Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2010/10281 E. 2010/13927 K. 19.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10281
KARAR NO : 2010/13927
KARAR TARİHİ : 19.10.2010

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Yersiz olarak ödenen maaşların davalıdan tahsili davasının yapılan yargılaması sonunda; ilâmda yazılı nedenlerle davanın kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde temyizen ve duruşmalı olarak incelenmesi davalı Avukatınca istenilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 19/10/2010 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına ….. ile karşı taraf adına……geldiler. Duruşmaya başlandı. Hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Mahkemece, “Usulüne uygun davetiyeye rağmen davalı taraf duruşmaya gelmemiş ve davaya karşı cevap vermemiştir. Ancak karar verildikten sonra dosyaya ibraz edilen cevap dilekçesine göre davanın usulden ve esastan reddini istemiştir.
Davalının 1479 sayılı Yasaya tabi yaşlılık aylığı almakta iken 01/01/2005 tarihinden itibaren…… tabi olarak çalışmaya başladığı, buna rağmen 2009 yılının 11.ayına kadar yaşlılık aylığı almaya devam ettiği, bu nedenle davacı Kurum tarafından söz konusu tarihten itibaren yaşlılık aylığının iptaline karar verildiğini ve o güne kadar kendisine ödenen aylıkların da yersiz hale geldiğinden ödenen maaşların ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile kendisinden” tahsili gerektiği gerekçesine dayanılıp, başka hiçbir yargısal işlem yapılmaksızın, yargılamanın ilk oturumunda, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili tarafından verilen davaya karşı cevapları içeren 29.06.2010 havale tarihli dilekçenin hakim havalesinde, duruşmadan sonra geldiğini ilişkin kayıt bulunmadığı gibi; davalının yokluğunda yürütülen yargılama sürecinde dahi, hâkimin karar verebilmesi, davanın hüküm kurulabilecek derecede aydınlanmış olmasına bağlıdır. İstemin yasa tarafından korumaya değer bir hakka ilişkin olup olmadığı ve davanın somut koşulları yönünden konuya ilişkin mevzuat çerçevesinde hükmolunabilecek bir alacak olup olmadığının, mahkemece yapılan tahkikat sonucunda ortaya konulması, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 375-379. maddelerindeki düzenleme uyarınca zorunludur.
Davalının savunma ve kanıtları toplanıp, itirazları üzerinde durularak, adil bir yargılama sonucunda karara varmak için gerekli tahkikat gerçekleştirilmeksizin hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalı avukatı yararına takdir edilen 750,00 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 19/10/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

EY