Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/22974 E. 2012/24432 K. 01.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/22974
KARAR NO : 2012/24432
KARAR TARİHİ : 01.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı; davalı … ile aralarında 01/06/2009 tarihli konut kredisi sözleşmesi imzalandığını, davalının 28/06/2011 tarihinde Isparta Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığına başvurarak kullandığı krediden, kredi kullandırım işlemi, ipotek fek ücreti, peşin komisyon adı altında olmak üzere toplam 2.387,75 TL ücret kesildiğini ifade ederek kesilen 2.387,75 TL nin iadesi talebinde bulunduğunu, Tüketici Sorunları Hakem Heyeti tarafından tüketicinin talebinin kabulü ile tüketiciden masraf adı altında alınan toplam 2.387,75 TL nin tüketiciye iadesine karar verildiğini ancak kararın yasaya aykırı bulunduğunu belirterek kararın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı; davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında 01/06/2009 tarihli konut kredisi sözleşmesi ve sözleşme öncesi bilgi formunun imzalandığı ve bu haliyle taraflar arasında sözleşmenin müzakere edilmiş olduğu gerekçesi ile davacının davasının kabulüne, Isparta Tüketici Hakem Heyeti’nin 06/09/2011 tarih 7 no’lu kararının iptaline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Standart sözleşmeler, içeriğini kısmen veya tamamen genel işlem koşullarının oluşturduğu, tarafların karşılıklı müzakereleri sonucu değil, aksine, taraflardan biri veya üçüncü kişi tarafından önceden hazırlanmış hükümlerin kullanıldığı sözleşme tipi olarak tanımlanmakta olup, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4822 sayılı kanunla değişik 6. maddesi ile, Avrupa Konseyi’nin 05.04.1993 tarihli, 1993/13/AET Yönergesinde ve bu yönergeyi iç
rupa Birliği ülkelerinde, standart sözleşmelerde yer alan hükümlerin ve özellikle bu sözleşmelerin içeriğini oluşturan genel işlem koşullarının, haksız şart olduğuna ilişkin bir karine öngörülmüştür.
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 6.maddesinin üçüncü fıkrasına göre, “ Bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden, standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez” hükmü yer almaktadır.
Yine 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4822 sayılı kanunla değişik 6. maddesi ile sözleşmelerdeki “haksız şart” kurumu düzenlenmiş ve satıcı ve sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşullarının haksız şart olup, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartların tüketici için bağlayıcı olmadığı; satıcı veya sağlayıcının, bir standart şartın münferiden tartışıldığını ileri sürüyorsa, bunu ispat yükünün ona ait olduğu belirtilmiştir. 4077 sayılı kanunun değişik 6 ve 31 maddelerine dayanılarak hazırlanan Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinde ise “satıcı, sağlayıcı veya kredi veren tarafından tüketici ile akdedilen sözleşmede kullanılan haksız şartların batıl olduğu” hükmü getirilmiştir.
Dosya kapsamına göre; taraflar arasında 01.06.2009 tarihli Konut Kredisi Sözleşmesi düzenlenmiş olup, kredi sözleşmesinin 8.maddesinde genel bir ifade ile “ileride konulabilecek tüm vergi ve masrafların borçlu müşteriye ait olacağı, borçlunun bunları ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği” belirtilmiş ise de; anılan maddenin taraflarca ayrıca ve açıkça müzakere edildiği hususu kredi veren tarafından ispatlanmadığı gibi diğer ücret ve masraflar başlığı altında, miktarı sözleşme tarihi itibariyle belirlenmeyen ve ileride doğması muhtemel masrafların da tüketiciden alınacağına dair, tek taraflı olarak tanzim edilen hükmün, yukarıda açıklanan yasa ve yönetmelik hükümleri karşısında haksız şart olduğunun kabulü gerekir.
Her ne kadar kredi sözleşmesi öncesinde hazırlandığı belirtilen “Sözleşme Öncesi Bilgi Formunda” tüketiciden alınacak masrafların listesi ve miktarının açıkça
belirtildiği ileri sürülmüş ise de; Konut Finansmanı Kuruluşlarınca Verilecek Sözleşme Öncesi Bilgi Formu Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 5.maddesinde; Finansmanın türüne göre, Sözleşme Öncesi Bilgi Formunun, sözleşme öncesinde tüketiciye yazılı olarak verilmesi gerektiği ve formun kredi sözleşmesinden 1 iş günü öncesinde imzalanması gerektiği belirtilmiş olup, buna göre, incelenen form üzerinde tarih bulunmadığı gibi, komisyon masrafına ilişkin kısmın sonradan el yazısı ile forma eklendiği ve taraflarca paraf edilmediği de anlaşılmakta olup, bu nedenle anılan maddenin taraflarca ayrıca ve açıkça müzakere edildiği hususunun kabulüne de olanak bulunmamaktadır.
Bununla birlikte davalı bankanın tacir olup, yaptığı masrafları tüketiciden isteme hakkı bulunduğu anlaşılmakta ise de, somut uyuşmazlığın tüketici hukukundan kaynaklandığı da gözetildiğinde, bankanın ancak davaya konu kredinin verilmesi için zorunlu, makul ve belgeli masrafları tüketiciden isteyebileceğinin kabulü gerekir. Buna göre; mahkemece, davalı bankadan bu yönde delilleri sorulduktan sonra, konusunda uzman bilirkişi ya da heyetinden kredinin kullanılması için zorunlu ve belgeli masrafların neler olduğunun tespiti hususunda rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönler gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 01.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.