YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1586
KARAR NO : 2021/1897
KARAR TARİHİ : 02.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Trabzon Tüketici Mahkemesince verilen 12.11.2019 tarih ve 2019/105 E. -2019/412 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi’nce verilen 07.02.2020 tarih ve 2020/91-2020/107 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı banka nezdinde bulunan hesaplarından 22.02.2019 tarihinde internet bankacılığı yoluyla üçüncü kişilerin hesaplarına aktarılmak suretiyle toplamda 86.500,00 TL çekildiğini, bu işlemlere rızası olmadığı gibi tüm işlemlerin bilgisi dışında gerçekleştirildiğini, gerekli güvenlik tedbirlerini almayan davalı bankanın kusuru nedeniyle oluşan zarardan sorumlu olduğunu, zararının tazminine dair davalı bankaya gönderilen ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını ileri sürerek 86.500,00 TL’nin ihtarname tebliğ tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini, müvekkilinin meydana gelen olaylarda üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz yerine getirmesi ve güvenlik tedbirlerini almış olması nedeniyle kusursuz olduğunu, davacının kendi kusuruyla gerçekleşen işlemler nedeniyle müvekkilinden tazminat talep edemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, bankalar bir güven kuruluşu olarak mudilerinin hesaplarına dair her türlü güvenlik önlemini almak zorunda olduğu, davacının davalı bankada vadeli mevduat hesabı ile vadesiz mevduat hesapları bulunduğu, 22.02.2019 tarihinde davacının hesaplarından 3. şahısların IBAN hesaplarına toplamda 86.500,00 TL para çıkışı olduğu, davalı banka tarafından işlem yapılırken tek kullanımlık şifrenin davacıya gönderilmediği, EFT’nin yapılması öncesinde davalı banka tarafından davacı müşterinin onayının alındığının davalı banka tarafından ispatlanamadığı, günümüzde bankanın sistem güvenliği için en güvenilir yaygın uygulama olan internet şubesini kullanabilecek tüm müşterilerinin kolaylıkla kullanabileceği SMS mesaj yoluyla tek kullanımlık şifre kullanılması yönündeki sistemsel güvenlik uygulaması kullanılmadan davacının hesabından EFT yoluyla üç ayrı işlemle üç farklı kişinin IBAN hesaplarına para çıkışı işleminde davalı bankanın kusurlu olduğu, davalı tarafından neredeyse hiçbir güvenlik önlemi alınmadan havale yapılmasına imkan tanındığı ve bu şekilde davacının hesabından para çıkışlarına sebep verildiği ve para çıkışlarında davacı bilgilendirilmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 86.500,00 TL’nin davalı bankanın red yazısı
olan 07.03.2019 tarihinden itibaren işleyecek bankaların vadeli hesaplara uyguladıkları en yüksek faiz oranı uygulanarak davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemece hüküm kurmaya elverişli, taraf ve yargı denetimine açık bilirkişi raporuna istinaden yazılı gerekçeler ile davanın kabulüne karar verilmesinde ve davanın niteliği gereği davalı banka aleyhine nispi harca hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, bankacılık işlemi niteliğinde olan ve davalı banka yönünden ticari iş sayılan uyuşmazlık konusu olay uyarınca davacı; alacağın muaccel olduğu tarihe kadar hesabın niteliğine göre sözleşmede kararlaştırılan akdi faize (3095 sayılı Kanun’un 2/son maddesi) alacağın muaccel olduğu olduğu tarih sonrasında ise 3095 sayılı Kanun’un 2/2. maddesi uyarınca ticari faize hükmedilmesini talep edebileceği(Dairemizin 2014/12685-2016/963, 2009/12604-2011/4924, 2010/9949-2012/268 Esas-Karar sayılı ilamları), HMK’nın 26. maddesi uyarınca hakim tarafların talep sonucuyla bağlı olup ondan başkasına karar veremez. Davacı dava dilekçesinde ihtarname tebliğ tarihinden itibaren ticari faiz talebinde bulunmuş olup (3095 Sayılı Kanun’un 2/2. maddesi) temerrüt faizine ilişkin talep aşılarak ihtar tarihinden itibaren işleyecek bankaların vadeli hesaplara uyguladıkları en yüksek faiz oranına hükmedilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile 86.500,00 TL’nin davalı bankanın red yazısı olan 07.03.2019 tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4.431,42 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 02.03.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.