Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/2718 E. 2021/1104 K. 11.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2718
KARAR NO : 2021/1104
KARAR TARİHİ : 11.02.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.12.2017 tarih ve 2015/318 E. – 2017/1489 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 20.03.2019 tarih ve 2018/670 E. – 2019/406 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 09.02.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin elektrik üretim santral yapım izni olan dava dışı şirketlerde bulunan % 90,10 hissesini taraflar arasında kurulan sözleşme kapsamında davalı şirkete devrettiğini, 04.03.2008 tarihinde imzalanan sözleşmeyle davalının hisse devri karşılığı projelerin inşası ile faaliyete geçirilerek işletilmesi edimini üstlendiğini, müvekkilinin edimini yerine getirmesine rağmen davalının yerine getirmediğini, davalının göndermiş olduğu cevabi ihtarname ile de sorumluluklarını yerine getirmeyeceğini ve hisseleri müvekkilinin geri almasını bildirdiğini, projelerin uzun süre hayata geçirilmemesi sebebiyle lisansların iptalinin söz konusu olduğunu ileri sürerek, davalının projeleri yapmaması sebebiyle 1.285.000,00 TL cezai şart ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi tazminatın faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında imzalanan sözleşme ile karşılıklı olarak bir takım edimler yüklenildiğini, sözleşme gereğince projelerin yatırım için uygun olmaması halinde ya da müvekkilinin yatırımdan vazgeçmesi durumunda şirket hisselerinin davacıya veya onun belirleyeceği bir kişiye devir hakkının bulunduğunu, projeler uygulanabilir olmadığından iptal edildiğini, sözleşme gereğince müvekkilinin bir yükümlülüğü olmadığı halde önce sözlü olarak daha sonra noter ihtarı ile hisselerin bedelsiz olarak devralınmasının istendiğini, bu konuda davacının şirket merkezine davet edildiğini, tutanak düzenlendiğini, davacı tarafından yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, yatırımcı bulunmadığını, hisselerin devralınmadığını, müvekkili açısından akdi sorumluluk kalmadığını, davacının projeler konusunda müvekkilini yanılttığını, projelerle ilgili haritaların yanlış ve yanıltıcı olduğunu, su seviyesinin taahhüt edilenden düşük çıktığını, müvekkilinin sözleşme gereğince yüklendiği edimin ifasını teklif ettiğini, davacının temerrüde düştüğünü, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan ve ifa edilmeyen edimlerinin imkansız edimler olduğunu, asıl borç ortadan kalktığından cezai şart talep edilmeyeceğini, cezai şartın yanında maddi tazminatın istenemeyeceğini, hisseleri devralmayan davacının kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 04.03.2008 tarihli sözleşme imzalandığı, sözleşme gereğince davacıya ait olup, dava dışı şirketlerin hisselerinin davalıya devri, davalının da bu şirketlerin sahibi olduğu projelerin hayata geçirilmesi işini üstlendiği ancak taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5/2. maddesinde, “KARKEY, firmalar üzerinde bulunan projelerin detaylı incelenmesi sonucunda yatırım için uygun bulunmaması veya yatırımdan herhangi bir sebeple vazgeçmesi durumunda ilgili şirketin hisselerini bila bedel satıcı veya satıcının belirteceği kişi veya şirketlere devredecektir.” hükmünün yer aldığı, somut olayda da sözü geçen projelerin uygulanabilir olmadığının belirlendiği, kaldı ki sözleşmenin 5/2. maddesi gereğince proje uygulanabilir olsa dahi davalının hisseleri bedelsiz olarak iade koşulu ile sözleşmeden dönme yetkisinin bulunduğu, nitekim davalı tarafından hisselerin iadesine hazır olduğunun davacı tarafa yazılı olarak bildirildiği, dolayısıyla davalının temerrüdünün oluşmadığı, bu nedenle davacının cezai şart ve tazminat talep hakkının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin devraldığı şirketlerin üzerindeki projelerin yapılabilirlik ve karlılık açısından yapılacak yatırımı karşılayıp karşılayamayacağını belirleme yönünde gerekli araştırmaları yaptığı, rantabl gördüğü projelerin gerçekleşmesi yönünde EPDK ve DSİ dahil ilgili kurumlar nezdinde gerekli girişimlerde bulunduğu, projelerin karlılığını ve yapılabilirliğini temin yönünde gerekli revizyonları yaptığı, davalının kötüniyetle süreyi uzattığına dair bir delil bulunmadığı, davalının yükümlülüklerini hiç yerine getirmediğinden söz edilemeyeceği gibi gereği gibi yerine getirilmediği yönünde bir delilin de bulunmadığı, sözleşmede bir süre öngörülmediği, davacının paylarını devrettiği şirketlerin sahibi olduğu HES projelerinin davalı tarafça gerçekleştirilmemesinin davalının kusurundan kaynaklanmadığı, en azından bu iddianın ispatlanamadığı, hiç kimsenin yatırıma elverişli olmadığı anlaşılan bir projeyi gerçekleştirmeye zorlanamayacağı, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin 5/1 maddesinde öngörülen cezai şart koşulunun oluşmadığı, davalı şirketin sözleşmenin 5/2 maddesi kapsamında kendisine tanınan yetkiyi kullanmak suretiyle sözleşmeden dönerek, dönme halinde proje sahibi şirketin hisse bedellerini bedelsiz devretme yönünde davacıya ihtaratta bulunduğu, fakat bunun gereğinin yerine getirilmediği, tarafların süreçte bir araya gelerek 10.12. 