YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11015
KARAR NO : 2013/14330
KARAR TARİHİ : 24.10.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Birleşen … Asliye Hukuk Mahkemesinin …/… E-…/… K. Sayılı Dosyada
DAVA TÜRÜ : Kiralananın tahliyesi-Tespit
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye ve tespit davasına dair karar, davalı-karşı davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, asıl davada sözleşmeye aykırılık nedeniyle kiralananın tahliyesi, birleşen davada ise sözleşmenin yürürlükte olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiş hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin ruhsat sahibi olduğu mermer maden sahasının bir kısmının işletilmesine ilişkin davalılar ile imzalanan rödovans sözleşmesine göre, maden kanununda yer alan devlet hakları olan il özel idaresi, belediye, vergi dairesi, orman idaresine ödenmesi gereken bedellerin davalılar tarafından ödenmesi gerekirken ödenmediğini, müvekkilinin ruhsat hakkının risk altına girdiğini, ihtarnameye rağmen davalının sözleşme ve protokol uyarınca kararlaştırılan yükümlülüklerini yerine getirmediğini belirterek davalıların rödovans sözleşmesinde belirlenen maden sahasından tahliyesine karar verilmesini talep etmiş, davalılar vekili ise devlet borçlarının yan edim olduğunu, esas edim borcu olan hasılat kira bedellerinin ödendiğini, akde aykırılığa konu borçların da ödendiğini, davacının fesih bildiriminin haksız ve geçersiz olduğunu savunmuştur.
Birleşen … 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/320 Esas sayılı dosyasında davacı kiracı vekili, davalıların geçersiz ve haksız fesih bildirimlerine dayanarak müvekkili aleyhine akde aykırılık nedeni ile tahliye davası açtığını, taraflar arasındaki rödovans sözleşmesinin halen yürürlükte olduğunun tespiti ile sözleşmenin aynen uygulanmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece asıl davanın kabulü ile davalıların rödovans sözleşmesinin konusunu oluşturan mermer (kalker) maden sahasından tahliyelerine, birleşen davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Türk Borçlar Kanununun 316.maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı sözleşmeye uygun olarak özenle kullanmakla yükümlüdür. Kiracının bu yükümlülüğe aykırı davranması durumunda sözleşmeye aykırılık nedeniyle kiralanandan tahliyesine karar verilebilmesi için kiraya verenin konut ve çatılı işyeri kirasında kiracıya en az otuz gün süre vererek aykırılığın giderilmesini, aksi takdirde sözleşmeyi feshedeceğini yazılı olarak bildirmesi ve tanınan bu süre içerisinde de akde aykırılığın giderilmemiş olması gerekir. Diğer kira ilişkilerinde ise, kiraya veren, kiracıya önceden bir ihtarda bulunmaksızın, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir. Konut ve çatılı işyeri kirasında, kiracının kiralanana kasten ağır bir zarar vermesi, kiracıya verilecek sürenin yararsız olacağının anlaşılması veya kiracının bu yükümlülüğe aykırı davranışının kiraya veren veya aynı taşınmazda oturan kişiler ile komşular bakımından çekilmez olması durumlarında kiraya veren, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir.
Akde aykırılık nedenine dayanılarak açılan davada tahliye kararı verilebilmesi için akde aykırı davranışın önemli ve doğrudan doğruya kiralananın bizzat kullanılması ile ilgili olması gerekir. Bunun dışında sözleşme ile konulan yükümlülüklerin kiracı tarafından yerine getirilmemesi akde aykırılık nedeni ile tahliye sonucunu doğurmaz. Koşulların bulunması halinde sadece akdin feshine yol açar.
Olayımıza gelince; Davaya dayanak yapılan ve hükme esas alınan 06/03/2006 başlangıç 01/03/2011 bitiş tarihli rödovans sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme ile … İlçesi, … köyü … ruhsat nolu maden sahası, ruhsatı kiraya verene ait olarak işletilmek üzere davalıya kiralanmış, sözleşmenin özel şartlar bölümü 5. maddesinde ruhsat harcının ruhsat sahibi tarafından ödeneceği bunun dışındaki her türlü devlet hakkının işletmeci tarafından ödeneceği kararlaştırılmıştır. Taraflar arasındaki 01/01/2009 tarihli protokolle, davalı tarafından ödenmeyen devlet hakkı bedelleri belirtildikten sonra devlet hakkı bedellerinin ödenmemesi ihtimaline karşı, davalıdan teminat olarak protokolde belirtilen iş makinaları ve çeklerin belirtilen tarihlerde alınacağı kararlaştırılmıştır.
Davacı tarafından açılan davada davalının sözleşme ve protokolle kararlaştırılan yükümlülükleri ihtara rağmen yerine getirmediği belirtilerek kiralanan maden sahasının tahliyesine karar verilmesi istenmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere davacı tarafından ileri sürülen hususlar doğrudan kiralananın kullanımıyla ilgili değildir. Bu nedenle akde aykırılık olgusundan söz edilemez ve tahliye sonucunu doğurmaz. Mahkemece davanın reddi ile birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde tahliye kararı verilerek birleşen davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
2- Davacı vekilinin temyiz istemine gelince;
Yargılama sırasında davalıların ihtiyati tedbir talebi üzerine mahkemece verilen 23/10/2010 tarihli ara kararı ile maden sahasına fenni nezaretçi atanması, patlayıcı madde alma ve kullanma izninin alınması, Orman Bakanlığından gerekli izinlerin alınması, hususlarında davalı şirketler lehine 50.000 TL teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmiş olup, mahkemece verilen nihai kararda da hükmün kesinleşmesine kadar ihtiyati tedbirin devamına karar verilmiştir. Davacı vekili karşı temyizinde karar kesinleştiğinde
yatırılan teminatın davacılara verilmesi yönünde kararın düzeltilerek onanmasını talep etmiş ise de, ihtiyati tedbir kararının teminatı olarak yatırılan paranın yukarıda belirtilen hususlar da nazara alındığında davacı tarafa verilmesi söz konusu olamayacağından davacının temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı-birleşen davanın davacıları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı-birleşen davanın davalısı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 24.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.