YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1594
KARAR NO : 2013/17947
KARAR TARİHİ : 01.10.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacılar, 2008/14570 takip numaralı 54.235,30-TL; 2009/11114 takip numaralı 1.362,06-TL ve 736,65-TL; 2009/11113 takip numaralı 8.715,99-TL ve 16.116,53-TL tutarında prim, işsizlik sigortası primi ve idari para cezalarının tahsili için düzenlenen ödeme emirlerinin iptalini talep etmiş olup, Mahkemece, 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2009/11113 ve 2009/11114 takip numaralı prim ve işsizlik sigortası primi tahsili için düzenlenen ödeme emirlerinin dönemleri itibariyle 3917 sayılı Yasa ile değişik 506 sayılı Yasanın 80. maddesine göre, 6183 sayılı Yasanın 102. maddesi gereği beş yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
İdari para cezasından kaynaklanan ödeme emrinin iptali istemine gelince;
Davanın yasal dayanaklarından olan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun, “ödeme emri” başlığını taşıyan 55’inci maddesinde, kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gereğinin bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, “ödeme emrine itiraz” başlıklı 58’inci maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan kişinin, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde itirazda bulunabileceği belirtilmiştir. Anlaşılacağı üzere, “menfi tespit” niteliğindeki ödeme emrine itiraz/ödeme emrinin iptali davasının hak düşürücü nitelikte olan yedi günlük süre içerisinde açılması zorunlu olduğu gibi, kendisine ödeme emri gönderilen borçlunun itirazları da üç nedenle sınırlandırılmıştır. “Zamanaşımının kesilmesi” başlığını taşıyan 103’üncü maddede ise ödeme emri tebliği ile tahsil zamanaşımının kesileceği, kesilmenin rastladığı takvim yılını izleyen takvim yılı başından itibaren zamanaşımının yeniden işlemeye başlayacağı bildirilmiştir.
Diğer taraftan, 506 sayılı Kanunun, “Kurumca verilecek idari para cezaları” başlığını taşıyan 140’ncı maddesi, idari para cezaları, bunlara karşı ilgililerce başvurulacak yargı yolu ve zamanaşımı konusunda düzenleme içermekte olup, 06.05.1993 tarih ve 3910sayılı Yasa ile değişik 140/son fıkrasına göre idari para cezalarının tahakkuk ve tahsilatında 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağının düzenlendiği, 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanunun 51’inci maddesiyle, “fiilin işlendiği günden itibaren beş yıl içinde tebliğ edilemeyen idarî para cezaları zamanaşımına uğrar.” şeklinde değiştirilmiş, sonrasında 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun aynı başlıklı 102’nci maddesinde, idari para cezalarının on yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımı süresinin, fiilin işlendiği tarihten itibaren başlayacağı öngörülmüştür.
