Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4569 E. 2021/1860 K. 01.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4569
KARAR NO : 2021/1860
KARAR TARİHİ : 01.03.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Van 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.03.2016 tarih ve 2015/397-2016/284 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı tarafından kendisine karşı iki adet bonoya dayalı kambiyo senedine özgü takip başlatıldığını, kendisinin davadışı kardeşi…’e 2.700.-TL bedelli ve dava dışı …’e 9.500.-TL bedelli bonoları verdiğini ve bedellerinin ödendiğini, ancak senet asıllarının kardeşi …’de kaldığını, davalı lehine herhangi bir senet düzenleyerek davalıya vermediğini, dava konusu senetlerde tahrifat yapıldığını, bu nedenle takip konusu bonolardan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, duruşmada verdiği beyanında, kendisinin davacı ile doğrudan bir alış verişinin olmadığını, dava dışı … …’ye satılan koyunlar karşılığında dava konusu bonoların … tarafından kendisine verildiğini, senette kendi isminin neden yazdığını bilmediğini, davacıyı tanımadığını, … ile davacı arasındaki ilişkiyi bilmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılamaya göre davacının duruşmadaki beyanında dava konusu senetleri imzaladığında boş olduğunu belirtmesi nedeniyle senetler üzerinde inceleme yapılmadığı, davacının yemin deliline dayandığı, ancak iddiasını ispatlayamadığı, yemin delilinin kesin delil olduğu ve davacının başka delil de sunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacının tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacının bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 01.03.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY

Van 1. İcra Müdürlüğü’nün 2014/3979 sayılı dosyasında, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine konu edilen borçlusu …, alacaklısı … olan;
a) 01.08.2013 tanzim, 05.09.2013 vade tarihli 9.500,00 TL
b)13.11.2013 tanzim, 15.12.2013 vade tarihli 27.200,00 TL bedelli bonolar eldeki menfi tespit davasına konu edilmiştir.
Davacı … kardeşi …’dan 2.700,00 TL borç aldığını, karşılığında 2.700,00 TL bedelli bonoyu verdiğini, borcunu ödemesine rağmen bonoyu geri almadığını, kardeşinin bonoyu davalıya verdiğini, davalınında bonoda tahrifat yaparak 27.200,00 TL üzerinden aleyhine takibe geçtiğini diğer taraftan davalının ağabeyi …’den 5.000,00 TL borç aldığını, karşılığında 9.500 TL tutarlı bonoyu verdiğini, borcunu ödemesine rağmen bononun iade edilmediğini, bu bononun da davalıya nasıl geçtiğini bilmediğini, bu bono nedeniyle de davalının takip yaptığını, oysa davalı ile arasında hiç bir akdi ilişkinin bulunmadığını, davalı dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında bildirmiştir.
Davalı duruşmadaki beyanlarında, davacıyı tanımadığını, davacı ile arasında hiç bir akdi ilişki bulunmadığını 9.500,00 TL tutarlı bonoyu …’den alacağına karşılık aldığını, 27.200,00 TL tutarlı bonoyu da davacının ağabeyinden aldığını, bonoda tahrifat yapmadığını beyan etmiştir.
Görüldüğü üzere davacı her iki bono yönünden de davalı ile arasında akdi ilişki bulunmadığını, davalıya bono keşide etmediğini iddia etmekte,
Davalıda davacı ile arasında hiç bir akdi ilişki bulunmadığını, davacıyı tanımadığını ancak bonoları davacının ağabeyi … ile kardeşi …’den devraldığını kabul ve beyan etmektedir.
6102 sayılı TTK’nın 776/1-e maddesinde, bononun kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını içermesi, kısacası bononun lehtarının bulunması zorunlu unsurlar arasında sayılmıştır.
Davalı her iki bonoda da lehtar görülmekle birlikte gerek davacı gerek davalının beyanlarından 9.500,00 TL tutarlı bononun …, 27.200,00 TL tutarlı bononun ise davacının kardeşi … tarafından davalıya devredildiği anlaşılmaktadır.
6102 sayılı TTK’nın 647/2 maddesi gereğince emre yazılı senetlerin (bono) devri ciro ve zilyetliği devri ile mümkündür. Dava konusu her iki bononun gerçek lehtarları bonoları davalıya teslim etmekle birlikte ciro işlemi gerçekleştirilmemiştir. Bonoların lehtar bölümüne davalının adı yazılmak ve davalıya teslim edilmek suretiyle devir işlemi gerçekleştirilmek istenmiştir. Oysa TTK’nın 683. maddesine uygun bir ciro işlemi yapılmadığından bonoların davalıya devri geçersizdir.
Bononun, yetkili (meşru) hamili senedi düzgün bir ciro zincirine dayanarak elinde bulunduran kimsedir. (TTK 686) Diğer bir ifade ile bonoyu ibraz ederek ödeme talep eden kişi hak sahipliğini ancak düzgün bir ciro zinciri ile kanıtlayabilmektedir.
Davalıya gerçek lehtarlar tarafından usulüne uygun yapılmış bir ciro bulunmamasına göre davalının meşru hamil kabul edilmesi mümkün değildir.
Kaldı ki, taraflar arasında temel ilişkinin bulunmadığına ilişkin davacı iddiası, davalınında kabulünde olduğundan TTK’nın 825. maddesi gereğince davacı borçlunun bu def’iden de yararlanması mümkündür.
Açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davacının temyiz isteminin reddi ile kararın onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.