YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/27841
KARAR NO : 2020/11707
KARAR TARİHİ : 13.10.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davalı vekili, davalı şirketin …Holding bünyesinde kuyumculuk konusunda faaliyet gösteren grup şirketlerinden olduğunu, davacının davalı şirket nezdinde kalemkar ustası olarak 05.02.2000-01.12.2014 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığını, iş akdinin haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, çalıştığı süre boyunca yıllık ücretli izin haklarının kullandırılmadığını, fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmasına rağmen ücretlerinin ödenmediğini, asgari geçim indirimi ödemelerinin yapılmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti alacağı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı, yıllık izin ücreti alacağı ile asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davalı şirketin adresinin Esenyurt’ta olduğunu ve Bakırköy İş Mahkemelerinin davaya bakmakta yetkisinin olmadığını beyanla yetki itirazında bulunduklarını, alacakların belirli olmalarına karşın belirsiz alacak davası açıldığından davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davacı vekilinin delillerini HMK. 194. maddesine uygun olarak bildirmediğini, talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının 04.01.2001 tarihinde müvekkili şirkette çalışmaya başladığını, imzaladığı 01.01.2015 tarihli ibranameden anlaşılacağı üzere belirtilen tüm alacakların kendisine ödendiğini, ibranamenin ihtirazı kayıt bulunmaksızın imzalanmasına rağmen haksız ve hukuka aykırı olarak dava açıldığını, talep konusu yapılan tüm alacakların davacıya eksiksiz olarak ödendiğini beyanla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Karar süresi içerisinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, belgelere ve tüm dosya kapsamına göre; davalının tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davalının zamanaşımı savunması nedeniyle davacının zamanaşımına uğrayan alacağı bulunup bulunmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür ve “alacağın dava edilebilme özelliği”ni ortadan kaldırır.
Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ya da inkâr olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının bazı nedenlerle geleceğe bırakılması anlamına gelir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir.
Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, mülga 1086 sayılı HUMK hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı def’i de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 371/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği kabul edilmelidir.
Mülga 1086 sayılı HUMK yürürlükte iken süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı define davacı taraf süre yönünden hemen ve açıkça karşı çıkmamışsa(suskun kalınmışsa) zamanaşımı defi geçerli sayılmakta iken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun uygulandığı dönemde süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı definin geçerli sayılabilmesi için davacının açıkça muvafakat etmesi gerekir. Başka bir anlatımla 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamalar bakımından süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı define davacı taraf muvafakat etmez ise zamanaşımı defi dikkate alınmaz.
Somut uyuşmazlıkta, dava tarihi 09.12.2014, ıslah tarihi 24.03.2016 olup, davalı, uzayan cevap süresi içerinde verdiği cevap dilekçesinde ve ıslah talebine karşı beyan dilekçesinde ayrı ayrı zamanaşımı savunmasında bulunmuştur. Davacının dava dilekçesinde 5.000,00 TL fazla çalışma alacağı, 1.000,00 TL ulusal bayram ve genel tatil alacağı talep ettiği nazara alındığında, dava tarihi itibarıyla bu alacaklar yönünden zamanaşımının kesildiği, buna göre de dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık sürenin dava dilekçesinde yer alan müddeabih miktarlarına göre hesaplama yapılması gerekmektedir. Dava dilekçesinde talep miktarı olarak belirtilen tutarlar gözetilmeden, ıslah tarihi esas alınarak yapılan hesaplamaya göre karar verilmesi isabetli değildir. Mahkemece yapılması gereken iş, davacının dava dilekçesinde dava değeri olarak gösterdiği, ıslah dilekçesinde ise bilirkişi raporu doğrultusunda miktarlarını artırdığı alacak kalemlerinin talep tutarları ayrı ayrı nazara alınarak, dava ve ıslah tarihlerine göre zamanaşımı savunmasının değerlendirilmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesidir.
Bu yön gözetilmeden eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine13.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.