Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2013/7436 E. 2013/10995 K. 12.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7436
KARAR NO : 2013/10995
KARAR TARİHİ : 12.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacılar vekili; müvekkillerinden …’ın keşideci diğer müvekkilinin kefil olarak yer aldığı toplam 2.430,00 TL tutarlı iki adet bonoya dayalı şekilde bonolarda lehdar bulunan davalılardan …’in müvekkili aleyhine takip başlattığını, takibin kesinleşip müvekkile ait taşınmazların satış aşamasına gelinmesi üzerine dava dışı kişilerce keşide olunan 11.500,00 TL tutarlı bir adet çek ve her biri 3.900,00 TL tutarlı 2 adet bononun müvekkilince davalı …’e ciro edilmesi sonrasında keşideciler tarafından bono ve çek bedellerinin banka havaleleriyle bu davalı hesabına ödendiğini, toplam 19.300,00 TL ödemeye rağmen bir borç kalmadığı halde davalı …’in kötüniyetli şekilde 18.07.2007 tarihli temliknameyle icra dosyasındaki alacağını diğer davalı … ’ye temlik ettiğini ve bu davalı yanca takibin sürdürüldüğünü ödenen borç miktarının gerçek boyutuyla bilinmediğinden davayı ıslah etme ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik oluşan 24.100,00 TL bakımından talepte bulunmaları gerektiğini belirterek ilgili icra takibi nedeniyle müvekkillerinin borçlu bulunmadığının tespitine, takibin iptaline ve %40 oranında tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan … vekili, davadaki istemler yönünden hak düşürücü sürelerin dolduğu, her talebin zamanaşımına uğradığı, temlik tarihinde icra dosyasına yapılmış ödeme olmadığı gibi, temlik sonrasında da ödemede bulunulmadığını, mutlak defiler haricindeki nisbi kişisel defilerin de müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı … vekili, borcun doğduğu ve kesinleştiği tarih ile temlik tarihi itibarıyla davacıların taleplerinin zamanaşımına uğradığını, icra dosyası alacağı müvekkilince temlik edildiğinden müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacıların bildirdiği ödemelerin icra dosyası borcuyla ilgisi olmadığını, bu yönde delil de sunulmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı, icra dosyası ve taraf beyanları gözetilerek davalılar vekillerinin husumet, yetki ve zamanaşımı itirazında haklı oldukları gerekçesiyle davalılardan … ile ilgili davanın zamanaşımı davalı … ile ilgili davanın ise husumet nedeniyle ayrı ayrı reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
HUMK 388 md. (HMK 297. md.) ve Anayasanın 141. maddesine göre, mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur. Zira taraflar ancak gerekçe sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabileceklerdir. Diğer taraftan, kararın gerekçe içermesi Yargıtay denetimi bakımından da önemlidir. Mahkemece verilen kararda delillerin tartışılması yoluna gidilmediği gibi, gerekçe de gösterilmemiş olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma biçimine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.