Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/3828 E. 2019/7455 K. 12.09.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3828
KARAR NO : 2019/7455
KARAR TARİHİ : 12.09.2019

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması Ve Tahliye
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul Anadolu 1. İcra Hukuk Mahkemesi hükmüne karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesince davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiş, bu kez davalı ve davacı vekillerinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece karar bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı alacaklı 01.01.2015 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 25.04.2016 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile aylık 23.600,00 USD’den 2016 yılı Mart ve Nisan ayları kira alacağı 133.958,32 TL’nin faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 28.04.2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 04.05.2016 tarihli itiraz dilekçesinde, ödeme emrinin usulsüz olduğunu, ayrıca müvekkili tarafından İstanbul Anadolu 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/72 Esas sayılı dosyasında yargılaması sürmekte olan bir kira uyarlama davası açıldığını, alacaklının kötüniyetli olarak iş bu takibi başlattığını bildirerek kira bedeline, faize, kura ve ferilerine itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı İcra Mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafça 28/02/2017 tarihli celsede taşınmazın tahliye edildiği ve Mart, Nisan kirasının teminat mektubunun paraya çevrilmesiyle tahsil edildiğinin beyan edildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kaldırılmasına, takibin icra masrafları ve faiz bakımından devamına, taşınmaz tahliye edildiğinden ve kira bedelleri ödendiğinden kira bedeli ve tahliye hususunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, kira sözleşmesinin birden fazla kiraya veren tarafından yapılması halinde icra takibinin başlatılması ve tahliye davasının her iki kiraya veren tarafından mecburi dava arkadaşlığı kuralı gereği birlikte açılmasının şart olduğu, tahliye talebine konu icra takibinin yalnızca davacı şirket tarafından yapılmış olması nedeniyle geçerli olmadığı, kira sözleşmesi gereği kira bedellerine teminat olarak verilen banka teminat mektubunun paraya çevrilmesi suretiyle kira alacağının tahsili imkanı varken icra takibi yapılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığı, bu nedenle davanın konusuz kalmış olmasına rağmen açıldığı tarihteki haklılık durumu değerlendirildiğinde kira alacağı ve temerrüt nedeniyle tahliye davasında davacı tarafın haklı olmadığından yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesi gerektiği, davacı tarafın haksız olmasına rağmen icra takibini kötü niyetle yaptığı sabit olmadığından kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, davacının icra takibinin devamı ve tahliye davaları konusuz kalmış olduğundan bu taleplerle ilgili karar verilmesine yer olmadığına, davacının icra inkar tazminatı, icra masrafları ve faiz taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiş, karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının istinaf isteminin kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı ve davacı taraflarça temyizi üzerine Dairemizin 24.10.2018 tarihli ve 2017/16272 Esas, 2018/17852 Karar sayılı ilamı ile; “1.Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre temyiz eden davalı tarafın tüm, davacı tarafın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2.Davacı vekilinin alacağa ve buna bağlı haklara ilişkin temyiz itirazları yönünden; …davacı şirket takip tarihinden önce dava konusu taşınmazın tamamını edinmekle, tek başına takip başlatıp kiralananın tahliyesini istemesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır…teminat mektubu, kira sözleşmesinin sona ermesi halinde kiralanana verilen hasar ve kira borcu dahil diğer giderlerin teminatı olarak verilmiş olup, kira bedelinin süresinde ödenmemesi halinde teminat mektubunun nakte çevrilmesi ile tahsil edileceği anlamına gelmez. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince, sözleşmenin 11. maddesi yanlış yorumlanarak, yazılı gerekçeyle karar verilmesi doğru değildir. 3.Davacı vekilinin faize yönelik temyiz itirazlarına gelince; … takibe konu ödenmeyen aylar kira alacağına takip tarihine kadar olan dönem için işlemiş faizin hesap edilmesi ve bu miktar üzerinden itirazın kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle faiz isteminin reddine karar verilmesi doğru değildir. 4.Davacı vekilinin takip masraflarına ilişkin temyiz itirazları yönünden; …takip masrafları itirazın kaldırılması davasının konusu olamayacağından bu hususta hüküm kurulması doğru değildir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonunda, tahliyesi istenen mecurun 27/05/2014 tarihinde davacı şirket tarafından tamamının mülkiyetinin devralındığı, tahliye talebine konu icra takibinin yalnızca davacı şirket tarafından yapılmasının geçerli olduğu, kira sözleşmesi gereği kira bedellerine teminat olarak verilen banka teminat mektubunun paraya çevrilmesi suretiyle kira alacağının tahsilde imkan bulunmadığı, davacının yapmış olduğu icra takibi ve açmış olduğu davada, dava tarihinde takibe konu alacağın tamamında ve tahliye davasında haklı olduğu, işlemiş faizle ilgili talebinin de kısmen haklı olduğu gerekçesiyle istinaf sebebi kısmen yerinde olduğundan istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, itrazının 133.958,32 TL asıl alacak + 883,78 TL işlemiş faiz yönünden kaldırılmasına, taşınmaz tahliye edildiğinden tahliye talebi konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya kapsamına, toplanan delillere ve bozma ile kesinleşen hususların yeniden temyiz sebebi yapılmasına usul hükümleri elvermemiş bulunmasına göre temyiz eden davalı tarafın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Davalı vekilinin ana para alacağına yönelik temyiz itirazlarına gelince,
Davacı her ne kadar dava dilekçesi ile davalının itirazının tümden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiş ise de, 28.02.2017 tarihli celsedeki beyanında, takibe konu edilen Mart ve Nisan ayları kirasının teminat mektubunun paraya çevrilmesi ile tahsil edildiğini, takip tarihindeki haklılık durumuna göre takibin faiz ve icra masrafları üzerinden devamına karar verilmesini talep ettiğine göre, davacının beyanı göz önünde bulundurulmaksızın, ana para alacağı yönünden de itirazın kaldırılarak, takibin devamına karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte yazılı nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nin 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 12.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.