Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/19414 E. 2020/3192 K. 09.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/19414
KARAR NO : 2020/3192
KARAR TARİHİ : 09.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
K A R A R
1.Davanın taraflarından, …’a, gerekçeli mahkeme kararının, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi olduğundan bahisle tebliğ evraklarındaki adrese tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun;
“Bilinen Adreste Tebligat” kenar başlıklı 10. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır.
Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.”
Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin;
“Bilinen adreste tebligat” kenar başlıklı “16. maddesinde “(1) Tebligat, öncelikle tebliğ yapılacak şahsın bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tespitinde, tebliğ isteyenin beyanı, muhatabın veya diğer ilgililerin bildirimleri ya da mevcut belgeler esas alınır.
(2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Ayrıca başkaca adres araştırması yapılmaz. 79 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre renkli bastırılan tebligat zarfında, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek bu adrese tebligat yapılacağına dair meşruhata yer verilir.”,
Hükümlerine yer verilmiştir.
Tebligat Kanunu, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunla değiştirildikten sonra, gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir. Bu değişikliğe göre, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresine, Kanun’un 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca doğrudan tebligat yapılması mümkün değildir. Muhataba çıkarılan ilk tebligat, bilinen veya gösterilen adresine yapılacaktır. Buna göre, ilk defa bildirilen adresin muhatabın (davalının) adres kayıt sistemindeki adresi veya başka bir adres olması arasında fark yoktur. Her iki adres de Tebligat Kanunu’nun 10/1. maddesi kapsamında bilinen adrestir. Bildirilen adrese çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi de nazara alınarak muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebligat çıkarılacaktır.
Tebligat Kanunu’nun 10/2 ve 21/2. maddeleri farklı şekilde yorumlanarak, başka adresi bilinmediği gerekçesiyle muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine doğrudan doğruya 21/2. maddesine göre tebligat çıkartılması muhatabın savunma hakkını kısıtlayacağından, Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesine ve Tebligat Kanunu’nun yukarıda bahsi geçen hükümlerine aykırı olacaktır.
Bu nedenlerle, az yukarıda açıklanan ilkeler gözönünde bulundurulmak suretiyle, 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde davalılardan …’a gerekçeli mahkeme kararının tebliği sağlanarak yasal temyiz süresinin beklenilmesi,
2.Davacı … vekili, 25.3.2016 tarihli dilekçesi ile, davanın kısmen reddine ilişkin kararın yerinde olmadığını beyan etmiştir.
Davacı vekilinin bahsi geçen dilekçesi katılma yoluyla temyiz dilekçesi niteliğindedir. Ancak temyiz harcının yatırıldığına ilişkin herhangi bir tahsilat ya da para makbuzu dosya arasında bulunmamaktadır. Temyiz harcının kaynağı, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken HUMK’un 434/2 maddesi ile 10.05.1965 tarihli ve 1965/1-1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararıdır. Bu nedenle, hükmü katılma yoluyla temyiz eden davacı vekili tarafından temyiz harcı yatırılmışsa; buna ait tahsilat, saymanlık ya da para makbuzunun bulunarak dosya arasına konulması, temyiz harcı yatırılmamışsa; HUMK’un 434/3. maddesi gereğince temyiz harcını yatırması için muhtıra çıkarılması, verilecek 7 günlük kesin süre içerisinde temyiz harcının yatırılması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususunun muhtırada belirtilmesi; verilen kesin süre içinde istenen temyiz harcı tamamlanmadığı taktirde, Mahkemece başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verileceği konusunda aynı biçimde muhtırada uyarı yapılması, tebliğ tarihinden itibaren 7 günlük kesin sürenin dolmasının beklenmesi; verilen kesin süre içinde harcın yatırılması halinde, dosyanın temyiz incelemesi için gönderilmesi; harcın yatırılmaması halinde Mahkemece, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilerek 7 günlük temyiz süresinin beklenilmesi, ondan sonra temyiz incelemesi için Dairemize gönderilmek üzere dosyanın Mahal Mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 09.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.