Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/5152 E. 2019/8031 K. 25.09.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5152
KARAR NO : 2019/8031
KARAR TARİHİ : 25.09.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Nüfus Kayıtlarının Düzeltilmesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın reddine dair kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 13.05.2019 tarihli ve 2017/11973 Esas, 2019/4905 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davacılar vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

K A R A R

Nüfus kaydında … adında bir çocuğunun göründüğünü gerçekte böyle bir çocuğunun olmadığını ileri sürerek …’nın nüfus kaydının iptalini istemiştir.
Davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 13.05.2019 tarihli ve 2017/11973 Esas, 2019/4905 Karar sayılı ilamı ile onanmasına dair kararının davacı vekili tarafından düzeltilmesi istenildiğinden dosya yeniden incelenmiştir.
04.06.1958 tarihli ve 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesinde hâkimin, Türk Hukuku’nu resen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir.
Dava, dava dilekçesi, yargılama aşamasında alınan taraf ve tanık beyanlarına göre davacı …’ın bekarlık hanesine evlilik dışı doğum olarak 12.08.1971 doğumlu nüfusa tescil edilen …’nın daha sonra davacı … ile …’ın 31.03.1973 tarihinde evlenmeleri ile 10.01.1971 doğumlu ve soybağı düzgün çocuk olarak 03.04.1973 tarihinde nüfusa tescil edilen …’nın aynı kişi olduğuna iddiasına dayalı mükerrer nüfus kaydının iptali istemine ilişkindir.
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 7. maddesine göre, resmi sicil ve senetler, belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı, kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça, herhangi bir şekle bağlı değildir. Bu duruma göre bir kimsenin nüfus kütüğüne birden fazla kaydedilmesi mümkün bulunmadığından, mükerrer olan kaydın iptaline karar verilmelidir. Kamu düzenini ilgilendiren böyle bir davada kayıtlardan hangisinin iptal edileceğine davacının tercih ve istemine bakılmaksızın mahkemece karar verilmelidir.
Nüfus kaydındaki düzeltme davaları kamu düzeni ile yakından ilgili olup, mahkemeler kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın doğru sicil oluşturmak zorundadır. Davanın bu niteliği gözönüne alınarak, mahkemelerce kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın kaydın doğru olarak tespiti zorunludur.
Somut olayda, … ve Mahiye kızı 01.03.1951 doğumlu İsmihan’ın evlilik dışı birliktelikten … Devlet Hastanesinde 12.08.1971 tarihinde doğan … adında bir kızı ile … ile evliliğinden 10.01.1971 doğumlu 03.04.1973 tarihinde nüfusa tescil edilen … adında bir başka kızı daha nüfusa kayıtlıdır. Davacı …, evlilik dışı doğum olarak nüfusa kayıtlı … adında bir kızı olmadığını, aşamalarda ise bu çocuğun … ile aynı kişi olduğunu, kaydın birisinin mükerrer olduğunu ileri sürmektedir.
Mahkemece, dava mükerrer nüfus kaydının iptali olarak kabul edilip, bir kişi hastanede doğmuş olsa dahi aynı kişinin daha sonra beyan üzerine farklı bir ad ile nüfusa tescil edilmesi olasılığı, aynı kadının dört ay içerisinde iki doğum yapamayacağı ve ülke gerçekleri de dikkate alınarak 10.01.1971 doğumlu …’nın nüfusa tesciline dayanak doğum tutanağı ilgili nüfus müdürlüğünden getirtilip, diğer deliller ile birlikte değerlendirilerek … ile …’nın aynı kişi olduğu tespit edilirse, işlem görmeyen …’nın nüfus kaydının iptali ile doğum tarihine dair bilginin …’nın nüfus kaydına aktarılmasına karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi,
Bu defa ki inceleme sonucu doğru görülmeyerek hükmün bozulması gerektiğinden onama kararının kaldırılarak hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 13.05.2019 tarihli ve 2017/11973 Esas, 2019/4905 Karar sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA, yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 442/1 maddesi gereğince aynı mahkeme ilamı ile ilgili bir defadan fazla karar düzeltme isteğinde bulunulamayacağından ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.09.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.