Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/11149 E. 2020/12134 K. 29.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/11149
KARAR NO : 2020/12134
KARAR TARİHİ : 29.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, kasten yaralama (teşebbüs)
HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Müşteki sanık … müdafi, o yer Cumhuriyet savcısı
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Gerekçeli karar müşteki sanık …’a usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğinden müşteki sanık … müdafinin temyiz başvurusunun öğrenme üzerine süresinde ve geçerli bir temyiz talebinde bulunduğu kabul edilerek yapılan temyiz incelemesinde;
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçesinin içeriğine göre müşteki sanık ……hakkında verilen beraat hükmüne yönelik temyiz talebinin bulunduğu belirlenerek ve müşteki sanık …’ın müşteki sanık … …den şikayetçi olup, davaya katılma talebinin bulunmasına rağmen, bu konu hakkında bir karar verilmediği ve müşteki sanık … müdafinin kararı temyiz ederek katılma iradesini açıkça ortaya koyduğu anlaşıldığından, müşteki sanık …’ın 5271 sayılı CMK’nin 237/2 ve 260/1. maddeleri gereğince kamu davasına katılmasına karar verilerek, yapılan temyiz incelemesinde;
1)Katılan sanık … hakkında müşteki sanık … …ye yönelik kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz sebeplerinin yapılan incelemesinde:
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılan sanık müdafinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün ONANMASINA,
2) Müşteki sanık ……hakkında katılan sanık …’a yönelik kasten yaralama (teşebbüs) suçundan verilen beraat hükmüne yönelen temyiz sebeplerinin yapılan incelemesinde:
a) Soruşturma aşamasında dinlenen, olayın oluşumu ve gelişimine dair tek görgü tanığı durumunda olan Hasan Esen’in kovuşturma aşamasında tanık sıfatıyla dinlenip, sonucuna göre müşteki sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, 5271 sayılı CMK’nin 210. maddesine aykırı olarak eksik kovuşturma ile yazılı şekilde müşteki sanığın beraatine karar verilmesi,

b)Müşteki sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’nun 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesi’nin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No:126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre;
c) Adli emanette kayıtlı ve müsaderesi talep edilen bıçağın müsaderesine dair talep yönünden bir karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının ve katılan sanık müdafinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.09.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.