtan hükümler kurulurken, eylemini tek bir fiille birden fazla kişiye karşı gerçekleştirdiklerinin kabulü ile 5237 sayılı TCK’nin 43/1. maddesi gereği (¼) oranında artırım uygulanmak suretiyle sanıklar hakkında fazla ceza tayini,
bb)Sanıklar hakkında hüküm kurulurken TCK’nin 265/1, 265/3, 43, 62. maddelerine göre belirlenen “8 ay 10 gün” hapis cezasının, aynı Kanun’un 50/1-a maddesi gereği adli para cezasına çevrilmesi sırasında netice hapis cezası miktarının “8 ay 10 gün” yerine hatalı şekilde “10 ay” hapis cezası olarak belirtilmesi,
c)Sanık … hakkında kasten yaralama suçu yönünden; katılanın gece bekçisi olması nedeniyle kamu görevlisi sıfatına haiz olduğu gözetilerek, suça sürüklenen çocuğa TCK’nin 86/3-c maddesinin uygulanması ihtimaline binaen 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi gereği ek savunma hakkı tanınmak suretiyle, yargılama konusu eylemini birden fazla nitelikli hal ihlaline neden olarak (TCK’nin 86/3-c ve 86/3-e maddeleri) gerçekleştiren sanık hakkında, TCK’nin 86/1. maddesine göre belirlenen temel cezanın tayininde, TCK’nin 3. maddesinde yer alan “cezada orantılılık ilkesi” nazara alınarak TCK’nin 61. maddesi gereğince sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
d)Sanık … yönünden; Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
e)Tüm sanıklar yönünden; Yargılama giderlerinin cezalandırılmalarına hükmedilen sanıklar ile suça sürüklenen çocuktan eşit olarak alınmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 326/2. maddesinde yer alan “İştirak halinde işlenmiş bir suç nedeniyle mahkum edilmiş olanlara, sebebiyet verdikleri yargılama giderleri ayrı ayrı yükletilir.” hükmüne aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanıkların kazanılmış haklarının dikkate alınmasına, 24/09/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.