2010 tarihinde protokol düzenledikleri, protokolde Versu şirketinin hisselerinin davacıya yahut gösterilecek kişilere devrinin, Dostlar ve Özmidas şirketlerin tasfiyelerinin, …ve Öz Hitit şirketlerinin …şirketi altında birleşmelerinin öngörüldüğü, bu şekilde Öz Hitit, Özmidas, Dostlar, Versu ve …şirketleri hakkında muhtelif tasarrufların kararlaştırıldığı, 04.09.2014 tarihinde de bir toplantı tertip ederek bir takım kararlar aldıkları, …şirketinin Mir ve Göze şirketlerine dönüştürülerek satışı konusunda davacıya yetki verilmesinde mutabık kalındığı, önceliğin Göze projesinin satışına verildiği, projeye uygun yatırımcı bulunamaması durumunda EPDK’ya başvurularak hisselerinin davacıya devri konusunda görüşmelerin tasarlandığı fakat öngörülen ve alınan kararların uygulanmadığı, ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve taraflar arasında akdedilen 04.03.2008 tarihli sözleşmenin 5/2 maddesinde ‘’Karkey firmalar üzerinde bulunan projelerin detaylı incelenmesi sonucunda yatırım için uygun bulunmaması veya yatırımdan herhangi bir sebeple vazgeçmesi durumunda ilgili şirketin hisselerini bilabedel satıcı veya satıcının belirteceği kişi veya şirketlere devredecektir.’’ hükmünün kararlaştırılmış olmasına, anılan madde kapsamında davalı şirkete sözleşmenin imzalanmasından sonra projeyi inceleme yetkisi verilmiş olup, bu yetkiye dayalı olarak yapılan incelemede proje fizibıl/yapılabilir bulunmayıp, bilirkişi raporu ile de bu hususun doğrulanmış olmasına göre, yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 11.02.2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava sözleşmeye dayalı cezai şart alacağı ile maddi tazminat istemlerine ilişkindir.
Taraflar arasında imzalanan 04.03.2008 tarihli sözleşme ile davacı …’ın beş adet limitet şirketlerde bulunan % 9,9 oranındaki payını üçüncü kişilere devretmemeyi, davalı …Ş.’nin ise, davacı …’dan %91,1 paylarını devir aldığı beş adet şirketlere ait su kaynaklarında, kendi bilgi, tecrübe ve sermayesini kullanarak hidroelektrik santralleri kurmayı ve işletmeye almayı üstlendiği anlaşılmaktadır. Sözleşmenin “Cezai Şart” başlıklı 5/1. maddesinde, tarafların Sözleşmeden kaynaklı taahhütlerini hiç veya gereği gibi yerine getirmemesi halinde, bu nedenle uğranılacak zararın yanında 500.000 ABD doları da cezai şart öngörülmüştür. Sözleşmenin 5/2. maddesinde ise Karkey’in beş adet limitet şirket üzerinde bulunan projelerin detaylı incelenmesi sonucunda yatırım için uygun bulunmaması veya yatırımdan her hangi bir sebeple vazgeçmesi durumunda, ilgili şirketin hisselerinin bedelsiz olarak davacı …’a devrini üstlendiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davalı …’in sözleşmenin imzalanmasından bir süre sonra davaya konu beş adet limitet şirketteki hisseleri davacı tarafa iade ettiği anlaşılmaktadır. Davalı taraf davaya konu hisseleri, her bir şirkete ait projelerde yer alan hidroelektrik santrali yapım ve işletme karşılığı devir alırken basiretli bir tacir gibi hareket etmek zorunda olup, sözleşme ile yükümlendiği taahhütleri uzun bir süre içerisinde gereği gibi yerine getirmediğinden, davacı süreli olarak EPDK’tan aldığı proje lisanslarını kaybetme riskiyle karşılaşan davacı tarafın cezai şart ve maddi tazminat talep etme hakkı tahakkuk etmiştir. Sözleşmenin 5/2. maddesi ile Karkey, yeteri kadar verimli bulmadığı şirketler yönünden yatırımdan vazgeçmesi halinde hisseleri davacıya geri verme yükümüne girmiş olması cezai şart alacağını ortadan kaldırmaz. Zira davalı taraf şirket hisselerini bedelsiz devir alarak uzun süre elinde
tutmuş ve davacı tarafın başka yatırım yapmasına ve işletme hakkından daha uzun süre yararlanmasına engel olmuştur. Sözleşmenin bu maddesi, yatırım yapmaktan vazgeçilen şirket hisselerinin akıbetini düzenlemekte olup, cezai şarttan mufaiyet maddesi değildir. Bu fıkra ile sadece davalı …’in ayrıca yatırım yapma maliyetinden kurtulmasına imkan sağlanmıştır. Anılan nedenlerle davanın reddine dair Mahkeme kararını onayan Daire çoğunluğunun görüşlerine katılmıyoruz.