YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5976
KARAR NO : 2020/7051
KARAR TARİHİ : 11.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, vekil edeninin muris babasının 21.11.2011 tarihinde vefat ettiğini, geriye mirasçı olarak iki kız ve bir oğlunun kaldığını, vekil edenin miras hissesinin 1/3 olduğunu, murisin ölümü ile … Kuyumculuk, … adresinde bulunan ve tapunun … ili, … ilçesi, … mahallesi, Karakuyu mevkii, 1277 ada, 3 parsel, zemin kat B/l numarasında kayıtlı taşınmazın miras hisseleri oranında davalı, dava dışı … ve vekil edene intikal ettiğini, taşınmazın halen davalı tarafından kullanıldığını, vekil edene miras payı oranında ödeme yapılmadığını, vekil edenin hissesi oranında düşen kira bedelini davalıdan talep ettiğini ancak alamadığını, taşınmaza vaki elatmanın önlenmesi ile 2012 ve 2013 yılları için 32.000,00 TL ecrimisilin her aya ilişkin bedelin ilişkin olduğu ayın sonundan itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı, babalarının ölümünden sonra üç kardeşin mirasçı olarak kaldıklarını, dava konusu taşınmazda her birinin 1/3 oranında hak sahibi olduklarını, murisin vefatından önce dava konusu taşınmazda … ile birlikte ve ortak olarak kuyumculuk işi ile uğraştıklarını, bu iş yerinin iki dükkanın birleşiminden oluştuğunu, dükkanlardan birinin …’a diğerinin murise ait olduğunu, …’ın sahibi olduğu dükkanın ana caddeye cepheli olduğunu, …’ya ait olan dükkanın ise pasaj girişine cepheli olduğunu, dükkanların ara duvarlarının yıkılmak suretiyle tek dükkan oluşturulduğunu, davacının babasından miras kalan 1/3 hisseli dükkan için 2012 yılı kira bedelinin 2.500,00 TL, 2013 yılı kira bedelinin de 2.750,00 TL olduğunu ve davacının hesabına yatırıldığını, açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalının davacının 1/3 payına haksız işgalinin mevcut olduğu, haksız işgal tazminatının hesaplanması için inşaat mühendisi ve mülk alanında uzman bilirkişilerden alınan rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında olmakla, paya elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
1. Davacı vekilinin temyiz başvurusu incelendiğinde, gerekçeli kararın davacıya 22.06.2016 tarihinde mahkeme kaleminde bizzat elden tebliğ edilmiş olmasına rağmen davacının 11.07.2016 tarihinde temyiz başvurusunda bulunduğu anlaşılmakla yasal süresinde yapılmayan davacı temyizinin reddine,
2. Davalının süresinde olan temyiz itirazları incelendiğinde,
Bilindiği üzere, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa, açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya şuyun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Somut olayda, gerek yapılan keşif neticesinde tanzim edilen raporlar gerekse dinlenen tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere davalının, davacının 1/3 payına müdahalesinin olduğu açıktır. Dava paydaşlar arasında görülen elatmanın önlenmesi davası olmakla ancak davacının payına yönelik elatma hükmü kurulması gerekirken mutlak manada elatmanın önlenmesine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Mahkemece ecrimisil yönünden davanın kısmen kabulü ile 11.388,78 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de, hükmün gerekçesinde yazılı olan hususların tam olarak hükme yansıtılmamış olması doğru görülmemiştir. Mahkemece 11.388,78 TL alacağın her aya ilişkin ay sonundan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte denilerek hüküm kurulması doğru olmayıp her dönemin ayrı ayrı hüküm fıkrasında gösterilerek faizin başlangıç tarihi de belirtilmek suretiyle hüküm kurulması gerekmektedir. Hüküm bu haliyle infaza elverişli değildir. O halde Mahkemece hangi dönem için kaç lira ecrimisilin tahsili gerektiğinin ve buna göre faizin başlama tarihinin, diğer bir deyişle dönem sonlarının hükümde açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Ne var ki, bu yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün 1.fıkrasının 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 438/7. fıkrası gereğince hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan “11.388,78 TL alacağın her aya ilişkin ay sonundan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” kısmı kaldırılarak yerine “Davacının paya yönelik elatmanın önlenmesi talebinin kabulü ile 1277 ada 3 parsel zemin kat B/l nolu bağımsız bölümde davacının 1/3 payına davalının elatmasının önlenmesine,” hükmün 2.fıkrasında yer alan “Davacının elatmanın önlenmesine yönelik talebinin kabulüne,” kısmı kaldırılarak “2012 yılı için 6.666,6 TL ecrimisil alacağının 31.12.2012 tarihinden, 2013 yılı için 4.722,17 TL ecrimisil alacağının 16.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 11.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi