Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/3815 E. 2019/7838 K. 19.09.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3815
KARAR NO : 2019/7838
KARAR TARİHİ : 19.09.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili ile ihbar olunan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacılar … ve … vekili, davacıların 615 parsel sayılı taşınmazın maliki olduklarını, bu parselin uzun zamandan beri davalı tarafından hiçbir hakka dayanmaksızın kullanıldığını açıklayarak, elatmanın önlenmesi ile elatılan kısım için ecrimisil bedeli olarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 250 TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, davanın reddini savunmuştur.
İhbar olunan … vekili, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, davalının davacıya ait 615 parsel sayılı taşınmaza müdahalesinin menine, davacıların hisselerine tekabül eden 2.470,57 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara tapudaki hisseleri oranında verilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili ile ihbar olunan vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapulu taşınmazda elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
1. Temyiz isteminde bulunan Karayolları Genel Müdürlüğünün davada taraf olmadığı gibi davaya yöntemine uygun biçimde asli müdahil olarak katılmadığı anlaşılmakla, davada ihbar olunan durumunda olduğu için temyiz hakkı bulunmadığından, ihbar olunan vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2. a. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b. Davalı vekilinin dava değeri ve harca yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır. Bu tür davalarda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 120. maddesi ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16.maddesi uyarınca dava değerinin elatılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil veya tazminatın toplamından, elatmanın önlenmesi isteğinin yanında yıkım isteği de varsa dava değerinin elatılan yerin değeri ile yıkımı istenilen yapı değerinin toplamından (04.03.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) ibaret olacağı ve belirlenen bu değer üzerinden 492 sayılı Harçlar Kanununun 26, 27, 28, 30 ve 32 maddelerinde öngörüldüğü şekilde işlemlerin yerine getirilerek gerekli olan harcın alınacağı tartışmasızdır.
Harçlar Kanunu harç alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözetilmesini hükme bağlamıştır. 492 sayılı Kanun’un 32.maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanırken, 30. maddede “…muhakeme sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa yalnız o celse için muhakemeye devam olunacağı; takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam edilemeyeceği, HUMK’un 409.maddesinde (6100 sayılı HMK’nin 150. maddesinde ) ise; gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlı olduğu hükümlerine yer verilmiştir.
Somut olaya gelince; davacılar vekili tarafından dava dilekçesinde; elatmanın önlenmesi talebi ile birlikte fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere 250 TL ecrimisil talebinde bulunulduğu, elatmanın önlenmesi talebi yönünden dava değeri belirtilmediği, talep edilen ecrimisil miktarı üzerinden harç yatırılarak dava açıldığı belirlenmiştir. Her ne kadar mahkemece mahallinde keşif yapılarak rapor alınmışsa da düzenlenen raporlarda elatılan yerin değerinin tespit edilmediği ve mahkemece elatmanın önlenmesi talebi yönünden noksan harç tamamlanmadan yargılamaya devam edilerek karar verildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, öncelikle elatmanın önlenmesi talebi ile ilgili olarak elatılan yerin değerinin keşfen saptanması, saptanan bu değer üzerinden harç ikmalinin sağlanması, ondan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken elatmanın önlenmesi talebi yönünden harç alınmaksızın davanın görülmüş olması doğru olmamıştır.
Bundan ayrı, ecrimisil davaları niteliği itibariyle belirsiz alacak davası olup; davacılar vekili tarafından, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere 250 TL ecrimisil talep edilmiştir. 08.10.2015 tarihli yargılama oturumunda davacılar vekili, bilirkişi raporundaki rakamlar baz alınarak davacıların hisseleri oranında ecrimisil bedeline karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmesine rağmen arttırılan değer üzerinden harç ikmali yapılmadan karar verilmiş olması da doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda (2.b) nolu bentte yazılı nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (2.a) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, ihbar olunan vekilinin temyiz dilekçesinin yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde davalıya iadesine, 19/09/2019 tarihinde oy Birliğiyle karar verildi.