Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2020/12485 E. 2020/6681 K. 04.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/12485
KARAR NO : 2020/6681
KARAR TARİHİ : 04.11.2020

Adalet Bakanlığı’nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkındaki İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/01/2019 tarihli ve 2018/413 esas, 2019/12 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 18/03/2020 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-)Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Şüpheli hakkında, uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği iddiası ile, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucunda, 13/03/2018 tarihli, 201817885 soruşturma, 2018/11364 esas ve 2018/2203 sayılı iddianame ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun188/3, 53, 54 ve 63. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle İstanbul 10.Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
2- Yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/04/2018 tarihli ve 2018/133 esas,2018/145 sayılı kararı ile; sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62.maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 191/8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına, ayrıca tedavi tedbiri uygulanmasına karar verildiği, sanık ve müdafiinin yüzüne karşı verilen kararın 18/04/2018 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği ve tedavi tedbirinin infazı için İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
3- İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 26/04/2018 tarihli çağrı yazısının “Talimhane Caddesi Camicem Restaurant (İran Lokantası) Taksim/Beyoğlu/İstanbul” adresine tebliğe çıkarıldığı, adreste ismen tanınmadığından bahisle bilatebliğ iade edildiği, bu kez aynı adrese 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebligat çıkarıldığı, 08/06/2018 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 11/07/2018 tarihli kararı ile dosyanın kapatılmasına karar verildiği, komisyonun kapatma kararının aynı adrese tebliğe çıkarıldığı, “kentsel dönüşüm nedeniyle yıkılmış olduğundan 6 nolu örnek form adresin kapısına yapıştırılamamıştır, tebliğ evrakına Tebligat İşletme Usul ve Esasları 90/7 maddesi uyarınca 35. maddeye göre tebliğ işlemi uygulanmıştır” şerhi ile 17/09/2018 tarihinde Tebligat Kanunu’nun 35.maddesine göre tebliğ edilerek dosyanın bilainfaz İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
4- Kanun yararına bozma istemine konu İstanbul 10.Ağır Ceza Mahkemesinin 10/04/2018 tarihli ve 2018/413, esas ve 2019/12 sayılı kararı ile; sanık savunması alınmadan hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62.maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanık ve müdafiinin yokluğunda verilen kararın sanık müdafiine 30/01/2019 tarihinde tebliğ edildiği, 07/02/2019 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği,
5- İnfaz Cumhuriyet savcısının, mahkeme kararının usulüne uygun şekilde kesinleşmemesi nedeniyle infaz edilemeyeceğini belirterek mahkemeden bu konuda karar verilmesini talep ettiği, mahkemece kararın usulüne uygun şekilde kesinleştiği gerekçesiyle talebin reddine karar verildiği, işbu karara Cumhuriyet savcısı tarafından itiraz edilmesi üzerine, itirazı inceleyen mercii İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/11/2019 tarihli ve 2019/870 değişik iş sayılı kararı ile; itirazın reddine karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
B-)Kanun Yararına Bozma İstemi:
Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
“Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, anılan Kanun’un 191/8. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca sanığın 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına ve sanık hakkında tedavi uygulanmasına dair İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/04/2018 tarihli ve 2018/133 esas, 2018/145 sayılı kararının 18/04/2018 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetimli serbestlik tedbirine uymadığından bahisle hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/01/2019 tarihli ve 2018/413 esas, 2019/12 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre,
1- İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/04/2018 tarihli kararı ile verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması için İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce sanığın “Talimhane Cad. Camicem Restorant (İran Lokantası) Taksim Beyoğlu İstanbul” adresine gönderilen çağrı yazısının sanığın adreste tanınmadığından bahisle bila tebliğ iade edilmesini takiben, anılan çağrı yazısının aynı adrese 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre 08/06/2018 tarihinde tebliğ edildiği ve sonrasında sanığın belirtilen sürede denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurmadığından bahisle kaydının bila infaz kapatılarak mahkemesine ihbarda bulunulduğu anlaşılmış ise de;