Ayrıca belirtilmelidir ki, maddede yer alan “Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde yetkili sulh ceza mahkemesine başvurabilirler” tümcesinin Anayasa Mahkemesi tarafından, 506 sayılı Kanun hükümlerine göre verilen idari para cezalarına karşı açılacak davaların idari yargı yerlerinde görülmesinin zorunlu olduğu görüş ve gerekçesiyle 08.10.2001 gün ve 2001/225 Esas – 2002/88 Karar sayılı kararla iptal edilmesinin ardından kanun koyucu tarafından iptal kararına uygun olarak, 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanun hükmüyle, 140’ncı maddede değişiklik yapılarak idari para cezalarına yönelik itirazın reddi kararının tebliğinden itibaren altmış gün içinde açılacak davalara bakma görevi idare mahkemelerine verilmiş, ancak; Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 21.11.2005 gün ve 2005/84 Esas – 2005/105 Karar sayılı kararıyla, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu kuralları çerçevesinde Kurumca verilen idari para cezalarında görevli yargı yerinin adli yargı olarak belirlenmesi üzerine, kanun koyucu bu kez, 5454 sayılı Kanunun 15.02.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5’inci maddesiyle yeni düzenleme yapmıştır. Buna göre, 140’ncı maddenin dördüncü fıkrasında; idarî para cezalarının ilgiliye tebliğ edilmekle tahakkuk edeceği, tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Kuruma ödeneceği veya aynı süre içinde Kurumun ilgili ünitesine itiraz edilebileceği, itirazın takibi durduracağı, Kurumca itirazı reddedilenlerin, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde yetkili sulh ceza mahkemesine başvurabilecekleri, bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması durumunda idarî para cezası kararının kesinleşeceği, sulh ceza mahkemesinin verdiği son karara karşı, yargı çevresinde yer alan ağır ceza mahkemesine, kararın tebliğ tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde itiraz edilebileceği, 2.000 Yeni Türk Lirası dahil idarî para cezalarına karşı sulh ceza mahkemesine başvuru üzerine verilen kararların kesin olduğu, mahkemeye başvurulmasının, cezanın takip ve tahsilini durdurmayacağı, tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Kuruma ödenmeyen idarî para cezalarının, bu Kanunun 80’inci maddesi hükmüne göre tahsil edileceği hüküm altına alınmış, ancak, Danıştay Onuncu Dairesi tarafından yapılan itiraz üzerine değerlendirme yapan Anayasa Mahkemesi’nce fıkrada yer alan “Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde yetkili sulh ceza mahkemesine başvurabilirler.” cümlesi Anayasa’ya aykırı bulunarak 04.10.2006 gün ve 2006/75 Esas, 2006/99 Karar sayılı kararla bir kez daha iptal edilmiştir.
İptal kararının 06.04.2007 tarihinde Resmi Gazete’de yayımından sonra bu kez kanun koyucu tarafından söz konusu fıkra, 5655 sayılı Kanunun 20.05.2007 tarihinde yürürlüğe giren 2’nci maddesi ile yeniden değiştirilerek fıkranın bir önceki
şeklinden farklı olarak; Kurumca itirazı reddedilenlerin, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilecekleri, bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması durumunda, idarî para cezasının kesinleşeceği, tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Kuruma ödenmeyen idarî para cezalarının, bu Kanunun 80’inci maddesi hükmü gereğince hesaplanacak gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte tahsil edileceği düzenlemesi getirilmiştir.
Dosya kapsamına göre, dava dilekçesinde 2008/14570 takip numaralı ödeme emrinin iptali istenmesine rağmen dosya arasına 2008/14578 takip numaralı ödeme emrinin sunulduğu, isteme konu edilen ödeme emri hususunda çelişkinin giderilerek, 2008/14570 takip numaralı ödeme emri ise yukarıda yapılan açıklamalar ışığınca 6183 sayılı Yasanın 55 ve 58. maddesi kapsamında, borcun türü de gözetilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
İsteme konu edilen ödeme emrinin 2008/14578 takip numaralı olduğunun tespiti halinde ise, iptali istenilen ödeme emrine konu borcun idari para cezası niteliğinde bulunduğu anlaşılmakla, öncelikle idari para cezalarının kesinleşip kesinleşmediği araştırılmalı, başlatılmış sürecin varlığı saptandığında sonuçlanması beklenmeli, kesinleşmiş ise ödeme emirlerine konu dönemler ayrı ayrı değerlendirilmek suretiyle zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği irdelenmeli, 6183 sayılı Yasanın 58. maddesi kapsamında sayılan nedenlerle sınırlı olarak inceleme yapılarak hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Kabule göre de; iptaline karar verilen ödeme emirlerinin takip numarası, dönemleri ve miktarı belirtilmeksizin infazda tereddüt oluşturacak şekilde dava konusu ödeme emirlerinin zamanaşımı nedeniyle iptaline dair hüküm kurulması isabetsizdir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yanılgılı değerlendirmeyle karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 01.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.