YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5373
KARAR NO : 2021/1779
KARAR TARİHİ : 30.03.2021
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Görevi kötüye kullanma
Hüküm : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Suç tarihinde Bodrum Belediyesi’nde imar ve şehircilik müdür vekili olarak görev yapan sanığın Bodrum ilçesi …. mahallesi, …. mevkii, 425 ada 7 ve 8 sayılı parsellerde bulunan taşınmazlar üzerinde ruhsata aykırı olarak yapılan binalar için 18/04/2012 tarih ve 2012/16 sayılı yapı kullanma izin belgesi iptal edilmesi üzerine devamında 10/05/2012 tarih 2012/26 ve 2012/27 sayılı yapı kullanma izin belgelerini düzenlediği, bahsi geçen yapının ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılmasına rağmen, yapı kullanma izin belgesinin düzenlenmesi sureti ile yapı sahibinin haksız menfaat sağlamasına sebep olduğu kabulü ile mahkumiyetine karar verilmiş ise de; zincirleme suçlarda suç tarihinin son suçun işlendiği gün olduğu, bu itibarla hukuki kesinti oluşturan iddianame tarihinden evvel sanık hakkında dava konusu olsun ya da olmasın tüm eylemlerin teselsülün içerisinde değerlendirilmesi, iddianame tarihinden sonraki eylemlerin ise gerçek içtima hükümleri ve varsa kendi içinde teselsül hükümleri değerlendirilmek suretiyle karara bağlanması gerekeceği nazara alındığında; UYAP sisteminden yapılan sorgulamada; sanık hakkında Bodrum 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/350 Esas, 2016/232 Karar, Bodrum 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/324 Esas, 2016/157 Karar, Bodrum 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/441 Esas,2020/169 Karar, Bodrum 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/124 Esas, 2018/217 Karar sayılı dosyalarından benzer nitelikteki eylemlerinden dolayı mahkumiyet kararı verildiğinin anlaşılması karşısında, tüm davalar araştırılarak derdest ise birleştirilmesinden, karara çıkmış ve kesinleşmiş ise onaylı örneklerinin getirtilerek incelenmesinden sonra suç ve iddianame tarihlerine göre eylemler arasında hukuki kesinti oluşup oluşmadığı ile zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının saptanmasından, ayrıca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin belirlenmesi halinde sanığa TCK’nın 257. maddesi gereğince verilecek cezadan aynı Kanunun 43/1. maddesi uyarınca artırım yapıldıktan sonra varsa kesinleşen dava dosyalarından verilen cezanın mahsubu ile oluşur ise aradaki fark kadar cezaya hükmedilmesi, hukuki kesintinin gerçekleşmesi halinde ise ayrı cezalara hükmolunması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1-Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve E. 2014/140, K. 2015/85 sayılı iptal Kararının Resmi Gazete’nin 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayısında yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK’nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
2-TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işlediği kabul edilen sanık hakkında, aynı Kanun’un 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3-Suç tarihinin tüm dosya kapsamına göre 10/05/2012 yerine gerekçeli karar başlığında 18/04/2012- 10/05/2012 olarak gösterilmek sureti ile CMK 232/2-c maddesine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA, 30/03/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.