7201 sayılı Kanun’un 10 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin “Muhatabın adreste bulunmaması, ölmesi veya adresinden sürekli olarak ayrılması halinde yapılacak işlem” başlıklı 30/1. maddesindeki düzenlemeler uyarınca öncelikle sanığın bilinen en son adresine tebligatın çıkarılması, önceki adresine tebliğ yapılamaz ise bu defa sanığın adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi olup olmadığının araştırılması, mernis adresinin tespiti halinde 7201 sayılı Kanun’un 21. maddesine göre tebliğ yapılması, mernis adresinin olmadığının tespiti hâlinde ise bu duruma ilişkin kayıt dosya içerisine alındıktan sonra, kendisine daha önce kanunî usullere göre tebligat yapılmış olması şartı ile aynı adrese anılan Kanun’un 35. maddesine göre tebligat yapılması gerektiği, somut olayda sanığın 10/04/2018 tarihli savunmasında bildirdiği “Babil Sok. Arsuit Otel Taksim/İstanbul” adresine bilinen son adres olarak herhangi bir tebligat gönderilmediği gibi, anılan Kanun’un 35. maddesi uyarınca yapılan tebligatın da, adlî mercilerce bu adrese daha önce usulüne uygun bir şekilde tebligat yapılmaması sebebiyle usulsüz olduğu anlaşılmakla, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına ilişkin çağrı yazısının usulüne uygun tebliğ edilmediği gözetilerek, hükmün açıklanmasına yer olmadığına ilişkin karar verilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde,
2-Sanık hakkındaki hükmün açıklanmasına yönelik yargılama sırasında sanığın usulüne uygun şekilde tebliğ edilen davetiye ile duruşmaya davet edilerek savunması alınmaksızın, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle hükmün açıklanmasına karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.” denilerek İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/01/2019 tarihli ve 2018/413 esas, 2019/12 sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması istenilmiştir.
C-) Konunun Değerlendirilmesi:
Sanık … hakkında açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/04/2018 tarihli ve 2018/133 esas, 2018/145 sayılı kararının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 191/8. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca sanığın 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına ve sanık hakkında tedavi uygulanmasına karar verildiği, kararın 18/04/2018 tarihinde kesinleşmesini takiben, sanığın denetimli serbestlik tedbirine uymadığının bildirilmesi üzerine, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/01/2019 tarihli ve 2018/413 esas, 2019/12 sayılı kararı ile; hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına göre,
1- İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/04/2018 tarihli kararı ile verilen tedavi tedbirinin uygulanması için İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce sanığın “Talimhane Cad. Camicem Restorant (İran Lokantası) Taksim/ Beyoğlu/ İstanbul” adresine gönderilen çağrı yazısının sanığın adreste tanınmadığından bahisle bila tebliğ iade edilmesini takiben, çağrı yazısının aynı adrese 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre 08/06/2018 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın yasal sürede denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurmaması üzerine kaydının bila infaz kapatılarak mahkemesine ihbarda bulunulduğu,anlaşılmıştır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin “Muhatabın adreste bulunmaması, ölmesi veya adresinden sürekli olarak ayrılması halinde yapılacak işlem” başlıklı 30/1. maddesindeki düzenlemeler uyarınca öncelikle sanığın bilinen en son adresine tebligatın çıkarılması, önceki adresine tebliğ yapılamaz ise bu defa sanığın adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi olup olmadığının araştırılması, mernis adresinin tespiti halinde 7201 sayılı Kanun’un 21. maddesine göre tebliğ yapılması, mernis adresinin olmadığının tespiti hâlinde ise bu duruma ilişkin kayıt dosya içerisine alındıktan sonra, kendisine daha önce kanunî usullere göre tebligat yapılmış olması şartı ile aynı adrese anılan Kanun’un 35. maddesine göre tebligat yapılması gerektiği, somut olayda sanığın 10/04/2018 tarihli savunmasında bildirdiği “Babil Sok. Arsuit Otel Taksim/İstanbul” adresine bilinen son adres olarak herhangi bir tebligat gönderilmediği gibi, anılan Kanun’un 35. maddesi uyarınca yapılan tebligatın da, adlî mercilerce bu adrese daha önce usulüne uygun bir şekilde tebligat yapılmaması sebebiyle usulsüz olduğu anlaşılmakla, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına ilişkin çağrı yazısının usulüne uygun tebliğ edilmediği gözetilerek, hükmün açıklanmasına yer olmadığına ilişkin karar verilmesi yerine hükmün açıklanmasına karar verilmesi kanuna aykırı olduğu gibi,
2-Sanık hakkındaki hükmün açıklanmasına yönelik yargılama sırasında sanığın ve müdafiinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilen davetiye ile duruşmaya davet edilerek savunması alınmaksızın, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle hükmün açıklanmasına karar verilmesi de kanuna aykırıdır.
D-)Karar:
Açıklanan nedenlere göre; Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden; İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/01/2019 tarihli ve 2018/413 esas, 2019/12 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine,
04/11/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.