Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/6324 E. 2013/14523 K. 04.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6324
KARAR NO : 2013/14523
KARAR TARİHİ : 04.07.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, kesilen yetim aylığının tekrar bağlanması gerektiğinin tespitiyle aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının aldığı ölüm aylığını, 5510 sayılı Kanunun 56/2 fıkrası uyarınca iptal eden kurum işleminin iptali ile ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56’ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96’ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Yasanın 56 maddesinin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne yapılan 2009/86 Esas numaralı başvurunun, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının, 30/12/2008 kesinleşme tarihli ilam ile eski eşinden TMK.nun 166/3. fıkrası uyarınca anlaşmalı olarak boşandığı, 03/03/2009 tarihinde yaptığı başvuru sonucunda davalı kurum tarafından ölüm aylığına bağlandığı, davacının kardeşi Muharrem’in telefon ile yaptığı ihbar üzerine başlatılan tahkikat sonucu düzenlenen 13/05/2010 ve 14/04/2011 tarihli kontrol memuru raporlarında; davacının … ilinde yaşayan ağabeyi … 19/04/2010 tarihinde alınan beyanında, davacı ve boşandığı eşinin İstanbul’da olduğunu ve fiilen birlikte yaşadıklarını, eski eşin ceza evinde hükümlü olması nedeniyle, davacının halihazırda oğlu … evinde kaldığını beyan ettiği görülmüş, İstanbul’da yapılan araştırmalarda ise; kayıtlı adresinde 10/01/2011 tarihinde beyanına başvurulan davacının, boşandığı eşi ile fiilen birlikte olmadıklarını, oğlu … ile birlikte oturduğunu, kayınvalidesinin evinde kaldığını ve ev temizliğine gittiğini, bir süre sonra kızı ile oturmayı düşündüğünü ifade etmiş; davacının eski kayınvalidesi … komşusu tanık … ise; sözlü ifadesinde, bir nolu dairede davacının, eski eşi ve kayınvalidesi ile birlikte 2-2,5 yıldır yaşadıklarını, bu kişilerin, birileri sorduğunda, birlikte yaşamadıklarını söylemesi hususunda kendisine tembihte bulunduklarını beyan ederek, imzadan imtina etmiştir. Yargılama aşamasında ise tanık …, kontrol memuruna verdiği beyanını değiştirerek, davacı ile eski eşinin boşanma sonrasında ayrı yerlerde ikamet ettiğini, kontrol memurlarının kendisini yanlış anladığını beyan etmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 59/2. maddesinde “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda, denetim sırasında davacı ve eski eşi ile aralarında husumet olduğuna ilişkin iddia bulunmayan tarafsız tanık …’ın davacı ve eski eşinin eylemli olarak birlikte yaşadıklarına dair beyanını, yargılama aşamasında makul ve kabul edilebilir bir nedene dayandırmaksızın değiştirmesi nedeniyle, adı geçen tanığın mahkeme huzurunda alınan beyanının karara esas alınamayacağı hususu göz önüne alındığında; boşanma sonrasında da davacı ve eski eşinin aynı adreste birlikte yaşamaya devam ettikleri sabit olup, 5510 sayılı yasanın 59/2. maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin de aksi ispat edilemediğinden davanın reddi gerekirken mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi; usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04/07/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.