Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/17290 E. 2020/12631 K. 20.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/17290
KARAR NO : 2020/12631
KARAR TARİHİ : 20.10.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalı şirketlerin iki kardeşe ait olduğunu ve her açıdan tek şirket gibi çalıştıklarını müvekkilinin de ilk defa …Konfeksiyon Ltd. Şti.de çalışmaya başladığını, daha sonra … Konfeksiyon Ltd. Şirketine geçtiğini, yeniden …Konfeksiyon Ltd. Şti.ne devredilerek 21.12.2012 tarihine kadar belirsiz süreli iş akdi ile çalışmaya devam ettiğini, dönem dönem her iki şirkette de çalıştığını, iş akdinin haksız olarak fesh edildiğini, 4 aylık ücretinin ve diğer bazı haklarının kendisine ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, resmi tatil ve hafta sonu tatil ücreti, fazla çalışma ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … Ltd. Şti. davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz :
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında davalı şirketler arasındaki ilişkinin belirlenmesi ve bu ilişkinin dava konusu alacaklara etkisi konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
İşçilik alacaklarının belirlenmesi noktasında kural olarak farklı tüzel kişiliği haiz işverenlerde geçen hizmetlerin birleştirilmesi mümkün değildir. Ancak bu gibi durumlarda işçilik alacakları hesabı noktasında hizmetlerin değerlendirilmesi ve işverenlerin sorumluluklarının belirlenmesi için şirketler/işverenler arasında işyeri devri, hizmet sözleşmesi devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi ve birlikte istihdam olgularının bulunup bulunmadığının somut olarak belirlenmesi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı 20.10.2015 tarihinde davalılardan …Konfeksiyon Ltd. Şti.’nde çalışmaya başladığını, ancak, hizmet süresi boyunca her iki davalı nezdinde aralıksız ve dönüşümlü olarak çalışmaya devam ettiğini belirterek, davalıların, işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürmüştür. Dinlenilen davacı tanıkları davacı iddiasını doğrulamışlar, her iki şirketin faaliyet adreslerinin ve ortaklık yapılarının aynı olduğunu, kendilerinin de “paslaşma” denilen bu uygulama çerçevesinde her iki şirket bünyesinde çalıştıklarını, ancak, işyerlerinin ve yaptıkları işin değişmediğini beyan etmişlerdir. Mahkemece yapılan değerlendirmede davalı şirketler arasında organik bağ bulunduğu, uygulamanın işyeri devri niteliğinde olduğu gerekçesiyle davalı şirketlerin sorumlu oldukları dönemler ayrılarak karar verilmiş ise de, mahkemece yapılan bu değerlendirme ve varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Dosya içeriğinde yer alan ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinden, davalı … San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin ortaklarının 25.07.1995 tarihi itibarıyla … ve …, 22.08.1998 tarihi itibarıyla da … olduğu, verilen vekaletnamede ise her iki şirketin müdürünün … olduğu görülmektedir. Yine dosyada yer alan “Tahhütname” başlıklı belgelerde “… olup da …’a naklen geçişi yapılacak işçiler için taahhütname olduğu” açıklamasına yer verildiği, buna göre davalı şirketler arasında işçi nakli konusunda geçişler yapıldığı, şirketlerce işçilerin önceki işyerinde doğmuş olan işçilik alacaklarının teminat altına alındığı anlaşılmaktadır. Keza, … Konfeksiyon Ltd. Şti.’nin kiraya veren, …Konfeksiyon San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin ise kiracı olduğu, 01.07.2006 başlangıç 31.12.2008 hitam tarihli “İşyeri Kira Sözleşmesi” incelendiğinde de, ticaret sicil kayıtlarına göre her iki şirketin ticari faaliyet adresi olarak görünen işyerine ilişkin olarak akdedildiği görülmektedir.
Dosya kapsamına göre, aynı yerde, aynı iştigal konusunda faaliyet gösteren davalı şirketler arasında çalışan işçilerin sürekli olarak değiştirilip, sık aralıklarla transferler yapıldığı, şirket yetkililerinin ve ortaklık yapılarının aynı olduğu, aralarında hukuki ve fiili irtibatın bulunduğu, davacının her iki davalıya ait işyerinde de çalıştığı ve istihdamın eş zamanlı olarak yapıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim Dairemizin 2017/9104 esas 2019/5154 karar sayılı dosyası ile temyiz incelemesi yapılan Mersin 2. İş Mahkemesi’nin 2013/147 esas ve 2014/341 karar sayılı dosyasında da, davalılar arasında organik bağ bulunduğu gerekçesiyle uyuşmazlık konusu alacaklardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarına karar verilmiş olup, 11.03.2019 tarihli onama ilamı ile bu yöndeki kabul kararı kesinleşmiştir. Bu durumda, tüm dosya kapsamından, birlikte istihdam olgusu nedeniyle her iki davalı şirketlerin işçilik alacaklarından müşterek ve müteselsil olarak sorumlu olduğu sonucuna varılmaktadır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 20.10.2020 gününde oybirliği ile karar verildi.