YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/249
KARAR NO : 2019/4414
KARAR TARİHİ : 24.09.2019
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 Sayılı TCK’nin 148. maddesinin 1. fıkrasında yağma suçunun temel şekli, 2. fıkrasında senedin yağması, 3. fıkrasında cebir karinesine yer verilmiş, 149. maddesinde nitelikli yağma, 150. maddesinde ise kişinin hukuki bir ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla yağma suçunu işlemesi ile yağmada değer azlığı düzenlenmiştir.
Yağmanın temel şeklinin düzenlendiği 5237 Sayılı TCK’nin 148/1. maddesi uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir.
Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “Zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır.
Hırsızlık ile yağma suçları aynı ortak unsurlara sahip olup, ayrıldıkları tek nokta ya da başka bir deyişle yağmanın, hırsızlığa oranla sahip olduğu ilave unsur, malı almak için cebir veya tehdit kullanılmasıdır.
Yağma suçu amaç ve araç hareketlerden oluşan bir suçtur. İlk önce almayı gerçekleştirmek için araç hareketler olan cebir veya tehdit kullanılır, sonrasında bu cebir ve tehdidin etkisiyle malın alınması veya tesliminin sağlanması ile suç tamamlanır. Yağma suçunda aranan unsurlardan tehdit; bir kimseye zarar veya kötülüğe uğratılacağının bildirilmesidir. Sözlü olması mümkün olduğu gibi davranışlar yoluyla da yansıması mümkündür.Kanunda öngörülen cebir ise mağdurun bedenine uygulanan şiddeti ifade eder. Bu şiddetin mağdurun bedeninde hissedilecek tarzda uygulanması gerekir.
Yağma bileşik bir suç olduğundan birden çok hukuki değeri korumaktadır. Kendisini oluşturan suçların korudukları hukuki değerler olan kişi özgürlüğü, vücut dokunulmazlığı, zilyetlik ve mülkiyet yağma suçunun da koruduğu hukuksal değerlerdir. Bazı olaylarda cebir veya tehdit unsuru her zaman açık ve net olmayabilir. Bu durumda yağma suçunda öngörülen cebir ve şiddet öğelerinin olayda netleştirilmesi gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelirsek;
Mağdurun 31.07.2015 tarihli kolluk beyanında özetle; olay günü saat 14.51 sıralarında ATM’ye para yatırmaya gittiğini, para yatırma işlemlerini gerçekleştirmeye çalıştığı sırada yanına yaklaşan madde bağımlısı olduğunu sandığı sanığın kendisinden 1 TL istediği, bu parayı vermesine rağmen sanığın vermediğini iddia ederek tekrardan istediği sırada mağdurun ATM’ye yatırmış olduğu paranın bir kısmının iade edildiği, sanığa tekrardan 1 TL para verdiğini, o arada şahsın ATM’nin iade ettiği parayı almak amacıyla hamle yaptığını, kendisinin ise vermemek için direndiğini, sanığın elindeki parayı çekmeye devam ettiğini, bu şekilde ATM’den 3-4 metre uzaklaştıklarını, etraftan kimsenin müdahele etmemesi, sanığın da zarar vereceğinden korktuğundan dolayı 250 TL parayı elinden bırakması üzerine sanığın olay yerinden kaçtığı şeklinde beyanda bulunduğu,
Mağdurun 26.11.2015 tarihli duruşmadaki beyanında ise; sanığın fiziksel müdahelesi olmadığını, elindeki parayı çekiştirdiğini, kendisininde ”Tırsıp” elindeki paranın bir kısmını bırakmak zorunda kaldığını beyan ettiği,
Sanığın da üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği,
Tamamı sözlü yargılamadan oluşan dosyada;
Mağdurun kolluk ifadesinde; elindeki parayı vermemek için direndiğini beyan etmesi karşısında, öncelikle mağdurdan suçun faili tarafından gerçekleştirilen fiil içerisinde ”Direnme” olarak neyi kastettiği açıklattırılıp, aşamadaki beyanları arasında oluşan aykırılık kesin olarak giderilip, uygulanan şiddetin nitelendirilmesinde meydana gelen duraksama ortadan kaldırıldıktan sonra sonucuna göre tüm delillerin bir bütün halinde değerlendirilip, eyleminin hukuki vasfının belirlenmesi gerekirken eksik soruşturmayla yetinilerek; duruşmaya devamla, mağdurun psikolojik bazı etkilerde kalarak sanığın davranışlarına farklı anlam yükletilmek suretiyle yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş sanık … savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 24.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.