YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2604
KARAR NO : 2013/18402
KARAR TARİHİ : 22.10.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.11.2012 tarih ve 2011/430-2012/291 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında imzalanan 21/06/2011 tarihli protokol kapsamında Varan Turizm Seyahat A.Ş.’nin tüm hisselerinin müvekkiline satılması konusunda anlaşma sağlandığını, protokolün 3/g maddesine göre satıcının sözleşme ile yüklendiği edimleri yerine getirmemesi halinde 5.000.000,00 USD cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının protokol hükümlerini yerine getirmediğini belirterek cezai şart tutarına ilişkin olarak şimdilik 50.000,00 USD’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Varan Turizm Seyahat A.Ş.’nin bir sermaye şirketi olup, müvekkilinin şirkette hakim hissedar olmadığını, sözleşme koşullarının yerine getirilmesinde objektif imkansızlık bulunduğunu, protokoldeki cezai şartın bağlayıcı olmadığını, cezai şartın geçerli olduğu kabul edilse dahi asıl borcun muaccel olmadığını, geciktirici şartın gerçekleşmediğini, davacının zarara uğratılmadığını, cezai şartın müvekkilinin iktisaden mahvına neden olacak kadar ağır ve haksız olması sebebiyle BK’nın 19. ve 20. maddelerine göre ahlak ve adaba, MK’nın 2. maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında dava dışı Varan Turizm Seyahat A.Ş.’nin tüm hisselerinin davacıya satılması konusunda 21.06.2011 tarihli protokolün imzalandığı ve protokolüm 3/g maddesinde satıcının edimini yerine getirmemesi durumunda cezai şart ödeneceğinin öngörüldüğü, protokol gereğince hisselerin davacıya devredilmediği, davalının üstlendiği edimi yerine getirmesinde hukuki ve fiili açıdan imkansızlık bulunmadığı, protokol gereğince davacının cezai şart talep hakkının bulunduğu ancak, cezai şartın 5.000.000,00 USD gibi yüksek bir bedele karşılık geldiği, bu cezai şartın aynen yerine getirilmesi halinde davalının ekonomik olarak mahvına yol açıp açmayacağının değerlendirilmesi gerektiği, buna göre protokol hükümlerinin yerine getirilmemesinden dolayı 25.000,00 USD cezai şartın tahsilinin uygun olacağı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 25.000,00 USD cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazları ile davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, anonim şirket hisselerinin devrine ilişkin protokol kapsamında cezai şart istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçelerle 25.000 USD cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Borçlar Kanunu’nun 161. maddesinde tarafların cezai şart tutarını serbestçe tayin edebilecekleri düzenlenmiş, aynı maddenin son fıkrasında hakimin fahiş gördüğü cezai şart tutarını indirebileceği belirtilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davalı vekili davacı tarafça talep edilen ve sözleşmede belirtilen cezai şartın fahiş olduğunu, tamamen kabulü halinde müvekkilinin ekonomik olarak mahvına sebebiyet vereceğini savunmuş, mahkemece bu savunmaya itibar edilerek cezai şart tutarında indirime gidilmiştir. Ancak, cezai şartın indirilmesini gerektiren hallerde hakim herşeyden önce alacaklının menfaatini gözönünde tutmalı, bu menfaatlerin ne dereceye kadar ihlal edildiğini araştırmalı, davalının kusurunun ağırlığını ve tarafların içinde bulundukları durumu da gözönünde tutmalıdır. Ceza, alacaklının uğradığı zarar ile ihlal edilen menfaatlerle makul bir surette mütenasip olmalıdır. Buna göre, mahkemece yukarıda açıklanan esaslar, alacaklının çıkarları, borca aykırılığın ve kusurun ağırlığı, tarafların ekonomik durumları, devredilecek şirket hisselerinin değeri de dikkate alınarak daha makul bir cezai şart tutarının tespiti gerekirken, cezai şart tutarındaki indirimin yüksek tutulması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazları ile davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 2.981,34 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 22.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.