Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/10166 E. 2019/4671 K. 07.05.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/10166
KARAR NO : 2019/4671
KARAR TARİHİ : 07.05.2019

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı üçüncü kişi vekili, müvekkilinin müteveffa babasından devraldığı işyerinde amcasının borcundan dolayı haciz yapıldığını vekil edeni ile borçlunun aynı bahçenin içinde iki ayrı evde oturduklarını, bu nedenle haciz mahallinde evrak bulunmasının olağan olduğunu, borçlunun davacı ücüncü kişinin iş yerine ziyaret amaçlı olarak gidebildiğini, haciz yapılan işletmenin 90’lı yıllardan itibaren hiç bir zaman borçlu adına olmadığını belirterek, davanın kabulünü talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacının bahsettiği iki evin adreslerinin farklı olduğunu, ilçelerin dahi aynı olmadığını, istihkak iddiasının tamamen muvazaalı ve kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı ile borçlunun amca yeğen olduğu, takibe konu bonoda bulunan borçluya ait adreste haczin yapıldığı, haciz mahallinde borçluya ait bir çok evrak bulunduğu, her ne kadar beyana göre hazırlanmış ise de yapılan kolluk araştırmasında haciz mahallindeki iş yerini borçlu ve üçüncü kişinin birlikte işlettiğinin bildirildiği, dolayısıyla haciz adresinin aile işletmesi şeklinde işletildiği, bu durumda karinenin aksinin güçlü ve inandırıcı deliller ile üçüncü kişi tarafından ispat edilmesi gerektiği, davacının delil olarak yalnızca vergi levhası ve tanık beyanına dayandığı, vergi levhasının her zaman düzenlenebilecek nitelikteki evraklardan olduğu ve tanık bayanının karinenin aksini ispata elverişli olmadığı gerekçeleri ile, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Mahkemece karar verildikten sonra 12.04.2017 tarihinde, icra dosyasının infazen işlemden kaldırıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davaya konu menkuller üzerindeki haciz de kalkacağından konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, yargılama gideri ile vekalet ücreti yönünden de 6100 sayılı HMK’nin 331. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre karar verilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366 ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 07.05.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.